nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Ictima i Nizam

Madde 118: Halvet ve Teberrüc

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 118: Mahrem olmayan biriyle halvet men edilir. Yabancılar önünde teberrüc ve avretin açılması da men edilir.

 Bu madde şu üç hususu açıklamaktadır:

 Birincisi: Halvetin men edilmesi ve bunun delili Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavlidir:

«وَلاَ يَخْلُوَنَّ رَجُلٌ بِامْرَأَةٍ، فَإِنَّ ثَالِثَهُمَا الشَّـيْطَانُ»

“Bir erkek, bir kadınla halvette bulunmasın. Şüphesiz onların üçüncüsü şeytandır.” [Ahmed, - sahih isnadla- Ömer RadiyAllahu Anh kanalıyla tahric etti] Ve Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavlidir:  

«لاَ يَخْلُوَنَّ رَجُلٌ بِامْرَأَةٍ إِلاَّ وَمَعَهَا ذُو مَحْرَمٍ»

“Beraberinde bir mahremi olmadıkça bir erkek, bir kadınla halvette bulunmasın.” [Müslim tahric etti]

 İkincisi teberrücün men edilmesi ve bunun delili Allahuteala’nın şu kavli:  

((غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزِينَةٍ))

“ziynetleri teberrüc etmeksizin” [en-Nûr 60] Ve şu kavlidir:

((وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ))

“Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye o kadınlar ayaklarını yere vurmasınlar.” [en-Nûr 31] Böylece Allah, teberrücten sayılan davranışlarından herhangi bir davranışı yasaklamıştır. Lügatte teberrüc, ziynetin açığa vurulmasıdır. Kamus-ul Muhît’te şöyle denmiştir: “Kadın teberrüc etti: Ziynetini erkeklere gösterdi.” Bu anlam, aynı zamanda teberrüc kelimesinin şer-i manasıdır. Dolayısıyla tebberüc, süslenmekten farklı bir şeydir. Çünkü teberrüc bir şeydir süslenmek başka bir şeydir. Zira bir kadın süslenmiş olabilir ama ziyneti dikkat çekmeyecek şekilde normal olursa teberrüc etmiş olmaz. Dolayısıyla teberrücün men edilmesinin anlamı kesinlikle süslenmekten men edilmek demek değildir. Bilakis teberrücün men edilmesi, erkeklerin dikkatini kadına çeken süslenmenin men edilmesidir. Çünkü teberrüc, ziynetin ve güzelliklerin yabancılara gösterilmesidir. Denilir ki kadın teberrüc etti: Yani ziynetini ve güzelliklerini yabancılara gösterdi. Nitekim teberrücten sayılan davranışları yasaklayarak gelen nasslar bu manayı teyit etmektedir. Zira bu nassların istikrası sonucunda bunların, güzellikler ile ziynetin gösterilmesini yasakladığı ve bunlardan kesinlikle süslenmenin yasaklandığının anlaşılmadığı görülür. Mesela Allahuteala’nın,

(( وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ))

“Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye o kadınlar ayaklarını yere vurmasınlar.” [en-Nûr 31] kavlinin ziynetin gösterilmesini yasakladığı gayet açıktır. Zira Allah Subhânehu:   

(( لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ))

“Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye…” buyurmuştur. Yine Ebî Musa el-Eşari’den Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

«أَيُّمَا امْرَأَةٍ اسْـتَعْطَرَتْ فَمَرَّتْ عَلَى قَوْمٍ لِيَجِدُوا مِنْ رِيحِهَا فَهِيَ زَانِيَةٌ»

“Herhangi bir kadın, kokusunu alsınlar diye  koku sürerek bir kavmin yanından geçerse o, zânidir.” [en-Nesâi ve el-Hakim -sahihleyip- tahric ettiler] Yani zâni gibidir demektir. Aynı şekilde bu hadis de teberrücten sayılan herhangi bir davranışı yasaklamaktadır. Bu da,  

"اسْـتَعْطَرَتْ فَمَرَّتْ عَلَى قَوْمٍ لِيَجِدُوا مِنْ رِيحِهَا"

“…kokusunu alsınlar diye koku sürerek bir kavmin yanından geçerse…” kavlinde gayet açıktır. Bu ifade ziyneti göstermeyi yasaklamaktadır. Yani kokusunu erkekler alsın diye koku sürmeyi yasaklamaktadır. Yine Ebî Hurayra’dan Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

