nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Ekonomi Sistemi

Madde 164: Devlet, ücretsiz olarak tüm sağlık hizmetlerini sağlar.

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 164: Devlet bütün sağlık hizmetlerini herkes için ücretsiz temin eder. Fakat ücretle doktor tutmak ve ilaç satmak yasaklanmaz.

 Sağlık, insanların vazgeçemeyeceği maslahatlardan ve kamu hizmetlerindendir. Dolayısıyla sağlık, zaruri işlerdendir. Nitekim Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], tedavi olmayı emretmiştir:

»جَاءَ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَنَتَدَاوَى؟ قَالَ: نَعَمْ، فَإِنَّ اللَّهَ لَمْ يُنْزِلْ دَاءً إِلاَّ أَنْزَلَ لَهُ شِفَاءً، عَلِمَهُ مَنْ عَلِمَهُ وَجَهِلَهُ مَنْ جَهِلَهُ«

"Bir Arabi gelerek dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü tedavi olmalı mıyız? Buyurdu ki: "Evet. Şüphesiz Allah, şifasını yaratmadığı hiç bir dert yaratmamıştır. Her kim onu (şifayı) bilmişse onu bilmiş olur. Her kim de onu bilmezse onun cahili olur." [Ahmed, Usâme İbn-u Şerîk kanalıyla tahric etti] Yine Tebarani'in Mucem-il Kebir'deki rivayetinde Usâme İbn-u Şerîk kanalıyla şöyle dediği geçmiştir:

»كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِصلى الله عليه وآله وسلم،فَأَتَاهُ نَاسٌ مِنَ الأَعْرَابِ فَسَأَلُوهُ، فَقَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَنَتَدَاوَى؟ قَالَ: نَعَمْ، إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ يُنْزِلْ دَاءً إِلا أَنْزَلَ لَهُ شِفَاءً«

 "Biz Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in yanında iken Arabiler gelerek dediler ki: Ey Allah'ın Resulü tedavi olmalı mıyız? Buyurdu ki: "Evet. Şüphesiz Allah, şifasını yaratmadığı hiç bir dert yaratmamıştır." Tirmizi'de ise Usâme İbn-u Şerîk'ten şu lafızla geçmiştir:

 »قَالَتْ الأَعْرَابُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَلا نَتَدَاوَى؟ قَالَ: نَعَمْ، يَا عِبَادَ اللَّهِ تَدَاوَوْا، فَإِنَّ اللَّهَ لَمْ يَضَعْ دَاءً إِلا وَضَعَ لَهُ شِفَاءً، أَوْ قَالَ دَوَاءً إِلا دَاءً وَاحِدًا، قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَمَا هُوَ؟ قَالَ: الْهَرَمُ«

 "Arabiler dediler ki: Ey Allah'ın Resulü tedavi olmalı mıyız? Buyurdu ki: "Evet. Ey Allah'ın kulları tedavi olunuz. Şüphesiz Allah [Azze ve Celle] şifasını yaratmadığı hiçbir dert yaratmamıştır." Veya şöyle buyurdu: "Tek bir derdin şifası yoktur." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Nedir o?" Buyurdu ki: "el-Heramu." [Tirmizi, bu hadisin hasen sahih olduğunu söyledi] Fethalı Hâ ve Râ ile el-Harem: ölüm ve yok oluşla sonuçlanan aşırı yaşlılıktır. Yani ölümün devası yoktur demektir.

  Bu da tedavinin mubah olduğuna delalet etmektedir. Tedavi sayesinde menfaat celbedilir ve mazarrat defedilir. Dolayısıyla tedavi, bir maslahattır. Ayrıca klinikler ve hastaneler, Müslümanların şifa ve tedavi amaçlı kullandıkları birer kamu kurumudur. Dolayısıyla aslen sağlık, maslahatlar ve kamu hizmetlerinden olmaktadır. Maslahatları ve kamu hizmetlerini yerine getirmek ise devlete aittir. Çünkü bunlar, Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in şu kavli gereği gözetimi devlete ait olan şeylerdendir:

 »الإِمَامُ رَاعٍ وَهُوَ وَمَسْؤُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ«

 "İmam bir çobandır ve raiyyesinden mesuldür." [el-Buhari, Abdullah İbn-u Ömer kanalıyla tahric etti] Sağlık da gözetim mesuliyetlerindendir. Bunun içindir ki bunu insanlara temin etmek devlete vaciptir. Bunun delillerinden bazıları şunlardır:  

  Muslim, Cabir kanalıyla şöyle dediğini tahric etmiştir:

 »بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِصلى الله عليه وآله وسلمإِلَى أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ طَبِيبًا، فَقَطَعَ مِنْهُ عِرْقًا ثُمَّ كَوَاهُ عَلَيْهِ«

 "Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Ubeyy İbn-u Ka'b'a bir doktor gönderdi. O da ondan bir damar kesti sonra üzerini dağladı."

 Keza el-Hakim, Mustedrak'ta Zeyd İbn-u Eslem'den babasının şöyle dediğini tahric etmiştir:

 )مرضت في زمان عمر بن الخطاب مرضاً شديداً، فدعا لي عمر طبيباً فحماني حتى كنت أمص النواة من شدة الحمية(

 "Ömer İbn-ul Hattab’ın zamanında çok ağır hasta oldum. Bunun üzerine Ömer, benim için bir tabip çağırttı. O kadar ateşlendim ki ateşin şiddetinden çekirdekleri emiyordum."

