nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Dışişleri Siyaseti

Madde 182: Dışişleri, yalnızca İslam Devleti tarafından kurulabilir.

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 182: Herhangi bir ferdin, partinin, kitlenin veya cemaatin, yabancı devletlerden herhangi bir devlet ile ilişkisinin bulunması mutlak olarak caiz değildir. Devletler ile ilişki, yalnızca İslam Devleti tarafından kurulabilir. Zira ümmetin işlerini fiilen yürütme hakkı yalnızca devlete aittir. Ümmet ve kitleler ise devleti bu dış ilişkilerden muhasebe etmelidir.

Bu maddenin delili, Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu kavlidir:

»الإِمَامُ رَاعٍ وَهُوَ وَمَسْؤُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ«

"İmam [Halife] bir çobandır ve güttüğünden mesuldür." [el-Buhari, Abdullah İbn-u Ömer kanalıyla rivayet etti] Şeriat, işlerin fiilen ve zorunlu şekilde güdülmesi görevini sadece yöneticiye vermiştir. Dolayısıyla ya halife ise insanların biat etmesi yada halifenin veya onun görevlendirme hakkı verdiği muavin ve valilerin görevlendirmesi yoluyla şeri bir görevlendirme olmadıkça tebaanın veya herhangi bir Müslümanın, yöneticinin işini yapması helal değildir. Fakat biat veya halifenin görevlendirmesi ile görevlendirilmeyen bir kimsenin, dahilde veya hariçte ümmetin işlerinden bir şeyi gütmeyi yürütmesi helal değildir.

 Burada gerek delil gerekse üzerine delilin nasbedildiği vakıa bakımından bu hükmün açıklanması kaçınılmazdır. Delile gelince; şeriat otoriteyi, sadece yöneticiye ait kıldığı gibi insanları siyaset etmeyi de sadece yöneticiye ait kılmıştır. Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurmaktadır:

»مَنْ كَرِهَ مِنْ أَمِيرِهِ شَيْئًا فَلْيَصْبِرْ عَلَيْهِ، فَإِنَّهُ لَيْسَ أَحَدٌ مِنْ النَّاسِ خَرَجَ مِنْ السُّلْطَانِ شِبْرًا فَمَاتَ عَلَيْهِ إِلاَّ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً«

"Her kim emîrinin bir şeyinden hoşlanmazsa ona sabretsin. Zira otoriteden bir karış ayrılan hiçbir kimse yoktur ki bu halde ölürse cahiliye ölümü ile ölmemiş olsun." [İbn-u Abbas'ın hadisinden muttefekun aleyh] Böylece yöneticiye karşı çıkmak, otoriteden çıkmak olarak sayılmıştır. O halde otoriteye sahip olan yönetici olup onun dışında bir başkası değildir. Yine Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurmaktadır:

»كَانَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمْ الأَنْبِيَاءُ، كُلَّمَا هَلَكَ نَبِيٌّ خَلَفَهُ نَبِيٌّ، وَإِنَّهُ لا نَبِيَّ بَعْدِي، وَسَيَكُونُ خُلَفَاءُ«