«صِنْفَانِ مِنْ أَهْلِ النَّارِ لَمْ أَرَهُمَا: قَوْمٌ مَعَهُمْ سِيَاطٌ كَأَذْنَابِ الْبَقَرِ يَضْرِبُونَ بِهَا النَّاسَ، وَنِسَاءٌ كَاسِيَاتٌ عَارِيَاتٌ مُمِيلاَتٌ مَائِلاتٌ رُءُوسُهُنَّ كَأَسْنِمَةِ الْبُخْتِ الْمَائِلَةِ، لاَ يَدْخُلْنَ الْجَنَّةَ وَلا يَجِدْنَ رِيحَهَا، وَإِنَّ رِيحَهَا لَـيُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ كَذَا وَكَذَا»

“Henüz görmediğim insanlardan iki sınıf vardır; yanlarında insanlara vurdukları sığırkuyruğu gibi kırbaçların olduğu kavim ve cennete giremeyecek, kokusu şu şu mesafeden alındığı halde onun kokusunu alamayacak başları deve hörgücü gibi olup böbürlene kibirlene giden giyinmiş çıplak kadınlardır.” [Müslim tahric etti] Aynı şekilde bu hadis de teberrücten sayılan davranışlarından herhangi bir davranışı yasaklamaktadır. Bu da güzelliklerin gösterilmesi anlamına gelen şu kavlinde:  

"كَاسِيَاتٌ عَارِيَاتٌ"

“giyinmiş çıplaklar”, erkeklerin dikkatini çeken davranışlarda bulunmaları anlamına gelen şu kavlinde:  

"مُمِيلاَتٌ مَائِلاتٌ"

“böbürlene kibirlene giden” ve saçlarının süsünü göstermeleri anlamına gelen şu kavlinde:  

"رُءُوسُهُنَّ كَأَسْنِمَةِ الْبُخْتِ الْمَائِلَةِ"

“başları deve hörgücü gibi olup” gayet açıktır. Yani deve hörgücüne dönüşünceye kadar saçlarını başörtüsü veya eşarp ve benzerlerini dolayarak toplamaları ve kabartmaları demektir. Hadiste geçen “el-Baht” kelimesi Horasan devesi demektir. Yani saçlarını Horasan devesinin hörgücüne benzer şekilde örmeleridir. Bu hadiste de ziynetin erkeklere gösterilmesinin yasaklandığı gayet açıktır. Hakeza teberrücten sayılan davranışlarından herhangi bir davranışı yasaklayarak gelen nassların hepsi, erkeklerin meylini kendilerine çekmek için ziynetin gösterilmesini yasaklamayı açıklamaktadır. Bu da teberrücün lügatte ziynetin gösterilmesi anlamına geldiğini teyit etmektedir. Dolayısıyla men edilen şey, lügat manasına ve teberrücten sayılan davranışlarından herhangi bir davranışı yasaklayan hadislerin manasına binaen teberrüctür. Yoksa men edilen teberrücten başka bir şey olan süslenmek değildir.

 Üçüncüsü: Kadının yabancı erkekler önünde avretini açığa çıkarmasının men edilmesidir. Zira kadının yüzü ve elleri dışında bedeninin tamamını örtmesi vaciptir. Bunun delili Allahuteala’nın şu kavlidir:

((وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا))

“Kendiliğinden görünen yerler müstesna ziynetlerini açığa vurmasınlar.” [en-Nûr 31] İbn-u Abbas dedi ki: Yüz ve ellerdir. [el-Beyhaki, Sünen-i Kubrâ’da, İbn-u AbdilBerr et-Temhid’de ve İbn-u Kesir Tefsir’de tahric ettiler] Yine Aleyhi’s Salâtu ve’s Selam şöyle buyurdu:

«إِنَّ الْجَارِيَةَ إِذَا حَاضَتْ لَمْ يَصْلُحْ أَنْ يُرَى مِنْهَا إِلاَّ وَجْهُهَا وَيَدَاهَا إِلَى المِفْصَلِ»

