nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Iktidar & Yönetim / Halife

Madde 31: Halife´de aranan inikad şartları

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 31: Hilafetin kendisine inikad olması için halifede yedi şart bulunmalıdır. Bunlar: Erkek, Müslüman, hür ve baliğ olması; âkil, adil ve kifayet ehlinden kadir biri olmasıdır.

Madde 31: Hilafetin kendisine inikad olması için halifede yedi şart bulunmalıdır. Bunlar: Erkek, Müslüman, hür ve baliğ olması; âkil, adil ve kifayet ehlinden kadir biri olmasıdır.

Mademki hilafet yönetimdendir (velâyet-i emirdir), dahası o velâyet-i uzmadır o halde (19.) maddenin metni, yani halife hakkında belirtilen yedi şartın bulunması vacibiyeti burada da geçerlidir:

Halifenin erkek olması şartına gelince; bunun delilli, Resul Aleyhi’s Salâtu ve’s Selam’a Fars halkının, Kisrâ’nın kızını kendilerine kraliçe yaptıkları haberi ulaşınca şöyle buyurdu:

 "لنْ  يُفْلِحَ  قَوْمٌ  وَلَّوْا  أَمْرَهُمُ  امْرَأَة"

“Emirlerini (yönetimlerini) bir kadına tevdi eden bir toplum asla iflah olmayacaktır.” "el-Buhari, Ebî Bekre kanalıyla rivayet etti"Dolayısıyla bu hadis, kadının hilafete getirilmesini kesin olarak nehyetmektedir. Çünkü "لن"tabiri, ebediyen/asla anlamında ifade edilir ve bu iflahın nefyine dair bir mübalağa olduğu gibi zem de içermektedir. Dolayısıyla halifenin kadın olmasının terkinin talep edilmesi kesin bir taleptir. Bundan dolayı halifenin erkek olması şartı koşulmuştur.

Müslüman olması şartına gelince; Allahuteala’nın şu kavlinden dolayıdır:

))وَلنْ  يَجْعَلَ  اللَّهُ  لِلكافِرِينَ  عَلى  اْلمُؤْمِنِينَ  سَبِيلا((

“Muhakkak ki Allah, kafirler için müminler aleyhine asla bir yol (sulta) kılmayacaktır!” "en-Nîsâ 141"Aynı şekilde bu ayette de kesin nehiy vardır. Çünkü " لن "tabiri, ebediyen/asla olarak ifade edilmekte olup o, talep manasına gelen bir haberdir. Mademki Allah, kafirler için müminler aleyhine bir yol bulunmasını haram kılmıştır, o halde Müslümanların bir kafiri üzerlerine yönetici kılmaları da haram kılınmıştır. Zira yönetim, Müslümanlar üzerindeki en büyük yoldur. Ayrıca halife, veliyy-ul emirdir ve Allahutela, veliyy-ul emrin Müslüman olmasını şart koşmuştur. Allahuteala şöyle buyurmuştur:

 ))أَطِيعُوا اللَّهَ  وَأَطِيعُوا  الرَّسُولَ  وَأُوْلِي  الأَمْرِ  مِنكم))

“Allah’a itaat edin! Resul’e itaat edin ve sizden olan ulî’l emire de!” "en-Nîsâ 59"Ve şöyle buyurmuştur:


 ))وَإِذا  جَاءَهُمْ  أَمْرٌ  مِنَ الأَمْنِ  أَوْ  اْلَخوْفِ أَذاعُوا  بِهِ  وَلوْ  رَدُّوهُ  إِلى  الرَّسُولِ  وَإِلى  أُوْلِي  الأَمْرِ  مِنهُم))

“Onlara güvenlik veya korkuya dair bir haber geldiği zaman hemen onu yayıverirler. Halbuki onu Resul’e veya kendilerinden olan ulî’l emire götürmüş olsalardı.” "en-Nisâ 83"Kuran’da emir sahipleri kelimesi ancak Müslümanlardan olmasına yönelik bir ifade eşliğinde varit olmuştur. Bu ise veliyy-ul emrin Müslüman olmasının şart koşulduğuna delalet etmektedir. Mademki veliyy-ul emir ve emir sahiplerini atayan bizzat halifedir o halde onun Müslüman olması şart koşulur.

