nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Cihâd Emîri – Harbiye Dâiresi

Madde 63: Ordunun kısımları

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 63: Ordu iki kısımdır: Birinci kısım, ihtiyati askerlerdir ki bunlar Müslümanlardan silah taşıyabilecek olanlardır. İkinci kısım ise daimi askerlerdir ki bunlara memurlar gibi devlet bütçesinden maaş tahsis edilir.

Bu maddenin delili; cihadın farziyetinin delilidir. Zira her Müslümana hem cihat etmesi hem de buna yönelik eğitimi alması farzdır. Bundan ötürü tüm Müslümanlar, ihtiyati bir ordu olurlar. Çünkü cihat üzerlerine farzdır. Onların bir kısmını askerlikte daimi kılmaya gelince; bunun delili,

(ما لا يتم الواجب إلا به فهو واجب)

“Kendisi olmadıkça vacibin tamamlanmayacağı husus da vaciptir” kaidesidir. Çünkü bu günümüzde savaşın vakıasına göre sürekli olarak cihat farzı ile İslam miğferinin ve Müslümanların şerefinin kafirlerden himayesi, daimi bir ordu olmadıkça kaim edilemez. Bu nedenle daimi bir ordu bulundurmak, imamın [halifenin] üzerine farzdır.

Bu askerler için memurlar gibi maaş tahsis edilmesine gelince; bu gereklilik gayrimüslimler açısından açıktır. Çünkü İslami Devlet’in altındaki kafirden Müslümanlarla birlikte kafirlere karşı cihat etmesi istenmez. Velakin bununla kaim olursa kabul edilir ve o takdirde kendisine bir karşılık verilmesi caizdir. Çünkü ez-Zuhrî’den şöyle rivayet edildi:

«أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وآله وسلم أَسْهَمَ لِقَوْمٍ مِنْ الْيَهُودِ قَاتَلُوا مَعَهُ»

“Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] kendisi ile birlikte savaşan Yahudilerden bir topluluğa pay verdi.[et-Tirmizi tahric etti ve ez-Zuhrî’nin mürsellerindendir] İbn-u Gudame, bu hadisi el-Muğni’de delil getirdi. Ve şöyle rivayet edildi:

»أَنَّ صَفْوَانَ بْنَ أُمَيَّةَ خَرَجَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وآله وسلم يَوْمَ حُنَيْنٍ وَهُوَ عَلَى شِرْكِهِ، فَأَسْهَمَ لَهُ، وَأَعْطَاهُ مِنَ الغَنَائِمِ مَعَ المُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ«

“Safvân İbn-u Umeyye, şirki üzere olduğu halde Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ile birlikte Huneyn’e (savaşa) çıktı. Sonra Müellefe-i Kulûb [Kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenler] ile birlikte Huneyn ganimetlerinden ona da verildi.” [İbn-u Kudame el-Muğnide ve İbn-u Hişam es-Sîret’te zikrettiler]

el-Buhari, Ebî Hurayra [RadiyAllahu Anh] kanalıyla Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle buyurduğunu tahric etti:

«يَا بِلَالُ قُمْ فَأَذِّنْ لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلَّا مُؤْمِنٌ وَإِنَّ اللَّهَ لَيُؤَيِّدُ هَذَا الدِّينَ بِالرَّجُلِ الْفَاجِرِ»

“Ey Bilal, kalk ilan et; cennete ancak müminler girer ve muhakkak ki Allah bu dini facir kimse ile takviye eder.” İbn-u İshak ise es-Sîret’te bir müşrik olduğu halde Kuzman’ın Uhud günü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ashâbı ile birlikte (savaşmak için) yola koyulduğunu, müşriklerden sekiz veya yedi kişiyi öldürdüğünü hatta Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu zikretti:

«إِنَّ اللَّهَ لَيُؤَيِّدُ هَذَا الدِّينَ بِالرَّجُلِ الفَاجِرِ»

“Muhakkak ki Allah, bu dini facir bir kimse ile takviye eder.” Şevkani, bu hadisi ed-Durar-il Mudiyye ve Neyl-ul Evtar’da zikretti ve bunun siyer sahipleri yanında sabit olduğunu söyledi.

