nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Dışişleri Siyaseti

Madde 190: Antlaşmalar.

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 190: Askerî anlaşmalar ve onun cinsinden olan veya onunla bağlantılı olan -siyasî anlaşmalar ile üs ve liman kiralama sözleşmeleri gibi- tüm anlaşmalar kesin bir yasaklama ile yasaklanır. İyi komşuluk anlaşmaları, iktisadî, ticarî, malî ve kültürel anlaşmalar ile ateşkes anlaşmaları imzalamak ise caizdir.

Anlaşmanın tanımı şudur ki: Devletlerin belirli bir ilişkiyi düzenlemek ve bu ilişkinin tabi olduğu kuralları ve şartları belirlemek maksadıyla aralarında yaptıkları ittifaklardır. Müslüman fakihler ise anlaşmayı, müvedea olarak isimlendirmişlerdir. Müslümanlar ile kafirler arasında anlaşmalar yapılmasının caiz olduğunu delili Allahuteala'nın şu kavlidir:

}إِلاَّالَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ{

"Ancak kendisiyle aranızda bir misak bulunan bir topluma sığınanlar müstesna." [en-Nisâ 90] Ve şu kavlidir:

}وَإِنْ كَانَ مِنْ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِه{

"Eğer kendileriyle aranızda bir misak bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet." [en-Nisâ 92] Ve şu kavlidir:

}وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ إِلَّا عَلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ{

 "Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse sizinle aralarında misak bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın (o Müslümanlara) yardım etmek üzerinize borçtur." [el-Enfâl 72] Bu ayetlerde geçen misak, anlaşmadır. Nitekim Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], kafirlerle birçok anlaşma yapmıştır. Ancak anlaşmanın inikad sıhhati için ilgili şeri hükümlerin yanı sıra sürenin sınırlı olması gibi anlaşmanın konusunu şeriatın caiz kılmış olması şarttır. Anlaşmalar çeşitli olup bir kısmı siyasi anlaşmalardır bir kısmı siyasi olmayan anlaşmalardır.

 Siyasi olmayan anlaşmalara gelince; malî, iktisadî, ticarî, sınaî, kültürel ve benzeri ilişkiler gibi her birinin özel bir durumu olması bakımından iki ülke arasındaki ilişkinin keyfiyetini belirleyen ittifaklardır. Konusuna göre buna şeran bakılır ve konusuyla ilgili şeri hükümler uygulanır. Bunun içindir ki iktisadî anlaşmalar caizdir. Çünkü iktisadî anlaşmalarda ücretle ve dış ticaretle ilgili hükümler uygulanır. Ticarî anlaşmalar caizdir. Çünkü ticarî anlaşmalarda alış-veriş ve dış ticaret hükümleri uygulanır. Malî anlaşmalar caizdir. Çünkü malî anlaşmalarda sarf hükümleri uygulanır. Kültürel anlaşmalar caizdir. Çünkü kültürel anlaşmalarda gerek bilimsel konu gerekse öğrenilmesi ve öğretilmesinin doğuracağı kaçınılmaz ve olası sonuçları bakımından eğitim ve öğretim hükümleri uygulanır.

 Siyasi anlaşmalara gelince; üç kısımdır:

 Caiz olan siyasi anlaşmalar: Sulh ve ateşkes anlaşmaları gibi devletin varlığına etki etmeyen, iç veya dış otoritesini zayıflatmayan ve kendi aleyhine kafirlere otorite vermeyen anlaşmalardır. Nitekim Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Hudeybiye Sulhu'nda Kureyş ile ateşkes ve sulh yapmıştır. Yine saldırmazlık anlaşmaları gibi. Nitekim Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Beni Damra ve Beni Mudlic ile saldırmazlık anlaşmaları yapmıştır. Aynı şekilde iyi komşuluk anlaşmaları da caizdir. Çünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Yahudiler ile iyi komşuluk anlaşması yapmıştır. Ve hakeza.