Hür olması şartına gelince; çünkü köle efendisinin mülküdür. Dolayısıyla kendisinin tasarrufuna sahip değildir. Başkasının tasarrufuna ise evla babından sahip olamaz ve dolayısıyla insanlar üzerinde velâyet sahibi olamaz.

Baliğ olması şartına gelince; Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şu kavlinden dolayıdır:

"رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلَاثَةٍ عَنْ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنْ الصَّغِيرِ حَتَّى يَكْبَرَ وَعَنْ الْمَجْنُونِ حَتَّى يَعْقِلَ أَوْ يُفِيق"

Kalem (sorumluluk) şu üç kişiden kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, büyüyünceye kadar çocuktan, akıllanıncaya veya aklı başına gelinceye kadar deliden.Başka bir rivayette ise şöyle geçmiştir:

 "وَعَنْ  اْلمُبْتَلى  حَتَّى  يَبْرَأَ "

“aklı başına gelinceye kadar aklı gidenden” "İbn-u Mâce ve el-Hâkim, Aişe "RadiyAllahu Anha"kanalıyla tahric ettiler/Lafız İbn-u Mâce’ye ait"Et-Tirmizi ve İbn-u Hazîme, bu hadisin bir benzerini Ali "RadiyAllahu Anh"kanalıyla tahric ettiler.

Üzerinden kalemin (sorumluluğun) kaldırıldığı kimsenin işinde tasarruf sahibi olması sahih olmaz. Dolayısıyla halife olması da sahih olmaz. Zira Ebî Hurayra’dan Resulullah "Sallallahu Aleyhi ve Sellem"’in şöyle buyurduğu rivayet edildi:

"تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ رَأْسِ السَّبْعِينَ وَإِمَارَةِ الصِّبْيَانِ"

“Yetmişin başından ve sabilerin emirliğinden Allah’a sığınınız.” "Ahmed, Ebî Hurayra kanalıyla rivayet etti"Bu hadiste halifenin sabi olmasının sahih olmayacağına dair delil vardır. Yine Ebî Akîl Zuhra İbn-u Ma’bed’den, o da Nebi "Sallallahu Aleyhi ve Sellem"’i gören ve annesi Zeyneb Bint-u Humeyd ile birlikte giden (ve o zaman henüz küçük olan) dedesinden Abdullah İbn-u Hişam’dan annesinin Resulullah "Sallallahu Aleyhi ve Sellem"’e şöyle dediğini nakletti:

"يا  رسول  الله  بايعه"

“Yâ Resulullah, onun (Abdullah’ın) biatini al!” Nebi "Sallallahu Aleyhi ve Sellem"

"هو صغير"

“O küçüktür” dedi, başını okşadı ve ona dua etti. "el-Buhari rivayet etti"Sabinin biati caiz olmadığına göre ona biat verilmesinin caiz olmaması evla babındandır.

Âkil olması şartına gelince; yukarıda içerisinde

"والمبتلى حتى  يبرأ"

“aklı başına gelinceye kadar aklı gidenden” ve başka bir rivayette

 "والمجنون حتى يفيق"

“aklı başına gelinceye kadar deliden” ifadelerinin geçtiği

 "رُفِعَ  الْقَلمُ  عَنْ  ثلاَثةٍ "

“Kalem (sorumluluk) şu üç kişiden kaldırılmıştır…” hadisinden dolayıdır. Üzerinden kalemin (sorumluluğun) kaldırıldığı kimsenin işinde tasarruf sahibi olması sahih olmaz. Dolayısıyla insanların işlerinde tasarrufta bulunan halife olması da sahih olmaz.