İşte bu deliller, bir kafirin İslam ordusu ile birlikte olmasından ve ordudaki varlığından ötürü ona karşılık verilmesinin caiz olduğuna delalet eder. Üstelik icâranın (ücret ile tutmanın) tarifinin, “bir bedel karşılığında bir menfaat üzerinde yapılan akit” olması; ücret ile tutanın, ücret ile çalıştırdığı kimseden sağlayabileceği her tür menfaat üzerindeki icâranın caiz olduğuna delalet etmektedir. Askerlik ve savaş için bir şahsı ücret ile tutmak da bu kapsama dahildir. Çünkü bu da menfaattir. Ancak bu, mezkur delillerin vakıasının açıkladığı üzere küfrün rayesi altında değil Müslümanların rayesi altında olmalıdır. Zira Müslümanlarla birlikte savaşan kafirler, onlarla birlikte küfrün rayesi altında değil Müslümanların rayesi altında savaşmışlardır. Yani Müslümanların ordusu içinde birer asker olarak savaşmışlardır. Binaenaleyh zimmet ehlinin ücret karşılığında Müslümanların ordusu içinde savaşmaları caizdir. Şöyle ki halife, onların Müslümanların ordusu içinde birer asker olarak savaşmalarında Müslümanlar için zarar olmayıp menfaat olduğunu görürse bu durumda Müslümanların ordusu içinde savaşmaları ve onlara ücret vermeleri caiz olur. Yani bu onlara mübah olur. Ancak İslam ordusuna girmelerinde bir zarar olursa usulde zikredilen iki şıkkı ile zarar kaidesi gereği mübahın kollarından bu kol zarar vermesinden dolayı yasaklanır.

Gayrimüslimler açısından böyledir. Müslümanlar açısından ise şöyledir: Her ne kadar cihat bir ibadet ise de bir Müslümanın askerlik ve savaş için ücret ile tutulması da caizdir. Çünkü icâranın delili geneldir. İbadet ile kaim olmak üzere icâra da -eğer menfaati failini aşıyorsa- caizdir. Zira Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

«إِنَّ أَحَقَّ مَا أَخَذْتُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا كِتَابُ اللَّهِ»

“Şüphesiz karşılığında ücret almaya en çok hak kazandığınız şey Allah’ın kitabıdır.” [el-Buhari, İbn-u Abbas yoluyla rivayet etti] Allah’ın kitabını öğretmek bir ibadettir. Dolayısıyla Müslümanların Kurân öğretmek, imamlık yapmak, ezan okumak için -ki bunlar ibadettir- ücret ile tutulması caiz olduğu gibi cihat ve askerlik için ücret ile tutulması da caizdir. Müslümanların -üzerlerine farz-ı ayn olsa bile- cihat için ücret ile tutulmalarının cevazına ilişkin delil, oldukça açık bir şekilde varit olmuştur. Ahmed ve Ebû Davud, Abdullah İbn-u Amr’dan Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

«لِلْغَازِي أَجْرُهُ وَلِلْجَاعِلِ أَجْرُهُ وَأَجْرُ الْغَازِي»

“Gazi için ecri vardır. Câil için ise hem ücreti hem de gazinin ecri vardır.” Gazi, kendisi adına gaza edendir. Câil ise ücret ile başkası adına gaza edendir. Kamus-ul Muhît’te şöyle denilmiştir:

"والجِعالة مثلثة وككِتاب وقُفل وسَفينة، ما جعله له على عمله، وتجاعلوا الشيء جعلوه بينهم، وكسَحابة الرشوة، وما تَجعَلُ للغازي إذا غزا عنك بجُعْلٍ"

