nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Ictima i Nizam

Madde 122: Çocukların bakımı

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 122: Bakıma muhtaç oldukları müddetçe çocuklara bakmak, ister Müslüman isterse gayrimüslim olsun kadına vaciptir ve onun hakkıdır. Çocuk bakıma muhtaç değilse bakılır: Eğer hem veli hem de anne Müslüman ise çocuk istediği kimse ile oturmakta serbest bırakılır. Seçtiği kişi ister erkek isterse kadın olsun çocuk onunla kalır. Çocuğun erkek veya kız olması da fark etmez. Fakat ikisinden biri gayrimüslim ise aralarında tercih yapılmaz, bunlardan Müslüman olana verilir.

 Bu maddenin delili; Abdullah İbn-u Amr İbn-u’l Âs’tan şöyle rivayet edilmesidir:

»أَنَّ امْرَأَةً قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللهِ، إِنَّ ابْنِي هَذَا كَانَ بَطْنِي لَهُ وِعَاءً، وَثَدْيِي لَهُ سِقَاءً، وَحِجْرِي لَهُ حِوَاءً، وَإِنَّ أَبَاهُ طَلَّقَنِي وَأَرَادَ أَنْ يَـنْـتَزِعَهُ مِنِّي، فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وآله وسلم: أَنْتِ أَحَقُّ بِهِ مَا لَمْ تَـنْكِحِي«

“Bir kadın dedi ki: “Yâ Resulullah! Benim şu oğlum için karnım bir kap, göğsüm bir sulama, kucağım bir kuşatma yeriydi. Babası, beni boşadı ve onu benden çekip almak istedi.” Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] şöyle dedi: “Sen, evlenmediğin sürece ona daha layıksın.” [Ebu Davud ve el-Hakim rivayet ettiler, ez-Zehebi de sahihleyip muvafakat etti] Dolayısıyla bu hadis, bakıma muhtaç olduğu müddetçe çocuğa bakmaya annenin daha layık olduğuna delalet etmektedir. Zira Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], evli olmadığı müddetçe çocuğun bakımının kadına ait olduğuna hükmetti ve çocuğu muhayyer bırakmadı. Bu da onun bakıma muhtaç olduğuna delalet etmektedir. İbn-u Ebî Şeybe, ravileri sika olan sahih bir isnat ile Ömer’den şöyle rivayet etmiştir: Ömer, Ümmü Âsım’ı boşadı, sonra Âsım kucağındayken ona gelerek onu, ondan almak istedi. Çocuk ağlayıncaya kadar onu aralarında çekiştirdiler. Bunun üzerine Ebu Bekir es-Sıddık’a gittiler ve o, dedi ki:

"مسحها وحجرها وريحها خير له منك حتى يشب الغلام فيختار لنفسه"

“Çocuk gençleşip kendisi seçene kadar onun sıvazlanması, kucaklanması ve kokusu, çocuk için senden daha hayırlıdır.” Dolayısıyla bakıma muhtaç olan çocuğun bakımı annenin hakkıdır ve ona vaciptir. Kadının annesi, nenesi ve bakım hakkına sahip olan her kadın da böyledir. Bakıma muhtaç olup olmadığının menatının gerçekleşmesine göre çocuk sütten kesilme yaşında ve daha büyük yaştaysa; bu, durumlarının farklılığına göre çocuklarda farklılık gösterir. Zira uzmanların takdirine göre bir çocuk beş yaşında bakıma muhtaç olmazken başka bir çocuk daha küçük veya daha büyük yaşta bakıma muhtaç olmayabilir. Binaenaleyh bakıma muhtaç değilse ebeveyni arasında muhayyer bırakılır. Nitekim Ebu Hurayra’dan şöyle rivayet edilmiştir:

»أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وآله وسلم خَـيَّرَ غُلامًا بَـيْنَ أَبِيهِ وَأُمِّهِ«

“Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bir çocuğu annesi ile babası arasında muhayyer bıraktı.” [Ahemd ve et-Tirmizi -sahihleyip-tahric ettiler] Ebu Davud İbn-u Hibban’nın sahihlediği hadiste Ebî Hurayra’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir:

  »أَنِّي سَمِعْتُ امْرَأَةً جَاءَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وآله وسلم وَأَنَا قَاعِدٌ عِنْدَهُ فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ زَوْجِي يُرِيدُ أَنْ يَذْهَبَ بِابْنِي وَقَدْ سَقَانِي مِنْ بِئْرِ أَبِي عِنَبَةَ وَقَدْ نَـفَعَنِي، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وآله وسلم: ... هَذَا أَبُوكَ وَهَذِهِ أُمُّكَ فَخُذْ بِيَدِ أَيـِّهِمَا شِئْتَ، فَأَخَذَ بِيَدِ أُمِّهِ فَانْطَلَقَتْ بِهِ«

