nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Dışişleri Siyaseti

Madde 185: Siyasi yöntemler.

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 185: Devletlerin cürümlerini keşfetmeye cüret etmek, kaypak siyasetlerinin tehlikesini beyan etmek, habis entrikalarını ifşa etmek ve saptırıcı şahsiyetlerini imha etmek, siyasi üslupların en önemlilerindendir.

Bu madde üsluplardandır ve mubahlardandır. Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Ahzab Günü ahitlerini bozduklarında Beni Kurayza'nın işlediği cürümü ifşa etmiştir. Keza Abdullah İbn-u Cahş'ın, iki kişiyi esir alması ve haram ayda bir diğerini öldürmesinden dolayı Kureyş, Muhammed ve ashabı haram ayı mubah kıldı, kan akıttı, malları aldı ve insanları esir aldı diyerek resul hakkında propaganda yapınca Allahuteala, Kureyş'in Müslümanları dinlerinde fitneye düşüren kaypak siyasetini eleştiren ayetler indirdi. Allahuteala, şöyle buyurdu:

}يَسْأَلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ قُلْ قِتَالٌ فِيهِ كَبِيرٌ وَصَدٌّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَكُفْرٌ بِهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِ مِنْهُ أَكْبَرُ عِنْدَ اللَّهِ وَالْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِ{

"Sana haram ayında savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkar etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine mani olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır." [el-Bakara 217] Keza Beni Nadîr Yahudileri, bir duvarın kenarında otururken üzerine bir kaya düşürmek üzere Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'e karşı komplo kurunca onların bu komplolarını ifşa etmiş ve bunun bir cezası olarak onları sürgün etmiştir. İbn-u İshak, şöyle demiştir:


«خَرَجَ رَسُولُ اللّهِصلى الله عليه وآله وسلمإلَى بَنِي النّضِيرِ يَسْتَعِينُهُمْ فِي دِيَةِ ذَيْنِك الْقَتِيلَيْنِ مِنْ بَنِي عَامِرٍ اللّذَيْنِ قَتَلَ عَمْرُو بْنُ أُمَيّةَ الضّمْرِيّ، لِلْجِوَارِ الّذِي كَانَ رَسُولُ اللّهِصلى الله عليه وآله وسلمعَقَدَ لَهُمَا، كَمَا حَدّثَنِي يَزِيدُ بْنُ رُومَانَ، وَكَانَ بَيْنَ بَنِي النّضِير وَبَيْنَ بَنِي عَامِر ٍ عَقْدٌ وَحِلْفٌ. فَلَمّا أَتَاهُمْ رَسُولُ اللّهِصلى الله عليه وآله وسلميَسْتَعِينُهُمْ فِي دِيَةِ ذَيْنِك الْقَتِيلَيْنِ قَالُوا: نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ، نُعِينُك عَلَى مَا أَحْبَبْت مِمّا اسْتَعَنْت بِنَا عَلَيْهِ ثُمّ خَلا بَعْضُهُمْ بِبَعْضِ فَقَالُوا: إنّكُمْ لَنْ تَجِدُوا الرّجُلَ عَلَى مِثْلِ حَالِهِ هَذِهِ -وَرَسُولُ اللّهِصلى الله عليه وآله وسلمإلَى جَنْبِ جِدَارٍ مِنْ بُيُوتِهِمْ قَاعِدٌ- فَمَنْ رَجُلٌ يَعْلُو عَلَى هَذَا الْبَيْتِ فَيُلْقِي عَلَيْهِ صَخْرَةً فَيُرِيحُنَا مِنْهُ؟ فَانْتَدَبَ لِذَلِكَ عَمْرُو بْنُ جَحّاشِ بْنُ كَعْبٍ، فَقَالَ: أَنَا لِذَلِكَ، فَصَعِدَ لِيُلْقِيَ عَلَيْهِ صَخْرَةً كَمَا قَالَ... فَأَتَى رَسُولَ اللّهِصلى الله عليه وآله وسلمالْخَبَرُ مِنْ السّمَاءِ بِمَا أَرَادَ الْقَوْمُ فَقَامَ وَخَرَجَ رَاجِعًا إلَى الْمَدِينَةِ... وَأَمَرَ رَسُولُ اللّهِصلى الله عليه وآله وسلمبِالتّهَيُّؤِ لِحَرْبِهِمْ وَالسّيْرِ إلَيْهِمْ... ثم أجلاهمصلى الله عليه وآله وسلم»

