nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Ictima i Nizam

Madde 115: Kadının devlet görevleri

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 115: Kadının devlet görevlerine tayin edilmesi, Ümmet Meclisi üyelerini seçmesi, Ümmet Meclisine üye olması, halifenin seçilmesine ve halifeye biat verilmesine iştirak etmesi caizdir.

Bu maddenin delili; icâranın delilidir. Çünkü hem memur hem de kâdı bir ücretlidir. İcâranın delili ise genel ve mutlak olarak gelmiştir. Zira Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurmuştur:

«أَعْطُوا الأَجِيرَ أَجْرَهُ قَـبْلَ أَنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ«

“Ücretliye teri kurumadan ücretini verin.” [İbn-u Mâce, Abdullah İbnu Ömer kanalıyla tahric etti] Buradaki ücretli lafzı genel olup kadını da erkeği de kapsar. Aynı şekilde el-Buhari, Ebî Hurayra kanalıyla Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in Rabbinden rivayetle şöyle dediğini tahric etti:

 «ثَلاثَةٌ أَنَا خَصْمُهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ«

“Üç kişi vardır ki kıyamet günü ben onların hasmıyım.” Devamla şöyle dedi:

 «وَرَجُلٌ اسْـتَأْجَرَ أَجِيرًا فَاسْـتَوْفَى مِنْهُ وَلَمْ يُعْطِ أَجْرَهُ«

“Bir kimseyi ücretle tutup ondan faydalandığı halde ücretini vermeyen kişidir.” Burada “ücretli” lafzı, mutlak olup erkeği de kadını da kapsar. İcâranın tarifi şudur ki “bir bedel karşılığında bir menfaat üzerinde yapılan akittir.” Hükümet dairlerinde ve kadâda çalışmak ise devlet ile memur arasında bir bedel karşılığında -ki maaştır- üzerinde akdin yapıldığı bir menfaattir. Nitekim Ömer İbn-ul Hattab, kavmi arasında eş-Şifâ adındaki bir kadını Medine’de hisbe kâdısı olarak görevlendirmiştir. Ancak kadının ne Mezâlim kadâsını ne de Mezâlim kadâsından sorumlu kâdı’l kudâyı üstlenmesi caiz değildir. Çünkü bunlar yönetimdendir.

Ümmet Meclisine gelince; şûra ve muhasebe için vardır. Şûra ise şu genel delillerle sabittir:

 ))وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ((

“İş hususunda onlar ile müşavere et!” [Âl-i İmân 159 ]

 ))وَأَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ((

“Onların işleri, aralarında şurâ iledir.” [eş-Şurâ 38] Nitekim el-Buhari, el-Misver İbn-u Mahrame kanalıyla şunu tahric etti: “Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Müslümanlar tıraş olmaktan ve saçlarını kısaltmaktan imtina edince Ümmü Seleme’nin yanına girdi ve ona şöyle dedi:

« لَقَدْ هَلَكَ الْمُسْلِمُونَ«

“Müslümanlar helak olmuştur.” Olanları Ümmü Seleme’ye anlatınca ona dedi ki: “Tıraş ol. Onlar sana muhalefet etmeyeceklerdir.” Allah’ın Resulü, bunu yapınca hemen onlar da tıraş oldular ve saçlarını kısalttılar. Sonra ona dedi ki: “Onlarla yola çıkmada acele et.” O da bunu yaptı.” Böylece Allah’ın Resulü, bir kadının görüşünü almıştır ki bu da siyasette ve diğer her şeyde kadının görüşünün alınacağına delalet eder. Şûra Meclisi üyesi, ancak görüş hususunda bir vekildir. Vekalet ise hakkındaki delilin genel olmasından dolayı erkek için caiz olduğu gibi kadın için de caizdir. Muhasebe de böyledir. Zira marufu emretme ve münkerden nehyetmenin nassları genel olup erkeği de kadını da kapsar. Nitekim Müslim, Ümmü Seleme’den Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle dediğini rivayet etti:

«سَتَكُونُ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ، فَمَنْ عَرَفَ بَرِئَ، وَمَنْ أَنْكَرَ سَلِمَ، وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ، قَالُوا: أَفَلاَ نُقَاتِلُهُمْ؟ قَالَ: لا مَا صَلَّوْا«

