nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Anayasa, Yargi

Madde 79: Hâkimlerin geleneğinde dairesel ve özelleştirme.

 Hilafet Devleti, Anayasa, Madde-79: Kâdı, muhtesib ve mezâlim kâdısının, tüm beldelerdeki bütün davalara bakmak üzere kadâda genel bir göreve tayin edilmeleri caizdir. Belirli bir yere, çeşitli davalar için özel görev ile tayin edilmeleri de caizdir.

Bu maddenin delili; Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in fiilidir. Zira Ali İbn-u Ebî Talib’i Yemen kadâsına tayin etmiştir. Nitekim Ahmed Musnedi’nde sahih bir isnat ile Ali’den şöyle dediğini tahric etti: Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], beni Yemen’e gönderdi. Dedim ki: “Ey Allah’ın Resulü! Kadâya bakamayacak kadar küçük bir yaşta olduğum halde sen beni benden daha yaşlı bir kavme gönderiyorsun. (Ali) dedi ki: “Elini göğsüme koydu ve dedi ki:

“Allah’ım onun lisanını sabit kıl ve kalbine hidayet et. Yâ Ali! Taraflar senin önünde oturdukları zaman, birini dinlediğin gibi diğerini de dinleyinceye kadar sakın onlar arasında hüküm verme! Sen bunu yaptığında kadâ (nasıl hüküm vereceğin) sana görünecektir.” (Ali) dedi ki: “Artık kadâ benim için karışık veya karmaşık (bir iş olmaktan) çıktı.” Yine Muaz İbn-u Cebel’i Yemen’in nahiyesine kâdı olarak tayin etti. Nitekim Ömer, İbn-u AbdilBerr, İstiyab’ta şunu zikretti: İbn-u İshak dedi ki:

“Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Muaz İbn-u Cebel ile Cafer İbn-u Ebî Talib’i birbirine kardeş yaptı. Muaz, Akabe’ye, Bedir’e ve tüm olaylara tanık oldu. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], insanlara Kuran’ı, İslam şeraitini öğretmesi ve onların arasında hüküm vermesi için onu Yemen el-Cened’e kâdi olarak gönderdi. Sadakaların âmillerden alınma işini ona verdi.” Yine Amr İbn-ul Âs’ı, muayyen tek bir davada kâdı olarak tayin etmiştir. Nitekim İbn-u Kudâme, el-Muğni’de şunu zikretmiştir: Ukbe İbn-u Âmir’den şöyle dediği rivayet edildi: “İki hasım muhakeme olmak için Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e gelince (Amr’a) dedi ki:

“Aralarında hüküm ver.” (Amr) dedim ki: “Sen buna benden daha evlasın.” (Resulullah) dedi ki:

“Velev ki…” Dedim ki: “Ne için hüküm vereceğim.” (Resulullah) dedi ki:

“Eğer hüküm verir de isabet edersen senin için on sevap var. Eğer yanılırsan senin için bir sevap var.” İbn-u Kudâme dedi ki: Bunu Sâid Süneninde rivayet etti. El-Haysemi, Mecmau’z Zevaid’de şöyle dedi: “İmam Ahmed, bunun bir benzerini Ukbe İbn-u Âmir’den Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e dayandırdığı raviler sahih olan bir isnad ile rivayet etti ancak o şöyle dedi:

“Eğer içtihat eder yargı(n)da isabet ettirirsen senin için on sevap var. Eğer içtihat eder yanılırsan senin için bir sevap var.”

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 121: Eşlerin yardımlaşması

Madde 121: Zevc ile zevce, ev işlerini tam bir yardımlaşma ile idare ederler. Zevc ev dışında yapılan bütün işlere bakmalıdır. Zevce de ev içinde yapılan işleri gücü yettiği kadar yapmalıdır. Zevc, zevcesinin yapamadığı i şleri yapmak üzere yeterli hizmetçi getirmelidir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 27: Hilafet, inikad ve itaat biatı

in Halife
Madde 27: Hilafet akdi bir kimseye, biatın kendileriyle inikad olduğu kişiler tarafından bir biat ile yapılırsa geri kalanların biati, itaat biati olur, inikad biati olmaz. Bünyesinde isyan etme ve Müslümanların birliğini parçalama kudreti görülen kimseler, itaat biati vermeye zorlanır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 188: Dış ilişkiler, İslam davetini yüklenme esasına göre kurulur.

Madde 188: İslam davetinin yüklenilmesi, üzerinde dış siyasetin dolaştığı bir eksendir ve devletin tüm diğer devletlerle ilişkileri İslam davetini yüklenme esasına göre kurulur. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 21: Siyasi parti kurmak

Madde 21: Esasının İslami akide olması ve benimsediği hükümlerin şer’i hükümler olması şartıyla, yöneticileri muhasebe etmek veya ümmet yoluyla yönetime ulaşmak üzere siyasi parti kurmak Müslümanların hakkıdır. Parti kurulması için hiçbir izne ihtiyaç yoktur. İslam esası dışındaki her türlü kitleleşme ise yasaklanır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 143: Zekat

Madde-143: Zekat, Müslümanlardan tahsil edilir ve şeriatın kendilerinden alınmasına karar verdiği nakit, ticaret eşyası, mâşiye (küçük-büyük baş hayvan) ve hububat gibi mallardan alınır. Şeriatın zikretmediklerinden alınmaz. Zekat; ister âkil ve bâliğ gibi mükellef olsun, isterse çocuk ve deli gibi mükellef olmasın, her mal sahibinden alınır ve Beyt-ul Mâl’de özel bir bölüme konur ve yalnızca… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 102: Beyt-ul Mâl (Hâzine)

Madde 102: Beyt-ul Mâl, ilgili şer-i hükümlere göre biriktirme, koruma ve infak etme (harcama) yönlerinden gelirler ve giderler ile ilgilenen dairedir. Beyt-ul Mâl Dairesinin başkanına “Beyt-ul Mâl Hâzini” denir. Vilayetlerde bu daireye tabi idareler vardır. Her idarenin başkanına ise “Beyt-ul Mâl Sahibi” (Beyt-ul Mâl Amiri) denir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 89: Mezâlim kâdıları

in Yargı
Madde 89: Mezâlim kâdısı, bir veya daha fazla kişi ile sınırlandırılmaz. Devlet başkanı, zulümleri ortadan kaldırmak için ihtiyacına göre sayıları ne kadar olursa olsun, mezâlim kâdısı tayin eder. Ancak bir davaya bakılırken hüküm verme salahiyeti yalnızca bir kâdıya aittir, daha fazlasına değil. Duruşma esnasında, hükme yetkili kâdının yanında başka mezâlim kâdılarının bulunması caizdir. Fakat… Devamını oku