nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Dışişleri Siyaseti

Madde 187: Ümmetin siyasi meselesi İslam’dır.

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 187: Ümmetin siyasi meselesi; devletinin şahsiyetinin kuvvetinde, hükümlerinin güzel tatbikinde ve davetini dünyaya taşımayı sürdürmekte ifadesini bulan İslam’dır.

Siyasi mesele ifadesinin manası; devletin ve ümmetin karşı karşıya kaldığı bir mesele olup bunun için gerekli olan işlerin gözetimini yerine getirmeleri kaçınılmazdır. Bu mesele bazen genel olur ki bu siyasi bir mesele olur. Bazen özel olur ki bu da siyasi bir mesele olur. Bazen de meselenin bir parçası olur ki bu durumda meselenin herhangi bir meselesi olur. Mesela bugün İslam ümmetinin karşı karşıya kaldığı ve bunun için gerekli olan işlerin gözetimini yerine getirmesi kaçınılmaz olan mesele, Hilafet’i tekrar hayat sahasına geri döndürmektir. Dolayısıyla bu, siyasi bir meseledir. Bunun dışındaki Filistin ve Kafkas ülkeleri meselesi gibi meseleler ise bu meselenin meseleleri durumundadır. Her ne kadar bunlar, İslam ümmetinin karşı karşıya kaldığı meselelerden olup işleri gözetmeyi gerektiriyor olsa da bunlar, Hilafet’in geri getirilmesinin bir parçası durumundadır. İslam Devleti kurulduğunda ise siyasi meselesi, İslam'ı dahilde tatbik etmek ve daveti hariçte taşımaktır. İstikrarlı bir konuma sahip olunca ise siyasi meselesi, maddede belirtilen hususlar olur. İslam'ı güzelce tatbik edip devletlerarası şahsiyeti güçlendiğinde ise siyasi meselesi, Allah İslam'ı tüm dinlere galip kılıncaya kadar İslam davetini dünyaya taşımak haline gelir. Dolayısıyla siyesi mesele, devletin ve ümmetin karşılaştığı şeriatın yerine getirilmesini vacip kıldığı önemli temel meselelerdir. Dolayısıyla da devlet bunları, şeriatın bu hususta gerekli gördüğü şeylere göre yerine getirmek için çalışmalıdır. Bunun içinse bir delile gerek yoktur. Çünkü bu, meydana gelen meselelere şeri hükümlerin tatbik edilmesi cümlesindendir. Bundan dolayı siyasi meseleler, meydana gelen meselelerin farklılığına göre farklılık arz eder. Mesela Mekke'de iken Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in davet aşamasındaki siyasi meselesi, İslam'ı izhar etmekti. Bunun içindir ki Eba Talib, Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'e şöyle dediğinde: "Senin kavmin bana gelerek şöyle şöyle dediler. Bana ve kendine eziyet etme. Bana taşıyamayacağım bir yükü yükleme." Böyle dediğinde Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bundan, amcasının rengini belli ettiği, kendisini yalnız bırakacağı, kendisini kavmine teslim edeceği ve kendisine yardım edemeyeceği sonucunu çıkararak ona şöyle dedi:

»يَا عَمُّ، وَاللهِ لَوْ وَضَعُوا الشَّمْسَ فِي يَمِينِي وَالْقَمَرَ فِي يَسَارِي عَلَى أَنْ أَتْرُكَ هَذَا الأَمْرَ حَتَّى يُظْهِرَهُ اللهُ أَوْ أَهْلَكَ دُونَهُ مَا تَرَكْتُهُ«

"Vallahi, ey amca! Bu işi terk etmeme karşılık, güneşi sağ elime ve ayı da sol elime koysalar, yine de vazgeçmem! Tâ ki ya Allah, onu (İslam’ı) izhar eder, ya da ben onsuz helak olurum." [Sîret-i İbn-u Hişam] İşte bu söz, Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in o zamanki siyasi meselesinin İslam'ı izhar etmek olduğuna delalet etmektedir. Keza Medine'de iken devleti kurup o zaman küfrün başı olan baş düşman Kureyş ile birçok muarekede savaştığı sırada da Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in siyasi meselesi İslam'ı izhar etmek olarak devam etmiştir. Bunun içindir ki Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hac yolculuğundayken Hudeybiye'ye ulaşmadan önce kendisine Kureyş'in bunu işittiğini ve kendisi ile savaşmak için çıktığı haberi ulaştı. Zira Beni Ka'b'tan bir adam kendisine şöyle dedi: "Kureyş, yolculuğunu işitince kaplan derilerini giyinmiş bir halde dışarı çıktılar ve Zî Tavâ'ya indiler. Allah'a ahd ederler ki asla onların yanına Mekke'ye giremeyesin." Bunun üzerine Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurdu:

»يَا وَيْحَ قُرَيْشٍ! لَقَدْ أَكَلَتْهُمْ الْحَرْبُ، مَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ خَلَّوْا بَيْنِي وَبَيْنَ سَائِرِ النَّاسِ» إلى أن قال: «فَمَاذَا تَظُنُّ قُرَيْشٌ؟ وَاللَّهِ، إِنِّي لا أَزَالُ أُجَاهِدُهُمْ عَلَى الَّذِي بَعَثَنِي اللَّهُ لَهُ حَتَّى يُظْهِرَهُ اللَّهُ لَهُ أَوْ تَنْفَرِدَ هَذِهِ السَّالِفَةُ«