Adil olması şartına gelince; çünkü Allahuteala, şahidin adil olmasını şart koşmuştur. Allahuteala şöyle buyurmuştur:

 ))وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُم))

 “İçinizden iki adalet sahibini şahit tutun.” "et-Talak 2"Halife ise şahitten daha üst bir konumda olduğu için, evla babından adil olması zorunludur. Çünkü şahit için adalet şart koşulduğuna göre, halife için şart koşulması evla babındandır.

Kifayet ehlinden olup kâdir olması şartına gelince; çünkü bu, biatin gerekliklerindendir. Zira aciz olan bir kimse, tebaanın işlerini üzerlerine biatin edildiği kitap ve sünnet ile kaim olmaya muktedir olamaz.

 Şunlar bunun delillerindendir:

 1. Muslim, Ebî Zerr "RadiyAllahu Anh"kanalıyla şöyle dediğini rivayet etti:

"قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَلا تَسْتَعْمِلُنِي؟  قَالَ : فَضَرَبَ  بِيَدِهِ  عَلَى  مَنْكِبِي  ثُمَّ  قَالَ :  يَا  أَبَا  ذَرٍّ،  إِنَّكَ  ضَـعِـيفٌ، وَإِنَّهَا  أَمَانَةُ،  وَ إِنَّهَا  يَوْمَ  الْقِيَا مَةِ  خِزْيٌ  و َنَدَامَةٌ  إِلاَّ  مَنْ  أَخَذَهَا  بِحَقِّهَا  وَأَدَّى  الَّذِي  عَلَيْهِ  فِيهَا"

“Dedim ki: “Ey Allah’ın Resulü! Beni âmil olarak tayin etmez misin?” Bu sözüm üzerine, elini omzuma vurdu ve sonra dedi ki: “Ey Ebâ Zerr! Sen zayıfsın, amillik ise bir emanettir. (Hakkını veremediğin taktirde) kıyamet günü rüsvaylık ve pişmanlıktır. Ancak kim onu hak ederek alır ve onun sebebiyle üzerine düşen vazifeleri eksiksiz eda ederse o hariç.”

Dolayısıyla bu hadis, âmilliğin hakkıyla alınmasına ve gereğince eda edilmesine, yani ona ehil olunmasına dair durumu açıklamaktadır. Karine ise kesinlik ifade eder. Çünkü Resul "Sallallahu Aleyhi ve Sellem", ehil olmadığı halde âmilliği alan kimse hakkında şöyle demiştir:


 "وإِنَّهَا  يَوْمَ  الْقِيَامَةِ  خِزْيٌ  وَنَدَامَةٌ، إِلاَّ  مَنْ  أَخَذَهَا"

“Ancak kim onu hak ederek alır ve onun sebebiyle üzerine düşen vazifeleri eksiksiz eda ederse o hariç.”

2. El-Buhari, Ebî Hurayra "RadiyAllahu Anh"kanalıyla Resulullah "Sallallahu Aleyhi ve Sellem"’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:

 "إِذَا  ضُيِّعَتِ  الأَمَانَةُ  فَانْتَظِرِ السَّاعَةَ، قَالَ: كَيْفَ إِضَا عَتُهَا  يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: إِذَا أُسْنِدَ الأَمْرُ إِلَى غَيْرِ أَهْلِهِ فَانْتَظِرِ السَّاعَة"

“Emanet heba edildiğinde kıyameti bekle. (Ebî Hurayra) dedi ki: “Emanetin heba edilmesi nasıl olur ey Allah’ın Resulü!” Dedi ki: “İş (yönetim) ehil olmayana tevdi edildiğinde kıyameti bekle.”