"İsrail oğulları, nebiler tarafından siyaset ediliyordu (yönetiliyordu). Bir nebi vefat edince, bir diğer nebi ona halef oluyordu. Artık benden sonra nebi yoktur. Halifeler olacaktır." [Ebî Hurayra'nın hadisinden muttefekun aleyh] Bu hadisin manası, ey Müslümanlar sizleri siyaset edenler halifelerdir demektir. Böylece Müslümanları kimin siyaset edeceği belirlenmiştir. Bunun mefhumu ise emirden başkası sultan olamaz ve halifelerden başkası siyaset edemez demektir. Dolayısıyla bu, tebaayı siyaset etmenin sadece yöneticiye ait olup onun dışındakilere ait olmadığına dair bir delildir. Ayrıca Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in işi şuydu ki o, devlet başkanı olması vasfıyla otoriteyi ve insanları siyaset etmeyi kendisine hasreder ve otoritenin veya tebaayı siyaset etme işlerinden herhangi bir işi yapacak kimseleri görevlendiren de oydu. Mesela herhangi bir gazveye çıkacağı zaman Medine'de yerini alacak kimseyi görevlendirir, valileri, kâdileri, zekat amillerini, suların dağıtılması, meyvelerin takdir edilmesi ve benzerleri gibi herhangi bir maslahatla kaim olacak kimseleri tayin ederdi. İşte bunların hepsi, otoritenin ve insanları siyaset etmenin yöneticiye, yani halifeye, halifenin görevlendirdiği kimselere, emire ve emirin görevlendirdiği kimselere hasredildiğine dair bir delildir. Otorite, insanların işlerini zorunlu şekilde gütmek olduğu gibi resulün, [ تسوسهم] "onları siyaset ediyordu" kavlinde varit olan tebaayı siyaset etmek de insanların işlerini zorunlu şekilde gütmektir. Buna göre insanların işlerini zorunlu şekilde gütmek, yani yöneticinin sorumluluğunu yerine getirmesi yöneticiye hasredilmiştir. Dolayısıyla bunu başkasının yerine getirmesi mutlak olarak caiz değildir. Çünkü şeriat, hem otoriteyi hem de insanları siyaset etmeyi halifeye ve halifenin görevlendirdiği kimselere vermiştir. Dolayısıyla imamın ve onun görevlendirdiği kimselerin dışında herhangi bir fert, yönetim ve otorite işleri ile kaim olur ve insanları siyaset etme işini üstlenirse onun bu fiili, şeriata muhaliftir dolayısıyla da batıldır. Batıl olan her tasarruf ise haramdır. Bundan dolayı halifenin ve halifenin görevlendirdiği kimselerin dışında, yöneticinin dışında bir kişinin yönetim ve otorite işlerinden herhangi bir işi yapması helal olmaz. Dolayısıyla insanların işlerini zorunlu şekilde gütme işini yürütemez. Yani insanları siyaset edemez. Çünkü bu, yöneticinin işidir ve başkasının bunu yapması caiz değildir.

 Delil bakımından böyledir. Vakıa bakımından olana gelince; bazı işlerin bir gurup tarafından zorunlu şekilde yürütülmesi demokratik yönetimin mefhumlarındandır. Zira demokratik yönetim, kurumlardan ibaret olup bunların başında bakanlık, yani hükümet yer alır. Ancak hükümetin dışında bazı işleri zorunlu şekilde yürüten, yani herhangi bir alanda yönetimle kaim olan kimseler de vardır. Mesela sendikalar vardır. Örneğin avukatlar sendikası, avukatların avukatlık mesleği hakkındaki işlerini zorunlu olarak yürütür ve belirli işlerde onlar üzerinde otoriteye sahip olur. Zira avukatlık yapmalarına izin veren, onları birtakım cezalara çarptıran ve onlara emekli sandığı hakkı veren odur. Bunların dışında devletin avukatlık mesleği hususunda kendisini görevlendirdiği bazı yönetim ve otorite işlerini yürütmekte olup onun emri aynen bakanlığın emri gibi geçerlidir. Tabipler sendikası ve diğer sendikalar da böyledir. Bu, içişleri açısından üzerine delilin odaklandığı vakıadır. Dışişleri açısından olana gelince; bazı demokratik ülkeler, yönetimin dışında olduğu halde muhalefet partisine diğer ülkelerle bağlantı kurma, bu ülkelerle müzakerelerde bulunma, yönetimi devraldığında uygulamak üzere iki ülke arasındaki ilişkilerle alakalı hususlar üzerinde başka devletlerle anlaşma yapma yetkisi hakkı vermektedir. Bu da dışişleri açısından üzerine delilin odaklandığı vakıadır.