“Ben Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in yanında otururken bir kadının ona gelerek şöyle dediğini işittim: “Yâ Resulullah! Kocam, çocuğumu götürmek istiyor. Halbuki o, bana Ebî İnebe kuyusundan su getiriyor ve bana faydalı oluyor. Bunun üzerine Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] dedi ki: “…Bu baban, bu da annen. Dilediğinden birisinin elini tut. O da annesinin elini tuttu ve annesi de onunla gitti.” İşte bu deliller, kız yada erkek olsun çocuk sütten kesilme yaşında ve daha büyük yaşta ise bakıma muhtaç olmama sınırına ulaştığı müddetçe ister üç yaşında isterse daha büyük olsun çocuğun annesi ile babası arasında muhayyer bırakılacağına delalet etmektedir. Eğer bakıma muhtaç ise annesine verilmesine hükmedilir muhayyer bırakılmaz. Ancak mesela anne olması gibi kadın kafir olup çocuğun bakımını talep eder ve çocuk da bakılacak yaşta, yani sütten kesilme yaşının altında ise aynen Müslüman kadın gibi çocuğun ona verilmesine hükmedilir. Bu da yukarıda geçen şu hadisin genel olmasından dolayıdır:

»أَنْتِ أَحَقُّ بِهِ مَا لَمْ تَـنْكِحِي«

“Sen, evlenmediğin sürece ona daha layıksın.” Fakat çocuk, sütten kesilme ve daha büyük yaşta olması gibi bakım yaşının üzerinde ve bakıma muhtaç değilse muhayyer bırakılmaz. Bilakis eşlerden Müslüman olana verilmesine hükmedilir. Eğer karı Müslüman ise ona verilmesine, koca Müslüman ise ona verilmesine hükmedilir. Bu da Allahuteala’nın şu kavlinden dolayıdır:

{ وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا}

“Allah, Müslümanlar üzerinde kafirlere asla yol vermez.” [en-Nisâ 141] Bakım ise bakıcıya Müslüman üzerinde yol verir. Keza Aleyhi’s Salâtu ve’s Selam’ın şu kavlinden dolayıdır:

«الإِسْلاَمُ يَعْلُو وَلاَ يُعْلَى»

“İslam üstündür. Onun üzerine bir şey üstün kılınmaz.” [ed-Darukutni, hasen isnad ile Âiz el-Mezni kanalıyla tahric etti] Bakıcı ise çocuk üzerinde üstünlük kurmaktadır. Çünkü çocuğun kafirin elinin altında tutulması ona küfrü aşılayacaktır ki bu caiz değildir. Bunun içindir ki çocuk ondan alınır. Ebu Davud’un, AbdulHamîd İbn-u Ca’fer’den, o da babasından, o da dedesi Râfi İbn-u Sinân’dan şöyle rivayet etmesine gelince:

»أَنَّهُ أَسْلَمَ، وَأَبَتِ امْرَأَتُهُ أَنْ تُسْلِمَ، فَأَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وآله وسلم فَقَالَتِ: ابْـنَتِي، وَهِيَ فَطِيمٌ أَوْ شَبَهُهُ، وَقَالَ رَافِعٌ: ابْـنَتِي، قَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وآله وسلم: اقْعُدْ نَاحِيَةً، وَقَالَ لَهَا: اقْعُدِي نَاحِيَةً، قَالَ: وَأَقْعَدَ الصَّبِيَّةَ بَـيْـنَهُمَا، ثُمَّ قَالَ: ادْعُوَاهَا، فَمَالَتِ الصَّبِيَّةُ إِلَى أُمِّهَا، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وآله وسلم: اللَّهُمَّ اهْدِهَا، فَمَالَتِ الصَّبِيَّةُ إِلَى أَبِيهَا فَأَخَذَهَا«

“Kendisi Müslüman olmuş ve hanımı ise Müslüman olmayı reddetmişti. Kadın Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e gelerek dedi ki: “Kızım, sütten kesildi kesilecek gibi.” Râfi de dedi ki: “Benim kızımdır.” Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] dedi ki: “Bir yana otur.” Kadına da “Sen de bir yana otur” dedi. Sonra dedi ki: “Onu çağırın.” Ardından çocuk, annesine meyletti. Bunun üzerine Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] dedi ki: “Allah’ım! Ona hidayet et.” Akabinde çocuk da babasına meyletti. O da onu aldı.” El-Hakim, bu hadisi sahihledi ve ez-Zehebi de ona muvafakat etti. Kurtubi de muhayyer bırakılan çocuğun isminin Amîra olduğunu zikretti. Ahmed ve en-Nesaî, bu hadisi başka bir rivayet ile rivayet ettiler. Zira en-Nesaî, AbdulHamîd İbn-u Ca’fer el-Ensari’den, o da dedesinden şöyle tahric etti:

 »أَنَّهُ أَسْلَمَ، وَأَبَتِ امْرَأَتُهُ أَنْ تُسْلِمَ، فَجَاءَ ابْنٌ لَهُمَا صَغِيرٌ لَمْ يَبْلُغِ الْحُلُمَ، فَأَجْلَسَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وآله وسلم الأَبَ هَا هُنَا وَالأُمَّ هَا هُنَا، ثُمَّ خَـيَّرَهُ فَقَالَ: اللَّهُمَّ اهْدِهِ، فَذَهَبَ إِلَى أَبِيهِ«

  “Kendisi Müslüman olmuş ve hanımı ise Müslüman olmayı reddetmişti. Derken o ikisinin henüz ergenlik çağına ulaşmayan küçük çocukları geldi. Bunun üzerine Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], babayı bir tarafa anneyi de bir tarafa oturttu. Sonra çocuğu muhayyer bıraktı ve dedi ki: “Allah’ım ona hidayet et!” Akabinde çocuk da babasına gitti.” İbn-u’l Cevzî, bu iki rivayet hakkında onun çocuk olduğunu rivayet eden kimsenin rivayetinin daha sahih olduğunu söyledi. Böylece Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], çocuğun seçimine razı olmadı bilakis ona dua etti. O da Müslüman olan babasını seçti. Yani çocuk, ebeveyninden Müslüman olana ilhak edilir.

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 22: Yönetim nizamı kaidesi.

Madde 22: Yönetim nizamı dört kaide üzerine kuruludur: 1. Hakimiyet Şeriatındır, halkın değildir. 2. Otorite ümmetindir. 3. Tek bir halife nasbetmek, Müslümanlara farzdır. 4. Şer’i hükümleri benimsemeye yalnızca halifenin hakkı vardır. Dolayısıyla anayasayı ve bütün kanunları belirleyen odur. Devamını oku
anayasa

Madde 77: Kâdılar üç kısımdır:

in Yargı
Madde 77: Kâdılar üç kısımdır: Kâdı: Ceza ve muamelat bakımından, insanlar arasındaki husumetleri ayırır. Muhtesib: Cemaat hakkına zarar veren aykırı hareketlere bakar. Mezâlim Kâdısı: Devlet ile insanlar arasında vaki olan anlaşmazlıklara bakar. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 169: Devlet Bankası ve muameleleri.

Madde 169: Bankaların açılması kesinlikle yasaklanır ve devletin bankasından başka bir banka olamaz. Bu banka da faizle muamelede bulunamaz ve Beyt-il Mâl’ın dairelerinden bir daire olur. Şeri hükümlere göre kredi verip mali ve finanssal işlemleri kolaylaştırır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 41: Halifenin halini yalnizca Mezâlim Mahkemesi değiştirir.

in Halife
Madde 41: Halifenin halindeki değişikliğin, halifeyi hilafetten çıkarıp çıkarmadığına karar veren yalnızca Mezâlim Mahkemesidir. Yine, halifeyi azletme veya ihtar etme salahiyetine sahip olan da yalnızca Mezâlim Mahkemesidir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 90: Mezâlim Mahkemesinin yetkileri

in Yargı
Madde 90: Mezâlim Mahkemesi, halifeyi azletme hakkına sahip olduğu gibi, devletteki herhangi bir yöneticiyi veya memuru azletme hakkına da sahiptir. Bu ise zulmün ortadan kaldırılması için bu azlin gerekli olması durumundadır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 101: Memurların tayini ve azli

Madde 101: Müdür olmayan memurların tayini, nakli, el çektirilmesi, cezalandırılması ve azli; maslahatlarının, dairelerinin veya idarelerinin yüksek idare mesulleri tarafından yapılır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 178: Zorunlu eğitimin.

Madde 178: Hayat sahasında insana lazım olan hususları, erkek olsun kadın olsun her bir ferde, ilk ve orta öğretim merhalelerinde yeterince öğretmek devletin üzerine farzdır. Devlet, bu imkanları herkese ücretsiz olarak hazırlamalı, gücünün yettiği kadar da herkese ücretsiz yüksek öğrenim imkanı sağlamalıdır. Devamını oku