nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Hilafet Devleti / Anayasa / Iktidar & Yönetim / Tefviz Muavini

Madde 44: Tefvîz muavininin tayininin şartı.

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 44: Tefvîz muavininin tayini şu iki hususu kapsamalıdır: Birincisi, umumi gözetim ve ikincisi de niyabettir. Bunun için halifenin ona “Seni kendi yerime vekil tayin ettim.” demesi gerekir. Ya da niyabet ve umumi gözetimi içeren manada bir söz söylemesi lazımdır. Şayet söz konusu tayin bu şekilde olmazsa muavin sayılmaz. Bu tür bir tayin halifenin, muavinleri halife muavinliğinin ihtiyaçlarına göre gerekli gördüğü şekilde belli yerlere yollamasına veya bu belli yerlerden başka yerlere ve başka işlere nakletmesine izin verir. Yeni bir tayine gerek olmaz zira asli tayinleri tüm bunları içermektedir.

 Bu maddenin delili; muavinin işinin vakıasıdır. Zira tefvîz veziri veya tefvîz muavini, yönetim ve otoritenin sorumluluğunu kendisi ile birlikte taşımak üzere halifenin tayin ettiği vezirdir ki ona, şer-i hükümlere uygun olarak kendi görüşüne göre işleri yürütme ve kendi içtihadına göre tamamlama yetkisi verir. Halifenin onu görevlendirmesi, umumi gözetim ve niyabettir. Burada niyabet ise bir akittir ve akitler ancak sarih sözle sahih olur. Bunun içindir ki muavinin tayini, Halifenin ona “Seni kendi yerime vekil tayin ettim veya vekilliğine güvenerek seni vezir yaptım veya benzeri ifadeleri” söylemesi gibi halifenin yerine vekalete veya umumi gözetime delalet eden bir lafızla meydana gelmesi şartı koşulur. Yani tayin, herhangi anlaşılır bir sıfatla niyabeti ve umumi gözetimi kapsamalıdır. Dolayısıyla muavinin tayini, birincisi umumi gözetim ve ikincisi niyabet olmak üzere iki şartı kapsayan bir lafızla olması gibi muavinin vakıasına delalet eden lafızlarla olması kaçınılmazdır. Eğer lafız açıkça bu iki şartı kapsamazsa muavinin vezirliği akdolunmaz.

 Muavin, niyabet ve umumi gözetim ile tayin edilmesine rağmen halifenin herhangi bir vakitte bir işte veya mekanda yada başka bir vakitte başka bir işte veya mekanda ondan yardım alması caizdir. Nitekim Şeyhayn [el-Buhari ve Muslim] Ebî Hurayra’dan şöyle dediğini tahric ettiler:

«بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وآله وسلم عُمَرَ عَلَى الصَّدَقَةِ»

“Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Ömer’i sadaka üzerine gönderdi (yani zekattan sorumlu kıldı).” Yine en- Nesâi ve ed-Dârimî de şöyle tahric ettiler

«أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وآله وسلم حِينَ رَجَعَ مِنْ عُمْرَةِ الْجِعْرَانَةِ بَعَثَ أَبَا بَكْرٍ عَلَى الْحَجِّ»

Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Ci’râne umresinden dönünce Ebû Bekir’i Hacc üzerine (sorumlu olarak) gönderdi.” Yani Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] zamanında Ebâ Bekir ile Ömer [RadiyAllahu Anhuma] Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in -tefvîz vezirliğinin gerektirdiği umumi gözetim ve niyabet ile görevlendirdiği iki muavini [veziri] olsalar da- umumi gözetim ile -tüm işlerde değil de- sadece muayyen görevlerde mükellef kıldığı iki veziri idiler. Yine Ömer zamanında Ali ile Osman’ın durumu da böyle idi. Hatta Ömer’in Ebî Bekir’in muavini olduğu Ebî Bekir zamanında, umumi gözetim ve niyabet o kadar zahirdi ki bazı sahabeler Ebî Bekir’e

 [لا ندري أعمر الخليفة أم أنت ]

“Bilmiyoruz, Ömer mi halifedir, sen mi?” diyorlardı. Buna rağmen Ebû Bekir, Ömer’i bazı dönemlerde kadâdan (yargıdan) sorumlu kılmıştı. Nitekim bunu el-Beyhaki, el- Hâfız’ın [İbn-u Hacer el-Askalani] kuvvetlendirdiği bir sened ile tahric etmiştir.

