nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Anayasa, Yargi

Madde 93: Mahkemede vekil kılma hakkı

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 93: Her insanın, ister Müslüman ister gayrimüslim olsun, ister erkek ister kadın olsun, dilediği kimseyi davalarına ve müdafaalarına vekil kılma hakkı vardır. Bu hususta vekil ile müvekkil arasında bir fark yoktur. Vekilin ücret alması caizdir ve aralarındaki anlaşmaya göre vekil müvekkilden ücret alma hakkına sahiptir.

Bu madde, husumette vekilliğin caiz olduğunu beyan etmektedir ve bunun delili, vekaletin delilidir. Çünkü vekaletin delili genel olarak geldiğinden tüm vekaletleri kapsamaktadır. Zira vekalet sünnet ile sabittir. Nitekim Ebu Davud sahih bir sened ile Cabir İbn-u Abdullah’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«أَرَدْتُ الْخُرُوجَ إِلَى خَيْبَرَ، فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وآله وسلم فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ وَقُلْتُ لَهُ: إِنِّي أَرَدْتُ الْخُرُوجَ إِلَى خَـيْـبَرَ، فَقَالَ: إِذَا أَتَيْتَ وَكِيلِي فَخُذْ مِنْهُ خَمْسَةَ عَشَرَ وَسْقًا، فَإِنِ ابْتَغَى مِنْكَ آيَةً فَضَعْ يَدَكَ عَلَى تَرْقُوَتِهِ»

“Ben Hayber’e gitmek istedim ve Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e gelip selam vererek ona dedim ki: “Ben Hayber’e gitmek istiyorum.” Dedi ki: “Vekilime vardığında ondan on beş yük al. Eğer senden şifre isterse elini onun köprücük kemiği üzerine koy.” [el-Hâfız, hasen dedi] Yine Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

«أن رسول الله صلى الله عليه وسلم تزوج ميمونة حلالا وبنى بها حلالا وكنت الرسول بينهما»

“O, Meymune’nin nikahının kabul edilmesinde Eba Rafi’yi vekil tayin etti.” Zira Ahmed Musned’inde Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in mevlası Ebî Rafi’den şunu tahric etmiştir:

ما قُضِيَ له فلي وما قُضِيَ عليه فعلَيَّ

“Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in Meymune ile ihramsız olarak evlenip onunla ihramsız olarak zifafa girdiğinde ben ikisi arasında elçi idim.” Dolayısıyla vekalet kapsamına giren bir şeyde kendisinin tasarrufta bulunması sahih olan herkesin bu hususta vekil tayin etmesi de sahih olur ki bu hususta kişinin erkek olması veya kadın olması veya Müslüman olması veya kafir olması fark etmez. Ayrıca bizzat husumette vekalet sahabe [RadiyAllahu Anhum]’un icmâsıyla sabittir: “Zira Ali, Ebu Bekir [RadiyAllahu Anh]ın katında Âkil’i vekil tayin etmiş ve şöyle demiştir: “Onun lehine ne hüküm verilirse benim de lehimedir. Onun aleyhine ne hüküm verilirse benim de aleyhimedir.” Yine Abdullah İbn-u Cafer, Osman’ın katında vekil tayin etmiş ve şöyle demiştir: “Şüphesiz husumette görünmez tehlikeler vardır. Şüphesiz şeytan husumet anında hazır olur, ben de o anda hazır olmayı hoş görmüyorum.” İbn-u Kudâme, bunu el-Muğni’de zikretti ve şöyle dedi: “Şöhretin bir işareti olmasından dolayı bu yaygın olan bir kıssadır ve bunu inkar eden bir kimse çıkmadı.” [ القحم] el-Gahm’ın manası [المهالك] el- Mehalike, yani görünmez tehlikeler demektir. Binaenaleyh müvekkil, ister hazır olsun ister olmasın ister sağlıklı olsun isterse hasta olsun hakların talebinde, ispatında ve muhakemesinde vekil tayin etmesi caizdir ve bu hususta hasmın rızası şart değildir. Çünkü bunlar, hasmın rızası ister olsun isterse olmasın niyabetin mutlak olarak caiz olduğu birer haktır. Vekilin ücretli olarak vekillik yapması caizdir. Çünkü bu hususta icâra caizdir. Zira icâra genel olup her şeyi kapsar. Dolayısıyla vekaleti de kapsar. Çünkü icâranın tarifi; “bir bedel karşılığında bir menfaat üzerinde yapılan akittir.” İşte bu, üzerinde icâr akdinin cereyan ettiği bir akittir ve bu tarif vekalet üzerine de intibak eder. Dolayısıyla ücretli olarak vekillik cereyan ettiğinde vekil, aralarındaki karşılıklı rızaya göre müvekkilden ücret almaya hak kazanır. Ancak ücreti hak etmesi için icâra akdi ve icâra üzerinde ittifakın gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Çünkü vekaletin kendisi, ücret gerektirmeyen bir akittir. Ancak ücreti gerektiren vekaletin üzerindeki icarâdır. Bunun içindir ki vekilin müvekkil üzerinde ücret hak etmesi için vekalet akdi ile birlikte vekalet üzerine icâra akdinin yapılması kaçınılmazdır. Vekalet sahibi ister bunu geçimini sağladığı bir meslek edinsin isterse edinmesin vekalet ve ücret almak mutlak olarak caizdir. Bundan dolayı bugün avukatlar olarak tarif edilen ve avukatlar olarak bilinen kişilerin işleri, ücretli bir iş olması bakımından sahih sayılır. Ancak hak ile batılı birbirinden ayırırlarken bunun ispatında küfür kanunlarına başvururlarsa işte bu caiz değildir. Bilakis hak, İslam’ın hak kıldığı ve batıl da onun batıl kıldığıdır. Hatta küfür kanunları onaylasa bile bunun aksinin hiçbir kıymeti yoktur.

