nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Ekonomi Sistemi

Madde 132: Mülkiyetteki tasarruf, Şâri’nin iznine bağlıdır

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 132: İster infak tasarrufuna ait olsun ister mülkün arttırılması tasarrufuna ait olsun mülkiyetteki tasarruf, Şâri’nin iznine bağlıdır. İsraf, zevke düşkünlük ve cimrilik yasaklanır. Kapitalist şirketler, kooperatifler ve şeriata muhalif bütün muamelatlar yasaklanır. Ribâ, fahiş fiyat, ihtikar, kumar ve benzeri yasaklanır.

Bu maddenin delili; malın infak edilmesi delili ile alışveriş, icara ve benzerleri -ki bunlar malı arttırmanın delilleridir- gibi malda sözlü tasarrufların delilidir. İnfakın deliline gelince; Allahuteala şöyle buyurdu:

((لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهِ))

"İmkanı fazla olan imkanına göre infak etsin." [et-Talak 7] Ve israfın yasaklanması hakkında şöyle buyurdu:

 ((وَلَا تُسْرِفُوا إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِين)) 

"İsraf etmeyiniz. Muhakkak ki Allah, israf edenleri sevmez." [el-Enam 141] Ve şöyle buyurdu:

((وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا (26) إِنَّ الْمُبَذِّرِينَ كَانُوا إِخْوَانَ الشَّيَاطِينِ))

"Gereksiz yere de saçıp savurma. Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanın dostlarıdırlar." [İsra 26-27] Cimriliğin yasaklanması hakkında ise şöyle buyurdu:

((وَالَّذِينَ إِذَا أَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذَلِكَ قَوَامًا (67)))

"Onlar infak ettiklerinde ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar." [Furkan 67] Sözlü tasarruflara gelince; Şâri, sözlü tasarrufları alış-veriş, icara, şirket ve benzerleri gibi belirli muamelatlarla sınırlandırdı, bunların keyfiyetini belirledi ve bunun dışındakileri haram kıldı. Nitekim Aleyhi's Salatu ve's Selam şöyle buyurdu:

«مَنْ عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ»

"Her kim işimiz (dinimiz) üzere olmayan bir amel işlerse o merduttur." [Muslim, Aişe Radiyallahu Anhâ kanalıyla tahric etti] İşte muamelatların özel bir keyfiyetle sınırlandırılması ve belirli muamelatların sarih bir şekilde yasaklanması, mülkü arttırma tasarrufunu Şâri'nin izniyle sınırlandırmaktır. Ayrıca haklarında belirli özel şekilde emrin varit olduğu bir takım tasarruflar olduğu gibi muamelenin inikad şartları ve sıhhat şartları hakkında kesin şekilde şeri nasslar da varit olmuştur. Dolayısıyla bu tasarruflar hem şeri nassın getirdiği şekle göre yapılmalı hem de şeri nassın getirdiği inikad ve sıhhat şartlarının tamamına haiz olmalıdır. Eğer bu tasarruflar, nassın getirdiklerine muhalefet eder veya inikad ve sıhhat şartlarına haiz olmazsa şeriata muhalefet etmiş olur. Dolayısıyla ya haiz olmadığı şartlar inikad şartlarıdır ki bu durumda batıl olur yada inikad şartları değildir ki bu durumda fasit olur. Ancak bu da şeriatın getirdiği emir ve nehiylere muhalefet etmektir. İşte bu butlan ve fesat, şeriata muhalefet etmektir, yani Allah'ın emir ve nehiylerine muhalefet etmektir. Bu da günah işlemektir. Buna örnek şeri akittir. Zira Şâri, şeri akdin iki akit tarafı arasında olmasını emretmiştir. Aleyhi's Salatu ve's Selam şöyle buyurdu:

«الْبَيِّعَانِ بِالْخِيَارِ»

"Alıcı ve satıcı muhayyerdirler."[İbn-u Ömer ve Hakîm İbn-u Hazm kanalıyla muttefekun aleyh] Allahuteala, hadis-i kutside şöyle buyurdu:

«أَنَا ثَالِثُ الشَّرِيكَيْنِ»