Aynı şekilde bu hadis, velâyetin ehil olmayan kimseye bırakılmasına dair kesin nehyi ifade etmektedir. Kesin karine şudur ki bu, ehil olmayan kimsenin yönetime getirilmesinin haramlılığının büyüklüğüne delalet etmek üzere emaneti heba etmek ve kıyamet saatinin alametlerindendir demektir.

“Kifayetin” nasıl belirleneceğine gelince; bu, menatın tahkikini gerektirir. Çünkü menat, bedensel veya fikirsel bir hastalık veya benzerleriyle alakalı olabilir. Bunun içindir ki kifayetin belirlenmesi Mezâlim Mahkemesine terk edilir. Zira hilafete aday olanların inikad şartlarına sahip olup olmadığını belirleyecek olan odur. 

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 92: Mezâlim yargılaması

in Yargı
Madde 92: Mezâlim yargılamasında, Kadâ Meclisi şart olmadığı gibi davalının çağırılması ve bir davacının olması da şart değildir. Hiç kimse davacı olmasa bile Mezâlim Mahkemesi zulüm davalarına bakma hakkına sahiptir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 52; Devletin yönettiği beldeler, birimlere ayrılır.

in Valiler
Madde 52: Devletin yönettiği beldeler, birimlere ayrılır. Her bir birim “vilayet” olarak adlandırılır. Her vilayet de birimlere ayrılır, her bir birim “âmillik” olarak adlandırılır. Vilayete bakan kişi, “vali” veya “emir” olarak adlandırılır. Âmilliğe bakan kişi ise “âmil” veya “hâkim” olarak adlandırılır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 147: Ne zaman vergi tahsil edilir

Madde 147: Şeriatın ümmete yapmasını vacip kıldığı bütün işleri yerine getirmek için Beyt-ul Mâl’da mal yoksa bu vacip, ümmete intikal eder. Bu takdirde ümmete vergi koymak suretiyle işleri imkan dahilinde yoluna sokmak devletin hakkıdır. Şeriatın ümmete vacip kılmadığı; mahkemeler, daireler veya herhangi bir maslahatın gerçekleştirilmesi için konan resmî harçlar gibi şeylerden dolayı devletin… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 90: Mezâlim Mahkemesinin yetkileri

in Yargı
Madde 90: Mezâlim Mahkemesi, halifeyi azletme hakkına sahip olduğu gibi, devletteki herhangi bir yöneticiyi veya memuru azletme hakkına da sahiptir. Bu ise zulmün ortadan kaldırılması için bu azlin gerekli olması durumundadır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 102: Beyt-ul Mâl (Hâzine)

Madde 102: Beyt-ul Mâl, ilgili şer-i hükümlere göre biriktirme, koruma ve infak etme (harcama) yönlerinden gelirler ve giderler ile ilgilenen dairedir. Beyt-ul Mâl Dairesinin başkanına “Beyt-ul Mâl Hâzini” denir. Vilayetlerde bu daireye tabi idareler vardır. Her idarenin başkanına ise “Beyt-ul Mâl Sahibi” (Beyt-ul Mâl Amiri) denir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 59: Vali´nin azledilmesi

in Valiler
Madde 59: Vali; ya Halife´nin gördüğü lüzum üzerine ya Ümmet Meclisi validen razı olmadıklarını gösterince ya da kendi vilayet meclisi, validen hoşnutsuzluk gösterince azledilir. Onun azli ancak Halife tarafından yapılır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 182: Dışişleri, yalnızca İslam Devleti tarafından kurulabilir.

Madde 182: Herhangi bir ferdin, partinin, kitlenin veya cemaatin, yabancı devletlerden herhangi bir devlet ile ilişkisinin bulunması mutlak olarak caiz değildir. Devletler ile ilişki, yalnızca İslam Devleti tarafından kurulabilir. Zira ümmetin işlerini fiilen yürütme hakkı yalnızca devlete aittir. Ümmet ve kitleler ise devleti bu dış ilişkilerden muhasebe etmelidir. Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!