“Yöneticiler olacaktır. Onları tanıyacaksınız ve reddedeceksiniz. Her kim onları tanırsa beri olur. Her kim onlara karşı çıkarsa selamette olur. Ancak her kim razı olur ve tabii olursa (o başka)! Dediler ki: Onlarla savaşmayalım mı?Dedi ki: Salâhı ikame ettikleri (İslam ile yönettikleri) sürece, hayır!” Burada salâh İslam’la hükmetmeye kinayedir. Hadis, hem erkek hem de kadın için geneldir. Dolayısıyla erkekler yöneticiyi muhasebe edebileceği gibi kadınlar da muhasebe edebilir. Erkeklerin yöneticiyi muhasebe etmesine gelince; el- Buhari ve Muslim, Ebî Hurayra’dan şöyle dediğini rivayet ettiler:

«لَمَّا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وآله وسلم وَكَانَ أَبـُو بَكْرٍ رضي الله عنه، وَكَفَرَ مَنْ كَفَرَ مِنَ الْعَرَبِ، فَقَالَ عُمَرُ رضي الله عنه: كَيْفَ تُقَاتِلُ النَّاسَ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وآله وسلم: أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لا إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، فَمَنْ قَالَهَا فَقَدْ عَصَمَ مِنِّي مَالَهُ وَنَفْسَهُ إِلاَّ بِحَقِّهِ، وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ. فَقَالَ: وَاللهِ، لأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الصَّلاةِ وَالزَّكَاةِ، فَإِنَّ الزَّكَاةَ حَقُّ الْمَالِ، وَاللهِ، لَوْ مَنَعُونِي عَنَاقًا كَانُوا يُؤَدُّونَهَا إِلَى رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وآله وسلم لَقَاتَلْـتُهُمْ عَلَى مَـنْعِهَا. قَالَ عُمَرُ رضي الله عنه: فَوَاللهِ، مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ قَدْ شَرَحَ اللَّهُ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ رضي الله عنه، فَعَرَفْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ«

“Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] vefat edince, Ebû Bekir [RadiyAllahu Anh] geldi. Araplardan küfre girenleri tekfir etti. Bunun üzerine Ömer [RadiyAllahu Anh] şöyle dedi: “İnsanlar ile nasıl savaşıyorsun? Oysa Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] şöyle buyurdu:

«أُمِرْت  أَنْ  أُقَاتِلَ  النَّاسَحَتَّىيُقوُلوالاإِلهَإِلاَّاللَّهُ،فمَنْقاَلهافَقدْعَصَمَ  مِنِّي  مَالَهُ َ] لاإَلهَإِلاَّاللَّهُ[ وَنَفْسَهُ  إِلاَّبِحَقِّهِ  وَحِسَابُهُ  عَلىاللَّهِ«

“Allah’tan başka ilah yoktur” deyinceye kadar insanlar ile savaşmakla emrolundum. Her kim onu söylerse benden malını ve canını ancak hakkı ile korumuş olur. Hesabı da Allah’a kalır.” O da dedi ki: “Vallahi, her kim salâh ile zekatın arasını ayırırsa mutlaka onunla savaşırım. Çünkü zekat, malın hakkıdır. Vallahi, Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e verdikleri bir oğlağı bana da vermezlerse, sırf bunu men ettikleri için bile onlarla savaşırım.” Ömer [RadiyAllahu Anh] dedi ki: “Vallahi bu, Allah’ın Ebû Bekir’in göğsünü açmasından başka bir şey değildi. O zaman onun haklı olduğunu anladım.” Kadınların yöneticiyi muhasebe etmesine gelince; bir kadın, insanların dört yüz dirhemden fazla mehir vermesini yasaklamasından dolayı Ömer [RadiyAllahu Anh]’a karşı çıktı ve ona şöyle dedi: “Bu senin hakkın değil, Yâ Ömer! Sen Allah Subhânehu’nun şu kavlini işitmedin mi?

