nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Yönetim Nizâm´ı

Madde 18: Yöneticiler dörttür:

adde-18: Yöneticiler dörttür: Halife, tefvîz muavini, vali, âmil ve bunların yönetimi altında olan kimseler. Bunların dışındakiler yönetici değildir, memurdur.

 

 

Madde-18: Yöneticiler dörttür: Halife, tefvîz muavini, vali, âmil ve bunların yönetimi altında olan kimseler. Bunların dışındakiler yönetici değildir, memurdır.

 

Bu maddedeki yönetici, ister devletin tamamında olsun isterse bir kısmında olsun işleri güden veliy-yul emrdir. Şer’i hükümlerin istikrası sonucunda işlerin güdülmesinin, hükümlerin ikamesinin kendilerine tevdî edildiği ve hükümlerin infazında kendilerine itaat edilen kişiler şu dört kişidir: Halife, muavin (tefvîz muavini), vali ve âmil. Velayet-ul emr sebebiyle kendilerine itaat edilen kişiler işte bunlardır.

 

Halifeye gelince; ümmetin naibi olarak dini ikame etmesi için ümmetin kendisine biat ettiği şahıstır. Dolayısıyla o, hadleri ikame eder, hükümleri tatbik eder, cihadı infaz eder ve itaat edilme hakkına sahiptir.

 

»وَ مَنْ بَايَعَ  إِمَامًا  فَ أَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ فَلْيُطِعْهُ إِنِ اسْتَطَاعَ، فَإِنْ جَاءَ آخَرُ يُنَازِعُهُ فَاضْرِبُواعُنُقَ الآخَرِ«

 

“Her kim bir imama [halifeye] biat edip elinin ayasını ve kalbinin semeresini verirse, gücü yettiğince ona itaat etsin. Eğer bir diğeri onunla (yönetimi ele geçirmek üzere) çekişmek için gelirse, o diğerinin boynunu vurun!” [Muslim, Abdullah İbn-u Amr İbn-ul Âs kanalıyla tahric etti]

 

Tefvîz muavinine gelince; tebaanın işlerinin idaresinde, yani zorunlu daimi genel gözetimde halifenin tayin ettiği muavindir. Tefvîz muavinin, halifenin kendisini mükellef kıldığı veya gerçekleştirmede kendisine yardım etmesini istediği işlerde itaat etmenin vacip olduğu veliy-yul emr olduğunun delili, Ahmed’in ceyyid isnad ile Aişe [RadiyAllahu Anhâ]’den Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle buyurduğunu rivayet etmesidir:

 

"مَنْ وَلاَّهُ اللَّهُ عَزَّ وَ جَلَّ  مِنْ أَمْرِ الْمُسْلِمِينَ شَيْئًا فَأَرَادَ  بِهِ خَيْرًا جَعَلَ لَهُ  وَزِيرَ صِدْقٍ، فَإِنْ نَسِيَ ذَكَّرَهُ، وَ إِنْ ذَكَرَ أَعَانَهُ"

 

“Allah [Azze ve Celle], bir kimseyi Müslümanların işinden bir şeye görevlendirir ve onun için hayır dilerse ona sadık bir vezir nasib eder ki o unuttuğunda ona hatırlatır, hatırladığında da ona yardım eder.”

 

Valiye gelince; halifenin devletin vilayetlerinden bir vilayete emir tayin ettiği şahıstır. Valinin, itaat edilmesi vacip olan veliy-yul emr olduğunun delili Muslim’in, Avf İbn-u Malik el-Eşcai [RadiyAllahu Anh]’den Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’i şöyle derken işittiğini rivayet etmesidir:

 

"...أَلاَ  مَنْ  وَلِيَ عَلَيْهِ  وَالٍ  فَرَآهُ  يَأْتِي شَيْئًامِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ، فَلْيَكْرَهْ  مَا يَأْتِي مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ،  وَ لاَ يَنْزِ عَنَّ  يَدًا مِنْ  طَاعَةٍ":

 

“…İyi biliniz ki kimin üzerine bir vali atanır ve onun Allah’a isyan olan bir şey yaptığını görürse Allah’a isyan olarak yaptığından hoşlanmasın ve itaatten el çekmesin.” Muslim’in, Avf İbn-u Malik el-Eşcai [RadiyAllahu Anh]’den başka bir rivayetinde ise Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle buyurduğu geçmiştir:

 

"رَأَيْتُمْ  مِنْ  وُ لا تِكُمْ  شَيْئًا تَكْرَهُـونَهُ،  فَاكْرَهُوا عَمَلَهُ، وَلا تَنْزِعُوا  يَدًا مِنْ طَاعَةٍ"

 

“…Valilerinizden hoşlanmadığınız bir şey görürseniz onun amelinden hoşlanmayın ve itaatten el çekmeyin.”