“Kız çocuğu hayız olduğunda yüzü ve bileğe kadar elleri dışında ondan bir yerin görülmesi uygun değildir.” [Ebu Davud mürsel olarak tahric etti] Dolayısıyla yüzü ve elleri dışında kadının bedeninin tamamı avrettir. Dolayısıyla da kadının onu örtmesi vaciptir. Ancak Şâri, elbisede deriyi örtmesini şart koşmuştur. Zira derinin rengini yani cildin yanı sıra beyaz veya kırmızı veya esmer veya siyah veya benzeri gibi üzerindeki rengini de örten bir örtüyü vacip kılmıştır. Yani örtünün, hem cildi hem de cildin rengini beyazı kırmızısından, kırmızısını da esmerinden ayırt edilmeyecek şekilde örten bir örtü olması gerekir. Eğer bu şekilde olmazsa avret için bir örtü olarak itibar edilmez. Mesela arkasındaki cildin rengini gösteren şeffaf bir elbise olup cildin beyazlığı, kırmızlığı ve esmerliği biliniyorsa avret için bir örtü olmaya uygun olmaz ve onunla avret örtülmemiş, açık olarak itibar edilir. Çünkü şeran örtünmek, ancak cildi, cildin rengiyle birlikte örtmekle gerçekleşir. Şâri’nin, rengi bilinmeyecek şekilde derinin ciltle birlikte örtülmesini vacip kılmasının delili ise Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavlidir:

«لَمْ يَصْلُحْ أَنْ يُرَى مِنْهَا»

“Onun bir yerinin görünmesi uygun değildir.” Bu hadis, Şâri’nin avreti örten şeyin içerisindeki avreti göstermemesini yani içerisindekileri belli etmeyecek şekilde cildi örtmüş olmasını şart koştuğuna dair açık bir delildir. Dolayısıyla kadının, avreti örten şeyi, ince olmayan yani altındakileri göstermeyen ve altındakileri de belli etmeyen bir elbise kılması vaciptir.

Anayasanın bazı maddeleri

anayasa

Madde 6: Devletin tebaaları eșittir.

Madde-5: İslami tabiiyeti (uyruğu) taşıyan herkes, şer’i haklara sahiptir ve şer’i yükümlülüklerle sorumludur. Madde-6: Devletin, yönetimde, yargıda, işlerin güdülmesinde yada benzeri konularda tebaanın fertleri arasında herhangi bir ayrım yapması caiz değildir. Bilakis ırk, din, renk ve benzeri özelliklere bakmadan herkese tek bir bakışla bakmalıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 177: Öğretim müfredatı tektir.

Madde 177: Öğretim müfredatı tektir. Devletin müfredatından başka bir müfredata izin verilmez. Devletin müfredatına bağlı kaldıkları, öğretim planının esası üzerine kurulu oldukları, bünyelerinde öğretim siyasetini ve gayesini gerçekleştirdikleri, bünyelerindeki öğretimi -ister öğrenci isterse öğretmen olsunlar- kız-erkek karışık olarak yapmadıkları ve herhangi bir taifeye veya dine veya mezhebe… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 79: Hâkimlerin geleneğinde dairesel ve özelleştirme.

in Yargı
Madde-79: Kâdı, muhtesib ve mezâlim kâdısının, tüm beldelerdeki bütün davalara bakmak üzere kadâda genel bir göreve tayin edilmeleri caizdir. Belirli bir yere, çeşitli davalar için özel görev ile tayin edilmeleri de caizdir. Devamını oku
anayasa

Madde 9: İçtihat, farz-ı kifayedir

Madde 9: İçtihat, farz-ı kifayedir. İçtihat şartlarına sahip olan her Müslümanın içtihat yapma hakkı vardır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 54: Valinin yetkileri

in Valiler
Madde 54: Vali, halifenin naibi olarak, yönetim salahiyetlerine ve vilayetindeki dairelerin idarî işlerini denetim salahiyetlerine sahiptir. Böylece vilayeti içerisinde ordu, kadâ (yargı) ve maliye dışındaki bütün yetkilere sahiptir. O, vilayet ahalisi üzerine emirlik yapar ve vilayetiyle ilgili bütün konulara bakar. Ancak polis, idare bakımından değil, infaz bakımından onun emirliği altındadır. Devamını oku
anayasa

Madde 7: Șer’i hükmün uygulanması

Madde-7: Devlet, İslami tabiiyeti taşıyan Müslüman ve gayrimüslim herkese İslami şeriatı aşağıdaki şekilde infaz eder: Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 154: Çalışanlar ve ücretler

Madde 154: Fertlerin yanında ve şirketlerde çalışanlar, hakların ve yükümlülüklerin tümünde devlette çalışanlar gibidir. Ücretle çalışmakta olan herkes, -iş veya işçi türü değişse de- çalışandır. Ücretli ile işveren ücret miktarında anlaşmazlığa düşerlerse, ecr-i misle (piyasa ücretine) göre hüküm verilir. Bunların dışındaki hususlarda anlaşmazlığa düştüklerinde ise aralarında şeri hükümlere göre… Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!