 Binaenaleyh devlet, tedavi (sağlık) hizmetlerini ücretsiz olarak temin etmelidir; çünkü bu, Beyt-ul Mâl’ın karşılıksız olarak maslahat ve refiklik yönünde harcama yapması gereken işlerdendir. Bunun içindir ki tüm sağlık hizmetlerini karşılıksız olarak temin etmelidir. İşte devletin sağlık hizmetlerini insanlara ücretsiz olarak temin etmesinin delili budur. Ücretle doktor tutmanın ve ona ücret ödemenin caiz olmasına gelince; çünkü tedavi olmak mubahtır. Nitekim Aleyhi's Salatu ve's Selam, yukarıdaki hadiste şöyle buyurmuştur:

 »يَا عِبَادَ اللَّهِ تَدَاوَوْا«

 "Ey Allah'ın kulları tedavi olunuz." Çünkü bu, yani tedavi olmak doktor tutan kimsenin karşılayabileceği bir menfaattir. Dolayısıyla icaranın tarifi buna intibak eder ve bu hususta bir yasaklama varit olmamıştır. Bunun da ötesinde şu hadis varit olmuştur:

 »احْتَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وآله وسلم حَجَمَهُ أَبُو طَيْبَةَ، وَأَعْطَاهُ صَاعَيْنِ مِنْ طَعَامٍ وَكَلَّمَ مَوَالِيَهُ فَخَفَّفُوا عَنْهُ«

 "Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Ebu Taybe'ye hacamat oldu ve ona iki saa yiyecek verdi. Dostlarıyla konuşunca bunu biraz hafiflettiler." [el- Buhari, Enes Radiyallahu Anh kanalıyla tahric etti] Dostlarından maksat, efendileridir. Çünkü o, bir topluluğa aitti. Ayrıca Muslim'in rivayeti de buna delalet etmektedir. Yine İbn-u Abbas'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir:

 »احْتَجَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وآله وسلم وَأَعْطَى الْحَجَّامَ أُجْرَةً، وَلَوْ كَانَ سُحْتاً لَمْ يُعْطِهِ«

 "Nebi [Sallallahu Aleyhi's Salatu ve's Selam], hacamat oldu ve haccama ücretini verdi. Eğer bu (hacamat ücreti) haram olsaydı vermezdi." [Ahmed, bu lafızla tahric etti ve el-Buhari ile Muslim, farklı lafızlarla bir benzerini tahric ettiler] O zaman hacamat, kullanılan bir tedavi türüydü. Dolayısıyla bundan ücret alınması doktor tutmanın caiz olduğuna delalet etmektedir. İlaç satmak da doktor tutmak gibidir. Çünkü bu, Allahuteala'nın şu kavlinin kapsamına giren mubah bir şeydir:

 }وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ{

 "Allah, alışverişi helal kıldı." [el-Bakara 275] İlaç satmayı haram kılan bir nass, varit olmamıştır.

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 176: Sanat ve Sanayinin alınması özel veya kamu niteliğine bağlıdır.

Madde 176: Sınaat ve fenler; ticaret, denizcilik ziraat yönünden ise ilime eklenebilir ve kayıtsız şartsız kabul edilebilirler, ressamlık ve heykeltıraşlık gibi özel bir bakış açısından etkilenmiş ise kültüre eklenebilir ama İslami bakış açısına aykırı olduğunda alınmazlar. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 153: Devlet, tabiyetini taşıyan herkesin işini garanti eder

Madde 153: Devlet, tabiyetini taşıyan herkes için iş bulmayı garanti eder. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 128: Ferdî Mülkiyet

Madde 128: Ferdî Mülkiyet; nispet edildiği kimseye bir şeyden faydalanma ve mukabilinde karşılık alma imkanı veren mal ve menfaat ile takdir edilmiş şeri bir hükümdür. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 35: Halifeyi nasbeden ümmettir

in Halife
Madde 35: Halifeyi nasbeden ümmettir. Fakat ümmet, biati şer-i yönde inikad olduğu sürece halifeyi azledemez. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 181: Siyaset; ümmetin dahilî ve haricî işlerini gütmektir.

Madde 181: Siyaset; ümmetin dahilî ve haricî işlerini gütmektir ve bu, devlet ile ümmet tarafından yapılır. Devlet, bu gütmeyi bilfiil yapandır. Ümmet ise onunla devleti muhasebe edendir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 177: Öğretim müfredatı tektir.

Madde 177: Öğretim müfredatı tektir. Devletin müfredatından başka bir müfredata izin verilmez. Devletin müfredatına bağlı kaldıkları, öğretim planının esası üzerine kurulu oldukları, bünyelerinde öğretim siyasetini ve gayesini gerçekleştirdikleri, bünyelerindeki öğretimi -ister öğrenci isterse öğretmen olsunlar- kız-erkek karışık olarak yapmadıkları ve herhangi bir taifeye veya dine veya mezhebe… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 44: Tefvîz muavininin tayininin şartı.

Madde 44: Tefvîz muavininin tayini şu iki hususu kapsamalıdır: Birincisi, umumi gözetim ve ikincisi de niyabettir. Bunun için halifenin ona “Seni kendi yerime vekil tayin ettim.” demesi gerekir. Ya da niyabet ve umumi gözetimi içeren manada bir söz söylemesi lazımdır. Şayet söz konusu tayin bu şekilde olmazsa muavin sayılmaz. Bu tür bir tayin halifenin, muavinleri halife muavinliğinin… Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!