))وَآَتَيْتُمْ إِحْدَاهُنَّ قِنْطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا مِنْهُ شَيْئًا((

“Onlardan birisine bir kantar (altın) vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın!” [en-Nîsa 20] Bunun üzerine şöyle dedi: “Kadın isabet etti ve Ömer hata etti.[Kurtubi Tefsir’inde, el-Amidi el-İhkam’da ve Gazali, el-Mustasfa’da zikrettiler] Kadının halifeyi seçmesine ve halifeye biat etmesine gelince; kadınların biati hakkındaki Ümmü Atiyye hadisi gayet açıktır. El-Buhari, Ümmü Atiyye kanalıyla şöyle dediğini tahric etti:

«بَايَعْـنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وآله وسلم فَقَرَأَ عَلَيْنَا أَنْ لاَ يُشْرِكْنَ بِاللَّهِ شَـيْئًا وَنَهَانَا عَنِ النِّـيَاحَةِ، فَقَبَضَتِ امْرَأَةٌ مِنَّا يَدَهَا ...«

“Biz Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e biat ettik ve Allah’ın resulü bize; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamamızı emreden ayeti okudu ve bağırıp çağırarak ağlamayı yasakladı. Derken bizden bir kadın Allah’ın resulünün elini tuttu.” Aynı şekilde şu ayet-i kerimede varit olan da kadınların biati hakkında gayet açıktır:

   ((إِذَا جَاءَكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَك))

“Mümine kadınlar sana biat etmeye geldikleri zaman” [el-Mumtehine 12] Bundan dolayı kadının halifeyi seçmesi ve ona biat etmesi caizdir.

Anayasanın bazı maddeleri

anayasa

Madde 19: Yöneticinin Șartları.

Madde 19: Erkek, hür, akil, baliğ, adil, kâdir ve kifayet ehli olanlar dışındaki kimselerin yönetimi veya yönetimden sayılan herhangi bir işi üstlenmesi caiz olmadığı gibi, Müslümandan başkasının üstlenmesi de caiz değildir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 125: Fertlerin temel ihtiyaçlarının garantisi

Madde 125: Fert fert tüm fertlerin bütün temel ihtiyaçlarının tam bir şekilde doyurulması garanti edilmelidir. Her ferdin, lüks ihtiyaçlarını mümkün mertebe en yüksek seviyede karşılanmasına imkan verilmesi garanti edilmelidir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 184: Dış siyasette siyasi manevralar.

Madde 184: Dış siyasette siyasi manevralar zaruridir. Siyasi manevralardaki kuvvet ise amellerin ilanında ve hedeflerin gizlenmesinde saklıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 171: Eğitim Politikası ve müfredatın temelleri.

Madde 171: Öğretim siyaseti; İslami akliyet ve İslami nefsiyet oluşturmaktır. Bu siyasete göre verilecek bütün ders müfredatı belirlenmelidir. Madde 172: Öğretimin gayesi; İslami şahsiyeti oluşturmak ve insanları, hayatın işlerine ilişkin ilimler ve bilgiler ile donatmaktır. Öğretim yöntemleri de bu gayeyi gerçekleştirecek şekilde olur. Bu gayeye götürmeyen ve bu gayenin dışına çıkan her yöntem… Devamını oku
anayasa

Madde 107: mmet Meclisine ve Vilayet Meclisine üyelik.

Madde-107: Hilafet Devleti’nin tabiiyetini taşıyan herkes, ister erkek ister kadın olsun ister Müslüman ister gayrimüslim olsun âkil ve bâliğ ise Ümmet Meclisine ve Vilayet Meclisine üye olma hakkına sahiptir. Fakat gayrimüslimlerin üyeliği, yöneticilerin zulmünü veya İslam’ın kötü tatbik edilmesini şikayet ile sınırlıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 116: Kadının yönetimdeki görevi

Madde 116: Kadının yönetim görevini üstlenmesi caiz değildir. Dolayısıyla halife, muavin, vali ve âmil olamaz. Yönetimden sayılan herhangi bir işi üstlenemez. Aynı şekilde kâdı’l kudâ (baş hakim), Mezâlim Mahkemesinde kâdı ve cihat emiri de olamaz. Devamını oku
anayasa

Madde 75: Kadâ´nın Hükmü Bağlayıcıdır.

in Yargı
Madde 75: Kadâ, bağlayıcı olacak şekilde hüküm bildirmektir ki o, insanlar arasındaki husumetleri ayırır veya cemaat hakkına zarar veren unsurları yasaklar veya insanlarla yönetim cihazından yönetici yada memur, halife yada emrindekilerden herhangi biri arasında çıkan anlaşmazlıkları ortadan kaldırır. Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!