“Ci’âle” kişinin yaptığına karşılık verilen ücrettir. Bir şeyi tecâ’ul etmeleri, onu kendi aralarında ücretlendirmeleridir. Senin yerine gazveye gittiğinde gazi için de cu’l (ücret) vardır. Dolayısıyla hadis, bir kimsenin kendisi adına gaza etmesi için başka birisini (ücret) vermenin, yani gazve için ücret ile adam tutmanın cevazını beyan etmektedir. Nitekim el-Beyhaki, Cubeyr İbn-u Nufeyr’den Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle dediğini rivayet etti:

»مَثَلُ الَّذِينَ يَغْزُونَ مِنْ أُمَّتِي، وَيَأْخُذُونَ الـجُـعَـلَ، وَ يَتَقَوَّوْنَ عَلَى عَدُوِّهِمْ، مَثَلُ أُمِّ مُوسَى، تُرْضِعُ وَلَدَهَا، وَتَأْخُذُ أَجْرَهَا«

“Ümmetimden gaza edip de cu’l (ücret) alan ve düşmanlarına karşı güç kazananın misali, kendi çocuğunu emziren ve ücretini alan Musa’nın annesinin misalidir.” Bu hadisi Saîd İbn-u Mansur da tahric etti. Buradaki “ecir”, ücret demektir. İşte bu nedenle askerlere, memurlar gibi maaş verilir. 

 

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 148: Devlet bütçesi ve bölümleri.

Madde 148: Devlet bütçesinin şer’i hükümlerce belirlenen daimi bölümleri vardır. Fakat bütçe kısımları, her kısmın içerdiği meblağlar ve her kısımda bu meblağların tahsis edildiği işler, halifenin görüşüne ve ictihadına bağlıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 30: Halifede asıl olan inikad şartlarıdı

in Halife
Madde 30: Hilafet için biat verilecek kişide, inikad şartlarından fazlasının tamamlanması şart değildir. Dolayısıyla efdaliyet şartlarının mutlaka tamamlanması gerekmez. Çünkü asıl olan inikad şartlarıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 171: Eğitim Politikası ve müfredatın temelleri.

Madde 171: Öğretim siyaseti; İslami akliyet ve İslami nefsiyet oluşturmaktır. Bu siyasete göre verilecek bütün ders müfredatı belirlenmelidir. Madde 172: Öğretimin gayesi; İslami şahsiyeti oluşturmak ve insanları, hayatın işlerine ilişkin ilimler ve bilgiler ile donatmaktır. Öğretim yöntemleri de bu gayeyi gerçekleştirecek şekilde olur. Bu gayeye götürmeyen ve bu gayenin dışına çıkan her yöntem… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 41: Halifenin halini yalnizca Mezâlim Mahkemesi değiştirir.

in Halife
Madde 41: Halifenin halindeki değişikliğin, halifeyi hilafetten çıkarıp çıkarmadığına karar veren yalnızca Mezâlim Mahkemesidir. Yine, halifeyi azletme veya ihtar etme salahiyetine sahip olan da yalnızca Mezâlim Mahkemesidir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 58: Vali´nin tayini

in Valiler
Madde 58: Vali, bir vilayetten diğer bir vilayete nakledilemez. Zira onun görevlendirilmesi, genel bir bakıştır ve belirli bir yer ile sınırlıdır. Bilakis görevden alınır ve yeniden tayin edilir. Devamını oku
anayasa

Madde 80: Mahkeme hakimi ve Salâhiyeti

in Yargı
Madde 80: Bir mahkemenin yargılama salâhiyetine sahip birden çok kâdî bulundurması caiz değildir. Onunla beraber bir veya daha fazla kâdî bulunması caizdir fakat hüküm salâhiyetine sahip değillerdir. Onlar ancak istişare etme ve görüş belirtme salahiyetine sahiptirler. Görüşleri ise asıl kâdîyı bağlamaz. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 90: Mezâlim Mahkemesinin yetkileri

in Yargı
Madde 90: Mezâlim Mahkemesi, halifeyi azletme hakkına sahip olduğu gibi, devletteki herhangi bir yöneticiyi veya memuru azletme hakkına da sahiptir. Bu ise zulmün ortadan kaldırılması için bu azlin gerekli olması durumundadır. Devamını oku