 

Âmile gelince; halifenin veya onun naibinin bir bölgeye veya şehre veya vilayetin bir bölümüne emir tayin ettiği kimsedir. Onun işi vilayetin hepsi yerine bir kısmına hükmetmesi dışında valinin işi gibidir. Bunun içindir ki o, halife veya vali tarafından emir olarak atanmasından dolayı vali gibi kendisine itaat etmenin vacip olduğu bir yöneticidir. Nitekim el-Buhari, Enes İbn-u Malik [RadiyAllahu Anh]’den Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

 

"اسْمَعُوا  وَ أَطِيعُوا  وَإِنِ اسْـتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ  كَأَنَّ  رَأْسَهُ  زَبِيبَةٌ"

 

“Başınıza başı kuru üzüm tanesi gibi Habeşli bir köle bile getirilse dinleyin ve itaat edin!” Yine Muslim, Umm-ul Husayn yoluyla onun Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in veda hutbesinde konuşurken şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

 

"وَلَوِ اسْتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ يَقُودُكُمْ  بِكِتَابِ اللَّهِ  فَاسْمَعُوا  لَهُ  وَ أَطِيعُوا"

 

“Başınıza size Allah’ın kitabı ile liderlik eden bir köle dahi getirilse dinleyin ve itaat edin.” “Bunların yönetimi altında olan kimseler” ibaresine gelince; bundan maksat kendilerine mezâlim kâdisini tayin ve azletme salahiyeti, dolayısıyla mezâlimlerde yargı salahiyeti verildiğinde mezâlim kâdisi ve kâdi’l kudâ’dır. Çünkü 78. maddede açıklandığı üzere mezâlim kadâsı yönetimdendir. 

 

 


 

 دستور دولة الخلافة / نظام الحكم / المادة 18: الحكام أربعة هم: الخليفة، ومعاون التفويض، والوالي، والعامل، ومن في حكمهم. أما من عداهم فلا يعتبرون حكاماً، وإنما هم موظفون.

 

 المادة 18: الحكام أربعة هم: الخليفة، ومعاون التفويض، والوالي، والعامل، ومن في حكمهم. أما من عداهم فلا يعتبرون حكاماً، وإنما هم موظفون.

 

إن الحاكم في المادة هو ولي الأمر الذي يرعى الشئون سواء أكانت الرعاية في جميع الدولة أم في جزء منها. وباستقراء الأحكام الشرعية فإن الذين تسند إليهم رعاية الشئون، وتسند إليهم إقامة الأحكام، والطاعة في تنفيذ الأحكام هم هؤلاء الأربعة: الخليفة، والمعاون (وزير التفويض)، والوالي، والعامل، وهم الذين تكون طاعتهم بسبب ولاية الأمر.

 

الخليفة

 

أما الخليفة فهو الرجل الذي تبايعه الأمة ليقيم الدين نيابةً عنها، فيقيم الحدود، ويطبق الأحكام، ويمضي الجهاد، وله حق الطاعة:«وَمَنْ بَايَعَ إِمَامًا فَأَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ فَلْيُطِعْهُ إِنِ اسْتَطَاعَ، فَإِنْ جَاءَ آخَرُ يُنَازِعُهُ فَاضْرِبُوا عُنُقَ الآخَرِ»أخرجه مسلم من طريق عبد الله بن عمرو بن العاص.

 

وزير التفويض

 

وأما وزير التفويض فهو المعاون الذي يعين الخليفة في تدبير شؤون الرعية، أي في الرعاية العامة الدائمة الملزمة. والدليل على أنه ولي أمر واجب الطاعة في الأمور التي يكلفه بها الخليفة أو يطلب منه أن يعينه في إمضائها، ما رواه أحمد بسند جيد عن عائشة رضي الله عنها قالت:قال رسول الله صلى الله عليه وآله وسلم: "مَنْ وَلاَّهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ أَمْرِ الْمُسْلِمِينَ شَيْئًا فَأَرَادَ بِهِ خَيْرًا جَعَلَ لَهُ وَزِيرَ صِدْقٍ، فَإِنْ نَسِيَ ذَكَّرَهُ، وَإِنْ ذَكَرَ أَعَانَهُ".