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 104: Medya araçlarının ruhsatı.

Madde 104: Sahipleri devlet tabiiyeti taşıyan medya araçlarının ruhsata ihtiyacı yoktur. Yalnızca kurulan medya aracını, Medya Dairesine bildiren bir “bilgilendirme ve haberdar etme” iletisi yollamaları gereklidir. Medya aracının sahibi ve yönetmeni, yayınladıkları her medya yayınından mesul olurlar ve teba fertlerinden herhangi biri gibi şer-i bir muhalefetten muhasebe edilirler. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 33: Halifenin nasbedilmesi ve geçici emir.

in Halife
Madde 33: Hilafet mansıbının boşalmasının ardından Müslümanların işlerini yürütmek ve yeni halifenin nasbedilmesi icraatlarını yerine getirmek üzere aşağıdakiler uyarınca bir geçici emir tayin edilir: a. Önceki halife ecelinin yakın olduğunu hissettiğinde veya salahiyetlerini bırakma niyetinde olduğunda bir geçici emir tayin edebilir. b. Halife, bir geçici emir tayin edilmeden önce ölürse veya… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 176: Sanat ve Sanayinin alınması özel veya kamu niteliğine bağlıdır.

Madde 176: Sınaat ve fenler; ticaret, denizcilik ziraat yönünden ise ilime eklenebilir ve kayıtsız şartsız kabul edilebilirler, ressamlık ve heykeltıraşlık gibi özel bir bakış açısından etkilenmiş ise kültüre eklenebilir ama İslami bakış açısına aykırı olduğunda alınmazlar. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 91: Mezâlim Mahkemesin yetkisi

in Yargı
Madde 91: Mezâlim Mahkemesi, ister devlet teşkilatındaki şahıslarla ilgili olsun, ister halifenin şer’i hükümlere muhalefeti ile ilgili olsun, ister devlet başkanının benimsediği anayasa, kanun ve sair şer’i hükümlerin nasslarının anlaşılması ile ilgili olsun, ister herhangi bir vergi istemi ile ilgili olsun isterse bunlardan başka bir şey olsun her çeşit zulüm davasına bakar. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 66: Ordu ve özel ordugahları

Madde 66: Bütün ordu, özel ordugahlara yerleştirilmiş tek bir ordu haline getirilir. Ancak bu ordugahlardan bazıları muhtelif vilâyetlere ve bazıları da stratejik mevkilere konuşlandırılmalıdır. Bazıları ise devamlı taşınabilir ve hareket edebilir ordugahlar haline getirilir ki bunlar vurucu kuvvetlerdir. Askerî ordugahlar birçok gruplar halinde düzenlenir. Bu grupların her birine ordu ismi… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 50: Tenfîz muavininin şartları.

Madde 50: Tenfîz muavini, Müslüman ve erkek olmalıdır. Çünkü o, halifenin yakın çevresindendir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 136: Arazisi olan herkesin o araziyi işletme zorunluluğu.

Madde 136: Arazi mülkiyeti olan herkes o araziyi işletmeye zorlanır. Beyt-ul Mâl’den, muhtaç olanlara arazisini işletmesini mümkün kılacak kadar yardım verilir. Arazi, üç sene işletmeksizin ihmal edenden alınıp başkasına verilir. Devamını oku