 Sendikalar gibi bazı kurumların, zorunlu olarak bazı içişlerini yürütmesi ve siyasi partiler gibi bazı kurumların zorunlu olarak bazı dışişlerini yürütmesi olan bu vakıa, İslam'da mutlak olarak caiz değildir. Çünkü otorite ve insanları siyaset etme, sadece halifeye veya emîre veya halifenin yada emîrin görevlendirdiği kimselere verilmiştir. Şeriata aykırı olmasından dolayı bu kimselerin dışında bir başka kimsenin tek bir meselede dahi olsa bunları yürütmesi helal değildir.

 Ayrıca işleri zorunlu olarak yürütmek, insanlar üzerinde bir velayettir. Velayet ise ya ümmet ile halife veya ümmet ile emîr yada halife ile onu görevlendirenler veya emîr ile emîri görevlendirenler arasında olmak üzere iki kişi arasında gerçekleşmesi kaçınılmaz olan bir akittir. Dolayısıyla her kim velayet akdi olmadan işleri yürütmeyi üstlenirse bu üstlenmesi batıl olduğu gibi tüm tasarrufu da batıldır. Dolayısıyla bu, tartışmasız haramdır. Dolayısıyla da işlerin zorunlu olarak yürütülmesini üstlenmek batıldır. Bundan dolayı ümmet içerisindeki siyasi partilerin ve fertlerin, ümmetin herhangi bir işini zorunlu olarak yürütme addedilecek bir hususta herhangi yabancı bir ülke ile ilişkisi olması haramdır. İşte bu maddenin delili budur.

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 34: Halife nasbetme metodu biattir

in Halife
Madde 34: Halife nasbetme metodu biattir. Halifeye biat verilip halifenin nasbedilmesinin fiili icraatları ise şunlardır: a. Mezâlim Mahkemesi hilafet mansıbının boşaldığını ilan eder. b. Geçici emir, görevlerine başlar ve hemen adaylık kapısının açıldığını ilan eder. c. Mezâlim Mahkemesinin kararıyla, inikad şartlarını tamamlayan adayların başvuruları kabul edilir ve diğer adayların başvuruları… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 68: Ordugahta deneyimli kurmay ihtiyaçı.

Madde 68: Her bir askerî ordugahta; yüksek askerî malumata sahip, plan çizme ve savaş tevcihinde tecrübe sahibi yeterli miktarda kurmay bulundurulmalı, ordudaki kurmayların sayısı mümkün olduğunca çoğaltılmalıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 58: Vali´nin tayini

in Valiler
Madde 58: Vali, bir vilayetten diğer bir vilayete nakledilemez. Zira onun görevlendirilmesi, genel bir bakıştır ve belirli bir yer ile sınırlıdır. Bilakis görevden alınır ve yeniden tayin edilir. Devamını oku
anayasa

Madde 17: Yönetim ve İdare

Madde 17: Yönetim merkezîdir. İdare ise merkezî değildir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 44: Tefvîz muavininin tayininin şartı.

Madde 44: Tefvîz muavininin tayini şu iki hususu kapsamalıdır: Birincisi, umumi gözetim ve ikincisi de niyabettir. Bunun için halifenin ona “Seni kendi yerime vekil tayin ettim.” demesi gerekir. Ya da niyabet ve umumi gözetimi içeren manada bir söz söylemesi lazımdır. Şayet söz konusu tayin bu şekilde olmazsa muavin sayılmaz. Bu tür bir tayin halifenin, muavinleri halife muavinliğinin… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 31: Halife´de aranan inikad şartları

in Halife
Madde 31: Hilafetin kendisine inikad olması için halifede yedi şart bulunmalıdır. Bunlar: Erkek, Müslüman, hür ve baliğ olması; âkil, adil ve kifayet ehlinden kadir biri olmasıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 73: Hariciye (Dışişleri) Dairesi

Madde 73: Hariciye Dairesi; ister siyasî yön ile ilgili olsun, ister iktisat, sanayi, ziraat, ticaret yönleri ile ilgili olsun, isterse posta, kablolu ve kablosuz iletişimler ve benzerleri ile ilgili olsun, Hilafet Devleti ile yabancı devletler arası alakalar hakkındaki bütün dış işler ile ilgilenir. Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!