 

الوالي

 

وأما الوالي فهو الرجل الذي يؤمره الخليفة على إحدى ولايات الدولة. والدليل على أنه ولي أمر واجب الطاعة ما رواه مسلم عن عوف بن مالك الأشـجـعـي رضي الله عنه يقولسمـعـت رسـول الله صلى الله عليه وآله وسلم يقول: "... أَلاَ مَنْ وَلِيَ عَلَيْهِ وَالٍ فَرَآهُ يَأْتِي شَيْئًا مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ، فَلْيَكْرَهْ مَا يَأْتِي مِنْ مَعْصِيَةِ اللَّهِ، وَلاَ يَنْزِعَنَّ يَدًا مِنْ طَاعَةٍ"وفي رواية أخرى عند مسلم عنه رضي الله عنه عنرسول الله صلى الله عليه وآله وسلم قال: "... إِذَا رَأَيْتُمْ مِنْ وُلاتِكُمْ شَيْئًا تَكْرَهُـونَهُ، فَاكْرَهُوا عَمَلَهُ، وَلا تَنْزِعُوا يَدًا مِنْ طَاعَةٍ".

 

العامل

 

وأما العامل فهو من يؤمره الخليفة أو من ينوب عنه على كورة أو مدينة أو جزء من الولاية. وعمله كعمل الوالي سوى أنه يحكم في جزء من الولاية لا في الولاية كلها، ولذلك فهو حاكم واجب الطاعة كالوالي لأنه أمير من قبل الخليفة أو الوالي، روى البخاري عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال:قال رسول الله صلى الله عليه وآله وسلم: "اسْمَعُوا وَأَطِيعُوا وَإِنِ اسْـتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ كَأَنَّ رَأْسَهُ زَبِيبَةٌ". وروى مسلم عن أم الحصين تحدث أنها سمعت النبي صلى الله عليه وآله وسلم يخطب في حجة الوداع وهويقول: "وَلَوِ اسْتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ يَقُودُكُمْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَاسْمَعُوا لَهُ وَأَطِيعُوا".

 

مَن في حكم الحاكم

 

وأما عبارة "ومن في حكمهم" فهي تعني قاضي المظالم، وقاضي القضاة إذا أعطيت له صلاحية تعيين وعزل قاضي المظالم وبالتالي صلاحية القضاء في المظالم، لأن قضاء المظالم من الحكم كما هو موضح في المادة 78..

 

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 178: Zorunlu eğitimin.

Madde 178: Hayat sahasında insana lazım olan hususları, erkek olsun kadın olsun her bir ferde, ilk ve orta öğretim merhalelerinde yeterince öğretmek devletin üzerine farzdır. Devlet, bu imkanları herkese ücretsiz olarak hazırlamalı, gücünün yettiği kadar da herkese ücretsiz yüksek öğrenim imkanı sağlamalıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 137: Kamu mülkiyeti

Madde 137: Kamu mülkiyeti şu üç şeyde tahakkuk eder: Şehir meydanları gibi toplumun yararlandığı her yer, Petrol yatakları gibi zengin maden kaynakları, Nehirler gibi tabiatı gereği fertlerin sahiplenmesi mümkün olmayan şeyler. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 28: Müslümanlar tarafından nasbedilmedilir

in Halife
Madde 28: Müslümanlar tarafından nasbedilmedikçe hiç kimse halife olamaz. İslami akitlerden herhangi bir akit gibi şer-i yönden kendisine inikad olmadıkça hiç kimse hilafet salahiyetlerine de sahip olamaz. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 79: Hâkimlerin geleneğinde dairesel ve özelleştirme.

in Yargı
Madde-79: Kâdı, muhtesib ve mezâlim kâdısının, tüm beldelerdeki bütün davalara bakmak üzere kadâda genel bir göreve tayin edilmeleri caizdir. Belirli bir yere, çeşitli davalar için özel görev ile tayin edilmeleri de caizdir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 31: Halife´de aranan inikad şartları

in Halife
Madde 31: Hilafetin kendisine inikad olması için halifede yedi şart bulunmalıdır. Bunlar: Erkek, Müslüman, hür ve baliğ olması; âkil, adil ve kifayet ehlinden kadir biri olmasıdır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 46: Halife, tefvîz muavininin işlerini gözden geçirir.

Madde 46: Halife, tefvîz muavininin işlerini ve icraatlarını gözden geçirmelidir ki bunlardan doğru ve uygun olanı kabul etsin, hatalı olanı da düzeltsin. Zira ümmetin işlerini yürütme, vekaleten halifeye verilir ve halifenin içtihadına bırakılır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 118: Halvet ve Teberrüc

Madde 118: Mahrem olmayan biriyle halvet men edilir. Yabancılar önünde teberrüc ve avretin açılması da men edilir. Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!