"Yazık şu Kureyş’e! Harp onları yedi bitirdi. Ne olurdu sanki benimle diğer insanların arasına girmeselerdi?" Ta ki şöyle dedi: "Kureyş kendini ne zannediyor? Vallahi, ya Allah beni üstün kılıncaya yada bu baş (bu bedenden) ayrılıncaya kadar Allah’ın beni kendisiyle gönderdiği (İslam) üzerine onlara karşı savaşırım." [Ahmed, Misver ve Mervan'dan rivayet etti] es- Sâlife, vücudun baş kısmıdır ve başın ayrılması ölüme kinaye edilmiştir. Yani ölünceye kadar demektir. İki durumda da siyasi mesele aynı olmasına rağmen resul, birinci durumda Allah İslam'ı izhar edinceye kadar İslam'a davetteki kararlığını gösterirken diğer durumda, yani devlet kurulduğu zamanda ise Allah İslam'ı izhar edinceye kadar cihattaki kararlığını göstermiştir. Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Kureyş ile sulh yapmayı başarmasının ardından bu sayede en büyük fetih gerçekleşmiştir. Çünkü bu, Mekke'nin fethedilmesinin zeminini hazırlamış ve Arapların Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'e gelerek fevç fevç Allah'ın dinine girmesini sağlamıştır. İşte o zaman resulün siyasi meselesi, sadece İslam'ı izhar etmek değil bilakis Rum ve Fars gibi diğer dinlere mensup devletlerle savaşarak İslam'ı tüm dinlere üstün kılmak olmuştur. Bunun içindir ki ona Fetih suresi inmiş ve onda Allahuteala'nın şu kavli geçmektedir:

}هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ{

"(Kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için resulünü hidayet ve hak din ile gönderendir." [Fetih 28] Binaenaleyh İslam Devleti, İslam'ı güzelce tatbik edip devletlerarası şahsiyeti güçlendiğinde siyasi meselesi, İslam'ı aralarında yaymak için diğer dinlere ve ideolojilere mensup devletlerle cihat ederek İslam'ı tüm dinlere üstün kılmak olur.

 İşte bu madde bundan dolayı benimsenmiştir.

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 63: Ordunun kısımları

Madde 63: Ordu iki kısımdır: Birinci kısım, ihtiyati askerlerdir ki bunlar Müslümanlardan silah taşıyabilecek olanlardır. İkinci kısım ise daimi askerlerdir ki bunlara memurlar gibi devlet bütçesinden maaş tahsis edilir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 84: Kadı Muhtesib

in Yargı
Madde 84: Muhtesib, hadler ve cinayetler dahil olmamak şartıyla, haklarında davacı bulunmayan kamu hukukuna ait bütün davalara bakan kâdıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 95: Hilafetin kurulmasından önceki davalar

in Yargı
Madde 95: Hilafetin kurulmasından önce yapılan ve infaz edilen akitleri, muamelatları ve davaları, şu meselelerin olması dışında bunları hilafet yargısı bozmaz ve yeniden değerlendirmez: a. İslam’a aykırı süregelen bir etkisinin olması halinde yeniden değerlendirmelidir. b. Davanın, İslam’a ve Müslümanlara yapılan ve önceki yöneticiler ile zümrelerinin sebep olduğu bir eziyet ile ilgili olması… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 133: Öşrî arazi ve Haracî arazi.

Madde 133: Öşrî arazi, ahalisinin üzerinde İslam’a girdiği arazi ile Arap Yarımadası arazisidir. Haracî arazi ise, Arap Yarımadasından başka harp ve sulh suretiyle fethedilen yerlerdir. Fertler Öşrî arazinin rakabesini (aslını) ve menfaatini mülkiyet edinirler. Haracî arazinin rakabesinin mülkiyeti devletindir ve menfaatinin mülkiyeti ise fertlerindir. Her ferdin şeri akitlerle öşrî araziyi,… Devamını oku
anayasa

Madde 11: Devlet’in asli işi

Madde 11: İslami Devlet’in asli işi; İslami daveti taşımaktır. Devamını oku
anayasa

Madde 9: İçtihat, farz-ı kifayedir

Madde 9: İçtihat, farz-ı kifayedir. İçtihat şartlarına sahip olan her Müslümanın içtihat yapma hakkı vardır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 122: Çocukların bakımı

Madde 122: Bakıma muhtaç oldukları müddetçe çocuklara bakmak, ister Müslüman isterse gayrimüslim olsun kadına vaciptir ve onun hakkıdır. Çocuk bakıma muhtaç değilse bakılır: Eğer hem veli hem de anne Müslüman ise çocuk istediği kimse ile oturmakta serbest bırakılır. Seçtiği kişi ister erkek isterse kadın olsun çocuk onunla kalır. Çocuğun erkek veya kız olması da fark etmez. Fakat ikisinden biri… Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!