"Ben iki ortağın üçüncüsüyüm." [Ebu Davud, Ebî Hurayra kanalıyla tahric etti ve ez-Zehebi sahihleyip muvafakat etti] Keza Şâri, icap ve kabulün olmasını emretmiştir. Dolayısıyla herhangi bir muamele akdi, iki akit tarafı ile icap ve kabul şartlarına haiz olmazsa akit batıl ve gerçekleşmemiş olur. Bu muamele sonucunda ortaya çıkan tasarruf da günah ve haram bir fiili işlemek olur. Zira bu muamele, şeriatın yasakladığı şeylerden sayılır. Buna örnek anonim şirketleridir. Anonim şirketi, tek taraflı gerçekleşen bir şirkettir. Bir kişi sırf şirketin şartlarını imzalayarak şirkete ortak olduğu gibi sırf şirket hissesini satın alarak da şirkete ortak olmaktadır. Zira kapitalistlere göre anonim şirket, İslam'da vakfetmek ve vasiyette bulunmak gibi bireysel irade kabilendendir. Dolayısıyla anonim şirketinde iki akit tarafı yoktur. Bilakis tek bir yönetici vardır. İcap ve kabul yoktur sadece icap vardır. Şeran ise bir şirketin alış-veriş, icara, nikah ve benzeri akitlerde olduğu gibi aynen iki akit tarafının icap ve kabulünün akdi ile olması kaçınılmazdır. Bunun içindir ki anonim şirketi akdolunmamıştır. Dolayısıyla batıldır ve haramdır. Şeriata muhalif olmasından dolayı da şeriatın yasakladığı şeylerden sayılır. Zira anonim şirketinde Allah'ın emrettiği inikad şartları terk edilmiş ve Allah'ın yasakladığı bir fiil işlenmiş olup bu da Allah'ın emrine muhalefet etmektir. Allahuteala şöyle buyurdu:

((فَلْيَحْذَرِ الَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِ))

"Onun (Resulullah’ın) emrine muhalefet edenler sakınsınlar." [en-Nûr 63] Dolayısıyla anonim şirketi kurmak günah ve haram olan bir fiili işlemektir. Dolayısıyla da şeran haram olan muamelatlardandır. Çünkü batıl olan her akit haramdır. Bir diğer örnek ise hayat veya eşya veya varlık sigortasıdır. Zira bu, eşya veya varlıklar açısından zarar gören bir malın veya malın değerinin yada hayat açısından belirli bir paranın kişiye tazmin edilmesinin sigorta şirketi tarafından taahhüt edilmesidir. Keza iki tarafın tayin edeceği belirli bir zaman zarfında kaza olması durumunda belirli bir meblağ karşılığında vücudun herhangi bir organının sigortalanması da böyledir. Bu sigortada ortada ne sigortalı vardır ne de bir zimmet başka bir zimmete eklenmektedir. Zira şirketin kefil gösterdiği ve zimmetini zimmetine eklediği hiç bir kimse bulunmadığı gibi bu sigortada sigortalanan kimsenin sigorta şirketinin yükümlü kıldığı mali hak talebinde bulunacağı hiçbir kimse de bulunmamaktadır. Çünkü sigortalı kimsenin, şirketin kefil gösterdiği mali hak talebinde bulunacağı hiçbir kimse yoktur. Kefil, bizzat bu sigortadır. Şeran kefil ise kefilin zimmetinin hak taahhüdünde sigortalı kimsenin zimmetine eklenmesidir. Dolayısıyla sigortada hem bir zimmetin başka bir zimmete eklenmesi hem kefil, sigortalı ve hak sahibinin bulunması hem de zimmette sabit olan hak için bir güvencenin olması kaçınılmazdır. İşte sigortanın inikad şartları ve sıhhat şartları bunlardır. Sigorta akdi, bu şartlara haiz olmadığı sürece şeran batıl ve haramdır. Dolayısıyla onu yapmak günah ve haram olan bir fiili işlemektir. Dolayısıyla da şeran haram olan muamelatlardandır. Çünkü batıl olan her muamele haramdır. İşte şirket ve sigorta gibi bu tür tasarruflar, şeri nasslara binaen özel bir keyfiyet ve özel şartlarla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bunlarla sınırlı kalmalıdır. Bu da mülkü arttırma tasarrufunun Şâri'nin izniyle mukayyet olduğuna dair bir delildir. Gabn-i fahiş gibi hakkında sarih yasağın varit olduğu tasarruflar da vardır. Çünkü Abdullah İbn-u Ömer [Radiyallahu Anhumâ]'dan rivayet edildiğine göre bir adam Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'e alış-verişte aldattığını söyleyince şöyle buyurdu:

«إِذا بَايَعْت فُقلْ لا خِلابَة»

"Bir şey sattığında aldatma yok de" [İbn-u Ömer kanalıyla muttefekun aleyh] Bikesralı hâ ile el-Hılâbe: Aldatmaktır. Ve şöyle buyurdu:

«بَيْعُ الْمُحَفَّلاَتِ خِلاَبَةٌ وَلاَ تَحِلُّ الْخِلاَبَةُ لِمُسْلِمٍ»

"Muhaffelât (sütün sağılmayarak memede biriktirilmesi) satışı aldatmadır. Bir Müslümanın aldatması helal olmaz." [Ahmed ve İbn-u Mace, Abdullah İbn-u Mesud kanalıyla tahric etti] Bu hadisi İbn-u Ebî Şeybe ve Abdurrezzak, sahih isnatla İbn-u Mesud'dan mevkuf olarak rivayet ettiler. Bunun içindir ki gabn-ı fahiş, haramdır. İhtikar gibi ki bu da Aleyhi's Salatu ve's Selam'ın şu kavlinden dolayıdır:

«مَنْ احْتَكَرَ فَهُوَ خَاطِئٌ»

"Her kim ihtikar (stokçuluk) yaparsa günahkardır." [Muslim, Muammer İbn-u Abdullah elAdevî kanalıyla tahric etti] Kumar gibi ki bu da Allahuteala'nın şu kavlinden dolayıdır:

((يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنْصَابُ وَالْأَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ )) 

"Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz." [el-Mâide 90] Ribâ (faiz) gibi ki bu da şu kavlinden dolayıdır:

((وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا))

"Allah alış-verişi helal, ribâyı (faizi) haram kılmıştır." [el-Bakara 275] Dolayısıyla bu ve benzeri tasarruflar hakkındaki bu sarih yasaklama, mülkü arttırma tasarrufunun bu ve benzeri muamelelerle olmayacağını belirterek bunu sınırlandırdığı gibi mülkü arttırma tasarrufunun Şâri'nin izniyle sınırlı olduğuna dair de bir delildir.

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 123: İktisadî Siyaset

Madde 123: İktisadî Siyaset; ihtiyaçların doyurulması açısından toplumun üzerinde bulunması gerekene bakıştır. Böylece toplumun üzerinde bulunması gereken durum, ihtiyaçların doyurulmasının esası olur. Devamını oku
anayasa

Madde 110: Şurânın bağlayıcı olduğu meseleler.

Madde 110: Şurânın bağlayıcı olduğu meselelerde halife istişare ettiğinde, doğruluğuna veya yanlışlığına bakılmaksızın çoğunluğun görüşü alınır. Fakat bunlar dışında kalıp istişarenin bağlayıcı olmadığı konularda çoğunluğa veya azınlığa bakılmaksızın doğruluk aranır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 156: Devlet, tebaasının nafakasını garanti eder.

Madde 156: Devlet, malı ve işi olmayan, nafakasını temin edecek kimsesi bulunmayan kimselerin nafakalarını garanti eder. Yaşlıların ve özürlülerin barındırılmasını üstlenir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 30: Halifede asıl olan inikad şartlarıdı

in Halife
Madde 30: Hilafet için biat verilecek kişide, inikad şartlarından fazlasının tamamlanması şart değildir. Dolayısıyla efdaliyet şartlarının mutlaka tamamlanması gerekmez. Çünkü asıl olan inikad şartlarıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 144: Cizye Hükmü

Madde 144: Zımmilerden cizye tahsil edilir. Verebileceği miktarda baliğ erkeklerden alınır. Kadınlar ile çocuklardan alınmaz. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 24: Halife, ümmetin vekilidir.

in Halife
Madde-24: Halife, otoritede ve şeriatı infaz etmede ümmetin vekilidir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 48: Tefvîz muavininin denetimi, işrafı geneldir.

Madde 48: Tefvîz muavini, idarî cihaz dairelerinden herhangi birine tahsis edilmez, bilakis onun denetimi, işrafı geneldir. Zira idarî işleri yapanlar, yöneticiler değil ücretlilerdir. Tefvîz muavini ise yöneticidir. Velâyeti genel olduğundan hiçbir işte ona özel görev verilmez. Devamını oku