nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Anayasa, Yargi

Madde 94: Vâsi ve velinin vekili

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 94: Vâsi ve veli gibi özel işlerden herhangi bir işte salahiyet sahibi bir şahsın veya halife, yönetici, memur, mezâlim kâdısı ve muhtesib gibi genel işlerde salahiyet sahibi bir şahsın; vâsi, veli, halife, yönetici, memur, mezâlim kâdısı veya muhtesib olması itibariyle, yerine yalnızca dava ve müdafaa salahiyetlerine sahip olacak bir vekil koyması caizdir. Bu bakımdan, davacı olması veya davalı olması arasında fark yoktur.

Bu maddenin delili; vekaletin delilinin aynısıdır. Çünkü bir kişinin, alış-veriş ve husumet gibi bizzat kendisinin sahip olduğu tasarruflarda yerine vekil koyması sahih olduğu gibi aynı şekilde başkasına niyabeten sahip olduğu tasarruflarda da yerine vekil koyması sahihtir. Zira vekil, vekil kılındığı hususlarda kendisine vekil tayin etme hakkı verildiği zaman vekalet gereği hakkında tasarrufta bulunması sahih olan hususlarda yerine vekil koyması caizdir. Vâsi de böyledir. Zira vasiyet altındaki kişinin malı hususunda tasarrufta bulunması sahih olan şeyler hakkında yerine vekil koyması caizdir. Aynı şekilde vakfın icâra verilmesi ve benzerleri gibi tasarrufta bulunma salahiyetine sahip olduğu hususlarda vakıf sorumlusunun dilediği kimseyi yerine vekil koyması da caizdir. Bu kişiler gibi yöneticinin de sahip olduğu tasarruflarda dilediği kimseyi yerine vekil koyması caizdir. Ancak yönetici halife ise dilediği kimseyi vekil tayin etmesi caizdir. Çünkü o, her şeyde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir ve dolayısıyla kendi yerine vekil tayin eden kimse gibi olur. Fakat muavinler, valiler, kâdılar ve daire müdürleri gibi halifenin dışında ona naip olan kimselere gelince; halifenin kendilerine vekil tayin etme hakkı vermemesi dışında bunlar vekil tayin edildikleri tasarruflarda kendilerine vekil tayin etme hakkına sahip değildirler. Çünkü bu kişiler, halifenin naipleridirler. Dolayısıyla onlar, birer vekil mesabesindedirler. Vekil ise müvekkilinin yerine vekil tayin etme hakkına sahip değildir. Ancak bu hususta vekil kılarsa bu hakka sahip olur. Dolayısıyla ister davalı isterse davacı olsun onu vekalet hususunda vekil tayin ederse bu hakka sahip olur. Çünkü vekil kılma hakkı genel olup tasarrufa sahip olduğu her şeyi kapsar. Buna binaen bugün, hükümet avukatları, başsavcı, naiplik veya bunların bezerleri şeklinde bilinen ıstılahlar, şeriat bu vekilliği caiz kıldığına göre vekalet hükümleri bakımından şeran sahihtir.

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 145: Haracî ve Öşrî arazinin hükümleri.

Madde 145: Haracî araziden gücü yettiğince harac alınır. Öşrî araziden ise bilfiil çıkan mahsulün zekatı alınır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 186: Siyasi metotların en azametlisi.

Madde 186: Fertlerin, ümmetlerin ve devletlerin işlerini görüp gözetmeye yönelik İslami fikirlerin azametini göstermek, siyasi metotların en azametlisi sayılır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 81: Kâdı ve Kadâ Meclisi.

in Yargı
Madde 81: Kâdı, yalnızca Kadâ Meclisinde hüküm verebilir. Delil ve yemin de ancak Kadâ Meclisinde geçerli olur. Devamını oku
anayasa

Madde 14: Efalde asıl olan, şeri hükme bağlanmaktır.

Madde 14: Efalde (fiillerde) asıl olan, şeri hükme bağlanmaktır. Dolayısıyla hükmü bilinmedikçe hiçbir fiil yapılmaz. Eşyada (nesnelerde) asıl olan ise, -haramlığına dair delil bulunmadıkça- mübahlıktır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 86: Kadı Muhtesibin naibleri

in Yargı
Madde 86: Muhtesibin kendine, muhtesiblik şartları taşıyan naipler seçme ve onları muhtelif yerlere gönderme hakkı vardır. Bu naipler, tayin edildikleri mahallerde ve bölgelerde kendilerine bırakılan davalarda hisbe görevini yapma salahiyetine sahiptirler. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 128: Ferdî Mülkiyet

Madde 128: Ferdî Mülkiyet; nispet edildiği kimseye bir şeyden faydalanma ve mukabilinde karşılık alma imkanı veren mal ve menfaat ile takdir edilmiş şeri bir hükümdür. Devamını oku
anayasa

Madde 10: İslam’ın mesuliyeti Müslümanlardadır

Madde 10: İslam’ın mesuliyetini tüm Müslümanlar taşır. Dolayısıyla İslam’da “din adamları” yoktur. Devlet, Müslümanların böyle bir hissiyata kapılmasına yönelten her şeyi yasaklamalıdır. Devamını oku