"Yezid İbn-u Rûmân'ın bana tahdis ettiğine göre Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], kendileriyle olan komşuluk akdinden dolayı Beni Âmir'den Amr İbn-u Ümeyye ed-Damrî'yi öldüren iki katilin diyetinin (tespitinde) yardımcı olmak amacıyla Beni Nadîr'e doğru yola koyuldu. Beni Nadîr ile Beni Âmir arasında akit ve anlaşma vardı. Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], iki katilin diyetinin (tespitinde) yardımcı olmak üzere onlara geldiğinde şöyle dediler: "Evet, ey Ebâ el-Kasım! Bu hususta bize yardım ettiğinden dolayı bizde sevdiğin bir hususta sana yardım edeceğiz." Sonra baş başa kalınca dediler ki: "Bu adamı asla bu haldeki gibi bulamazsınız." -Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ise bu sırada onların evlerinden birinin duvarının dibinde oturuyordu-. O halde bu evin üzerine kim çıkıp bu kayayı onun üzerine atarak bizi ondan kurtaracaktır?" Buna Amr İbn-u Cahhâş İbn-u Ka'b aday oldu ve şöyle dedi: "Bunu ben yaparım." Böylece dediği gibi kayayı resulün üzerine atmak üzere evin üzerine çıktı…" Derken Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'e bu kavmin maksadına dair semadan haber geldi ve ayağa kalkarak Medine'ye dönmek üzere yola çıktı… Bunun üzerine Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], onlarla savaşmak ve onlara doğru harekete geçmek için hazırlık yapılmasını emretti… Ardından da onları sürgün etti." Yine Kuran, Ebî Leheb'e ismiyle hücum etmiştir. Allahuteala, şöyle buyurdu:

}تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ{

"Ebî Leheb’in iki eli kurusun, kurudu da!" [el-Mesed 1] Diğerlerine de sıfatları ile hücum etmiştir… İşte tüm bunlar, saptırıcı şahsiyetleri imha etmek sayılır. İşte bunlar, bu maddenin delilleridir.

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 48: Tefvîz muavininin denetimi, işrafı geneldir.

Madde 48: Tefvîz muavini, idarî cihaz dairelerinden herhangi birine tahsis edilmez, bilakis onun denetimi, işrafı geneldir. Zira idarî işleri yapanlar, yöneticiler değil ücretlilerdir. Tefvîz muavini ise yöneticidir. Velâyeti genel olduğundan hiçbir işte ona özel görev verilmez. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 62: Cihad ve Askerî eğitim

Madde 62: Cihad Müslümanlara farzdır. Askerî eğitim de mecburidir. Bu nedenle on beş yaşına basan her Müslüman erkeğin, cihada hazırlanmak için askerî eğitim görmesi farzdır. Fakat asker olmak farz-ı kifayedir. Devamını oku
anayasa

Madde 105: Ümmet Meclisidir.

Madde 105: Müslümanları görüş bakımından temsil eden ve halifenin kendilerine danıştığı şahıslar, Ümmet Meclisidir. Vilayetlerin ahalisini temsil eden şahıslar ise Vilayet Meclisleridir. Yöneticilerin zulmünü veya İslami hükümlerin kötü tatbik edilmesini şikayet amacıyla gayrimüslimlerin de Ümmet Meclisinde bulunmaları caizdir. Devamını oku
anayasa

Madde 3: Halife´nin benimsemesi

Madde 3: Halife, belirli ser’i hükümleri benimseyip anayasa ve kanunlar haline getirir. O, herhangi bir ser’i hükmü benimsediginde bu hüküm gerek ince amel edilmesi vacip olan yegane baglayici ser’i bir hüküm olur. Bu takdirde o ser’i hüküm, yürürlüg e giren bir kanun haline gelir ki bu kanuna açiktan ve gizliden itaat etmek, devletin yönetimi altindaki her bireye vacip olur. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 108: Şurâ ve Meşveret.

Madde 108: Şurâ ve Meşveret, mutlak şekilde görüş almaktır. Teşriide, tarifte, gerçekleri ortaya çıkartma gibi fikrî hususlarda, fennî ve ilmi hususlarda bağlayıcı değildir. Halife, amelî konulardan birinde ve araştırma yahut ileri görüş gerektirmeyen amellerde istişare ettiğinde bağlayıcıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 162: Bilimsel laboratuvarlar kurmak devletin görevidir.

Madde 162: Hayat işleriyle ilgili her türlü ilmi laboratuarlar kurmak tebaanın tüm fertlerinin hakkıdır. Bizzat devletin de böyle laboratuarlar kurması lazımdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 155: Ücretin takdiri.

Madde 155: Ücretin, işten sağlanacak maslahata ve işçinin sağlayacağı maslahata göre takdir edilmesi caizdir. Ücretlinin bilgisine veya ilmî diplomasına göre ücret takdir edilmez. Çalışanlar için dereceler yoktur. Bilakis kendilerine -gerek iş gerek işçi ile ilgili olsun- hak ettikleri ücretin tamamı verilir. Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!