 Binaenaleyh Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ve ondan sonraki raşidi halifelerin sîretinden istifade edilerek anlaşılmıştır ki muavin umumi gözetim ve niyabet ile tayin edilir. Lakin Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in Ebî Bekir ile Ömer’i yaptığı gibi ve Ebû Bekir’in Ömer’i yaptığı gibi, halifenin bir mekan veya işte muavinlerden yardım alması caizdir. Mesela kuzey vilayetlerinin takibi için bir muavin ve güney vilayetlerinin takibi için bir diğer muavin görevlendirmesi gibi. Birincisini ikincisinin yerine, ikincisini birincisinin yerine koymak da mümkündür. Halifenin yardımcısı olmanın gerektirdiği yön üzere; falan işler, görevler üzerinde bir muavinin, filan işler, görevler üzerinde bir başka muavinin tasarrufta bulundurulması da mümkündür. Böylece yeni bir atamaya gerek kalmaz. Bilakis bir işten diğer bir işe nakledilmesi sahih olur. Çünkü onun ataması aslen umumi gözetim ve niyabettir. Dolayısıyla tüm bu işler, görevler onun bir muavin olarak atanmasını içermektedir. Bu hususta muavin, validen farklıdır. Zira vali, tek bir mekanda umumi gözetim ile görevlendirilmiş olup bir başka yere nakledilemez. Aksine yeni bir atama gerekir. Çünkü yeni mekan, ilk ataması dahilinde değildir. Lakin muavin, umumi gözetim ve niyabet ile atanır ki yeni bir atamaya gerek kalmaksızın onun bir mekandan diğer bir mekana nakledilmesi mümkündür. Zira o aslen bütün işlerde umumi gözetim ve niyabet ile görevlendirilmiştir.

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 157: Devlet, tedavülde eşit davranir.

Madde 157: Devlet, malın tüm tebaa arasında tedavül etmesi için çalışır ve yalnızca belirli bir zümre arasında tedavül etmesine engel olur. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 93: Mahkemede vekil kılma hakkı

in Yargı
Madde 93: Her insanın, ister Müslüman ister gayrimüslim olsun, ister erkek ister kadın olsun, dilediği kimseyi davalarına ve müdafaalarına vekil kılma hakkı vardır. Bu hususta vekil ile müvekkil arasında bir fark yoktur. Vekilin ücret alması caizdir ve aralarındaki anlaşmaya göre vekil müvekkilden ücret alma hakkına sahiptir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 36: Halifenin salahiyetleri

in Halife
Madde 36: Halife aşağıdaki salahiyetlere sahiptir: a. Ümmetin işlerini gözetmek için Allah’ın kitabından ve resulünün sünnetinden sahih içtihat ile istinbat edilmiş gerekli şer-i hükümleri benimser. Böylece bunlar, itaat edilmesi farz olan ve muhalefet edilmesi caiz olmayan kanunlar haline gelir. b. Devletin hem iç hem de dış siyasetinden sorumludur. Ordunun liderliğini üstlenen odur. Savaş ilan… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 90: Mezâlim Mahkemesinin yetkileri

in Yargı
Madde 90: Mezâlim Mahkemesi, halifeyi azletme hakkına sahip olduğu gibi, devletteki herhangi bir yöneticiyi veya memuru azletme hakkına da sahiptir. Bu ise zulmün ortadan kaldırılması için bu azlin gerekli olması durumundadır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 64: Ordunun livâ (sancak) ve râyeleri (bayrakları)

Madde 64: Ordu için livâlar (sancaklar) ve râyeler (bayraklar) yapılır. Halife, ordu komutanlığına tayin ettiği kişiye livâyı teslim eder. Fakat rayeleri, livâların başkanları teslim ederler. Devamını oku
anayasa

Madde 17: Yönetim ve İdare

Madde 17: Yönetim merkezîdir. İdare ise merkezî değildir. Devamını oku
anayasa

Madde 111: Ümmet Meclisinin salahiyeti.

Madde-111: Ümmet Meclisi şu beş salahiyete sahiptir: 1.(a.) Yönetim, öğretim, sağlık, iktisat, ticaret, sanayi, ziraat ve benzeri işler gibi derin fikrî araştırma ve ileri görüşlülük gerektirmeyen iç siyaset işlerinin yürütülmesi ile ilgili amellerde ve amelî konularda halifenin Ümmet Meclisi ile istişaresinde Ümmet Meclisinin halifeye verdiği görüş bağlayıcıdır. 1.(b.) Halife, derin araştırma ve… Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!