nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Valiler

Madde 53: Vali ve âmillerin şartları.

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 53: Valiler Halife tarafından, âmiller ise halife tarafından ve kendilerine salahiyet verildiği takdirde valiler tarafından tayin edilirler. Muavinlerdeki şartların vali ve âmillerde de bulunması şarttır. Erkek, hür, Müslüman, bâliğ, âkil, âdil ve tayin edildikleri idarede kifayet ehlinden olmalı, takva ehli ve kuvvetli kimselerden seçilmelidirler.

 Bu maddenin delili; Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ve sonrasında sahâbenin amelidir. Zira beldelere valilerin veya emirlerin tayin edilmesi işini üstlenen bizzat Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] idi ve Amr İbn-u Hazm’ın durumunda olduğu gibi onları vilayetlerin tamamına atıyordu ki onu Yemen’in tamamına vali yapmıştır. Aynı şekilde Muaz İbn-u Cebel ile Ebî Musa’nın durumunda olduğu gibi onlardan her birini vilayetin bir kısmına tayin ediyordu. Nitekim o ikisinden her birini bir diğerinden müstakil olan Yemen’in mihlafına (bölgesine) tayin etmiş ve onlara şöyle demiştir:

«يَسِّرَا وَلا تُعَسِّرَا، وَبَشِّرَا وَلا تُنَفِّرَا، وَتَطَاوَعَا»

“Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz! (Hükümde) ihtilaf etmeyiniz!” [Ebî Musa kanalıyla muttefekun aleyh] Valinin vilayetinde âmiller tayin etmesinin caiz olmasına gelince; halifenin valiyi tayin ederken ona âmiller atama hakkı vermeye hakkı olmasından alınmıştır. Muavinlere koşulan şartların valilere de şart koşulması ise valinin muavin gibi yönetimde halifenin naibi olmasından alınmıştır. Zira o, bir yöneticidir. Dolayısıyla halife için şart koşulan onun için de şart koşulur. Zira halife için şart koşulanlar muavin için de şart koşulur. Dolayısıyla onun erkek olması şartı koşulur ki bu Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavlinden dolayıdır:

«لَنْ يُفْلِحَ قَوْمٌ وَلَّوْا أَمْرَهُمُ امْرَأَةً»

Emirlerini (yönetimlerini) bir kadına tevdî eden bir toplum asla iflah olmayacaktır.[el-Buhari, Ebî Bekre kanalıyla rivayet etti] Hadisteki velâyetten maksat [ أَمْرَهُمُ]  “Emirlerini (yönetimlerini)” kavli deliline binaen yönetimdir ve [ أَمْرَهُمُ] “Emirlerini (yönetimlerini)” kelimesi vali ve velâyet eşliğinde geldiğinde vali ve velâyet kelimesinin manası yönetim ve sultan demek olur. Böylece vali için şu şartlar koşulur: Hür olmalıdır. Çünkü köle kendisinin maliki değildir. Dolayısıyla başkası üzerine yönetici olamaz. Keza Allahuteala’nın şu kavlinden dolayı Müslüman olmalıdır:

{وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا}

“Muhakkak ki Allah, kafirler için müminler aleyhine asla bir yol (egemenlik) kılmayacaktır!” [en-Nîsâ 141] Şu hadisten dolayı akil baliğ olmalıdır:

«رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاَثَةٍ»

“Kalem (sorumluluk) şu üç kişiden kaldırılmıştır:” [Ebû Davud, Ali İbn-u Ebî Talib RadiyAllahu Anh kanalıyla rivayet etti] Bu hadiste şöyle geçmiştir:

« عَنْ الصَّبِيِّ حَتَّى يَبْلُغَ... وَعَنْ الْمَعْتُوهِ حَتَّى يَبْرَأَ »

“Buluğa erinceye kadar sabiden… aklı başına gelinceye kadar aklı gidenden…” Ebû Davud’un, Ali İbn-u Ebî Talib [RadiyAllahu Anh]’dan başka bir rivayetinde ise Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:

»رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاثَةٍ عَنِ الْمَجْـنُونِ الْمَغْلُوبِ عَلَى عَقْلِهِ حَتَّى يَفِيقَ، وَعَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْـتَـيْقِظَ، وَعَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَحْتَلِمَ«

“Kalem (sorumluluk) şu üç kişiden kaldırılmıştır: Aklı başına gelinceye kadar deliden, uyanıncaya kadar uyuyandan, ihtilam oluncaya kadar sabiden.” Aynı şekilde Ahmed, Aişe [RadiyAllahu Anha]’den Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:

»رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلَاثَةٍ عَنْ الصَّبِيِّ حَتَّى يَحْتَلِمَ وَعَنْ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنْ الْمَعْتُوهِ حَتَّى يَعْقِلَ... «

“Kalem (sorumluluk) şu üç kişiden kaldırılmıştır: İhtilam oluncaya kadar sabiden, uyanıncaya kadar uyuyandan, akıllanıncaya kadar aklı başından gidenden...” Üzerinden kalemin (sorumluluğun) kaldırıldığı kimse ise mükellef değildir. O halde kalemin kaldırılması yönetimin kaldırılmasıdır. Dolayısıyla hükümlerin infazını, yani otoriteyi üstlenmesi sahih olmaz. Adil olması şartı da koşulur. Çünkü Allah, şahidin adil olmasını şart koşmuştur. Dolayısıyla yönetici için şart koşulması evla babındandır ki bu da Allahuteala’nın şu kavlinden dolayıdır:

{ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا إِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ فَتَبَيَّنُوا }

“Ey iman edenler! Fasık bir kimse size bir haber getirdiğinde onu araştırınız.” [el-Hucurat 6] Dolayısıyla Allah, fasığın sözünün araştırılmasını emretmiştir. Yöneticinin hükmü ise araştırılmaksızın alınmalıdır. Dolayısıyla yöneticinin, sözünün ancak hükmünün araştırılması ile kabul edilen kimselerden olması caiz değildir. Kifayet ehlinden ve kendisine tevdî edilen yönetim işlerini yapmaya muktedir birisi olması şartı koşulur. Çünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], kendisini vilayet valisi yapmasını istediğinde Ebî Zerr’e şöyle demiştir:

«إِنِّي أَرَاكَ ضَعِيفًا»

“Seni zayıf olarak görüyorum.” [Muslim, Ebî Zerr kanalıyla tahric etti] Başka bir rivayette ise şöyle geçmiştir:

«يَا أَبَا ذَرٍّ، إِنَّكَ ضَعِيفٌ، وَإِنَّهَا أَمَانَة»

“Ey Ebâ Zerr! Sen zayıfsın, (âmillik) ise bir emanettir.” İşte bu hadis, zayıf, yani yönetimin yükünü taşımaktan aciz olan bir kimsenin vali olmaya uygun olmayacağına dair bir delildir. Sallallahu Aleyhi ve Sellem valilerini, yönetime elverişli ve takvası ile meşhur ilim sahiplerinden seçerdi. Yine onları, üstlendikleri işleri en güzel şekilde yapmak için didinen ve raiyyenin kalplerini iman ile ve devletin heybeti ile dolduran kimselerden seçerdi. Süleyman İbn-u Burayde babasından şöyle dediğini rivayet etti:

»كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وآله وسلم إِذَا أَمَّرَ أَمِيرًا عَلَى جَيْشٍ أَوْ سَرِيَّةٍ أَوْصَاهُ فِي خَاصَّتِهِ بِتَقْوَى اللَّهِ وَمَنْ مَعَهُ مِنَ الْمُسْلِمِينَ خَيْرًا ... «

“Resulullah bir ordu veya bir seriyyenin başına bir emir tayin ettiği zaman, özel olarak ona Allah’a karşı takvalı olmayı ve beraberindeki Müslümanlara da hayır tavsiye ederdi.” Vali ise vilayeti üzerinde emirdir. Dolayısıyla bu hadisin kapsamına girer.

Anayasanın bazı maddeleri

anayasa

Madde 7: Șer’i hükmün uygulanması

Madde-7: Devlet, İslami tabiiyeti taşıyan Müslüman ve gayrimüslim herkese İslami şeriatı aşağıdaki şekilde infaz eder: Devamını oku
anayasa

Madde 107: mmet Meclisine ve Vilayet Meclisine üyelik.

Madde-107: Hilafet Devleti’nin tabiiyetini taşıyan herkes, ister erkek ister kadın olsun ister Müslüman ister gayrimüslim olsun âkil ve bâliğ ise Ümmet Meclisine ve Vilayet Meclisine üye olma hakkına sahiptir. Fakat gayrimüslimlerin üyeliği, yöneticilerin zulmünü veya İslam’ın kötü tatbik edilmesini şikayet ile sınırlıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 31: Halife´de aranan inikad şartları

in Halife
Madde 31: Hilafetin kendisine inikad olması için halifede yedi şart bulunmalıdır. Bunlar: Erkek, Müslüman, hür ve baliğ olması; âkil, adil ve kifayet ehlinden kadir biri olmasıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 90: Mezâlim Mahkemesinin yetkileri

in Yargı
Madde 90: Mezâlim Mahkemesi, halifeyi azletme hakkına sahip olduğu gibi, devletteki herhangi bir yöneticiyi veya memuru azletme hakkına da sahiptir. Bu ise zulmün ortadan kaldırılması için bu azlin gerekli olması durumundadır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 89: Mezâlim kâdıları

in Yargı
Madde 89: Mezâlim kâdısı, bir veya daha fazla kişi ile sınırlandırılmaz. Devlet başkanı, zulümleri ortadan kaldırmak için ihtiyacına göre sayıları ne kadar olursa olsun, mezâlim kâdısı tayin eder. Ancak bir davaya bakılırken hüküm verme salahiyeti yalnızca bir kâdıya aittir, daha fazlasına değil. Duruşma esnasında, hükme yetkili kâdının yanında başka mezâlim kâdılarının bulunması caizdir. Fakat… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 108: Şurâ ve Meşveret.

Madde 108: Şurâ ve Meşveret, mutlak şekilde görüş almaktır. Teşriide, tarifte, gerçekleri ortaya çıkartma gibi fikrî hususlarda, fennî ve ilmi hususlarda bağlayıcı değildir. Halife, amelî konulardan birinde ve araştırma yahut ileri görüş gerektirmeyen amellerde istişare ettiğinde bağlayıcıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 82: Mahkemelerin Dereceleri.

in Yargı
Madde 82: Davaların çeşitlerine göre mahkemelerin dereceleri değişebilir. Belirli bir sınıra kadar bazı kâdıların belirli davalara tahsis edilmeleri mümkündür ve bunlardan ayrı olan davalar diğer mahkemelere verilir. Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!