 Zorunlu caiz olan anlaşmalar: Bu ise cizye alma ve küfür nizamı ile hükmetmeye devam etmesi karşılığında bir devletle yapılan anlaşma gibi devletin çok zor durumda olması halinde veya bizimle savaşan düşmanların ittifakından çekilmesi mukabilinde para verme karşılığında bir devletle yapılan anlaşma gibi düşmanların bizimle savaşmak için bir araya gelmesi halinde yapılan anlaşmalardır.

 Yasak olan anlaşmalar: Himaye anlaşması, daimi tarafsızlık anlaşması, sınırların daimi belirlenmesi anlaşması, havaalanlarının ve askeri üslerin kiralanması anlaşması ve benzeri anlaşmalar gibi anlaşmalar olup bunlar caiz değildir. Çünkü bunların konusu caiz değildir. Çünkü himaye, hem Müslümanlar aleyhine kafirlere otorite verir hem de Müslümanların küfrün emanı altına girmesini sağlar. Daimi tarafsızlık caiz değildir. Çünkü bu, Müslümanların otoritesini zayıflatır. Sınırların daimi olarak belirlenmesi caiz değildir. Çünkü bu, davetin taşınmaması ve cihat hükmünü askıya almak demektir. Havaalanlarının kiralanması caiz değildir. Çünkü bu, dâr-ul İslam aleyhine kafirlere otorite verir. Askeri üslerin kiralanması da böyledir.

 Askerî anlaşmalara gelince; Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu kavlinden dolayı haramdır:

»لا تَسْتَضِيئُوا بِنَارِ الْمُشْرِكِينَ«

"Müşriklerin ateşi ile aydınlanmayın." [Ahmed ve en-Nesâi, rivayet etti] Kavmin ateşi, savaştaki varlıklarına kinayedir. Şu kavlinden:

»فَلَنْ أَسْتَعِينَ بِمُشْرِكٍ«

"Ben asla bir müşrikten yardım almam."[Muslim, Aişe Radiyallahu Anhâden rivayet etti] Ebî Davud ve İbn-u Mâce'nin Aişe Radiyallahu Anhâden yaptıkları rivayet ise şöyle geçmiştir:

»إِنَّا لا نَسْتَعِينُ بِمُشْرِكٍ«

"Biz bir müşrikten yardım almayız." Ve şu kavlinden:

»لاَ نَسْتَعِينُ بِالْكُفَّارِ عَلَى الْمُشْرِكِينَ«

"Müşriklere karşı kafirlerden yardım almayız." [İbn-u Ebî Şeybe, Saîd İbn-u el-Munzir'den rivayet etti]

 Ahmed ve Ebu Davud'un, Zî Mahmer'den Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'i şöyle derken işittiğini rivayet etmelerine gelince:

»تُصَالِحُونَ الرُّومَ صُلْحًا آمِنًا، وَتَغْزُونَ أَنْتُمْ وَهُمْ عَدُوًّا مِنْ وَرَائِهِمْ«

"Rumlarla güvenli bir sulh yapacaksınız. Siz ve onlar, onların gerisindeki bir düşmanla savaşacaksınız." Hadisteki, "Siz ve onlar, onların gerisindeki bir düşmanla savaşacaksınız" kavli, Rum devletine değil fertlerine hamledilir. Çünkü şöyle demiştir:

»تُصَالِحُونَ الرُّومَ صُلْحًا آمِنًا، وَتَغْزُونَ«

"Rumlarla güvenli bir sulh yapacaksınız ve savaşacaksınız." Müslümanlar ile kafirler arasındaki sulh, ancak cizye vermeyi ve Müslümanların hükmü altına girmeyi kabul ettiklerinde olur. Çünkü İslam Müslümanlara, kendileriyle savaşan kafirleri şu üç şey arasında muhayyer bırakmalarını emretmiştir: Ya Müslüman olmak ya cizye vermek yada savaşmak. Kafir bir haldeyken onlarla sulhun olması ise ancak cizye vermeleri ve İslam rayesinin altına girmeleri halinde mümkündür. Dolayısıyla "Onlarla sulh yapacaksınız" kavli, onların Müslümanların rayesi altında olduklarına dair bir karinedir. Dolayısıyla onlar o zaman fertlerden ibarettiler ve Rumlarla yaşanan şeylerin vakıası da bunu teyit etmektedir. Zira Müslümanlar, onlarla savaştılar, onları hezimete uğrattılar ve beldelerini işgal ettiler. Dolayısıyla Rumlar, Müslümanlarla birlikte fert olarak savaşmıştır. Ancak Rum devleti, İslam Devleti ile birlikte gerilerinde olan bir düşmanla savaşmamışlardır. Bu da bu hadiste geçen Rumlardan muradın bir devlet değil fertler olduğunu teyit etmekte ve delillerin arasını cem etmek ve delillerle amel etmek üzere buna hamledilmesi gerekir. Nitekim usul-ul fıkıhta bilindiği üzere iki delille birden amel etmek ikisinden birini ihmal etmekten daha evla olup cem etmek imkansız olmadıkça tercihe başvurulmaz. Böylece ortaya çıkmaktadır ki bir devlet olarak müşriklerden yardım almanın caiz olduğuna delalet eden bir delil bulunmamaktadır. Aksine kesinlikle bunun caiz olmadığı hususundaki deliller sarihtir.

 İşte bunlar bu maddenin delilleridir.

Anayasanın bazı maddeleri

anayasa

Madde 13: Asıl olan, beraat-i zimmettir.

Madde 13: Asıl olan, beraat-i zimmettir. Bir kimse ancak mahkeme kararıyla cezalandırılır. Kim olursa olsun, herhangi bir kimseye işkence yapmak kesinlikle caiz değildir. Her kim bunu yaparsa cezalandırılır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 184: Dış siyasette siyasi manevralar.

Madde 184: Dış siyasette siyasi manevralar zaruridir. Siyasi manevralardaki kuvvet ise amellerin ilanında ve hedeflerin gizlenmesinde saklıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 89: Mezâlim kâdıları

in Yargı
Madde 89: Mezâlim kâdısı, bir veya daha fazla kişi ile sınırlandırılmaz. Devlet başkanı, zulümleri ortadan kaldırmak için ihtiyacına göre sayıları ne kadar olursa olsun, mezâlim kâdısı tayin eder. Ancak bir davaya bakılırken hüküm verme salahiyeti yalnızca bir kâdıya aittir, daha fazlasına değil. Duruşma esnasında, hükme yetkili kâdının yanında başka mezâlim kâdılarının bulunması caizdir. Fakat… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 52; Devletin yönettiği beldeler, birimlere ayrılır.

in Valiler
Madde 52: Devletin yönettiği beldeler, birimlere ayrılır. Her bir birim “vilayet” olarak adlandırılır. Her vilayet de birimlere ayrılır, her bir birim “âmillik” olarak adlandırılır. Vilayete bakan kişi, “vali” veya “emir” olarak adlandırılır. Âmilliğe bakan kişi ise “âmil” veya “hâkim” olarak adlandırılır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 156: Devlet, tebaasının nafakasını garanti eder.

Madde 156: Devlet, malı ve işi olmayan, nafakasını temin edecek kimsesi bulunmayan kimselerin nafakalarını garanti eder. Yaşlıların ve özürlülerin barındırılmasını üstlenir. Devamını oku
anayasa

Madde 17: Yönetim ve İdare

Madde 17: Yönetim merkezîdir. İdare ise merkezî değildir. Devamını oku
anayasa

Madde 6: Devletin tebaaları eșittir.

Madde-5: İslami tabiiyeti (uyruğu) taşıyan herkes, şer’i haklara sahiptir ve şer’i yükümlülüklerle sorumludur. Madde-6: Devletin, yönetimde, yargıda, işlerin güdülmesinde yada benzeri konularda tebaanın fertleri arasında herhangi bir ayrım yapması caiz değildir. Bilakis ırk, din, renk ve benzeri özelliklere bakmadan herkese tek bir bakışla bakmalıdır. Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!