nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Anayasa, Yargi

Madde 76: Halife: Baş Kâdıyı tayin eder.

anayasaMadde 76: Halife; erkek, baliğ, hür, Müslüman, âkil, adil ve fıkıh ehlinden bir kâdı’l kudâ (baş kâdı) tayin eder. Halife, ona mezâlim kâdısını tayin ve azletme salahiyetini verirse, kendisinin müçtehit olması gereklidir. Diğer kâdıları idari nizamlara göre tayin etme, cezalandırma ve azletme salahiyetine sahiptir. Diğer mahkeme memurları, mahkeme idare işlerinden mesul daire müdürüne bağlıdırlar.

 

Bu maddede asıl olan halife, tüm devlet genelinde işlerden bir iş için özel velâyette bir vali tayin etme hakkına sahiptir. Keza halife, belirli bir mekana genel velâyette bir vali tayin etme hakkına sahip olduğu gibi belirli bir mekanda işlerden bir iş için özel velâyette bir vali tayin etme hakkına da sahiptir. Keza halifenin cihat üzerine bir emir, hac üzerine bir emir ve harac üzerine bir emir tayin etme hakkına sahip olduğu gibi kadâ üzerine bir emir tayin etme hakkına sahip olup bu emire kâdıları tayin, azletme ve cezalandırma hakkı verebilir. Tıpkı cihat emirine askerlerin başına kurmay ve onbaşı tayin etme, onları cezalandırma ve azletme hakkını verme hakkına sahip olduğu gibi. Bundan dolayı halifenin kâdı’l kudâ (baş kâdı), yani kadâ üzerine emir tayin etmesi caizdir. Bu Kâdi’l Kudâ veya kadâ emiri, memur değil yönetici olur. Çünkü o, işlerden bir iş üzerindeki herhangi bir emir veya vali gibi vilayeti, yani yönetimi üstlenmiş bir validir. Fakat o, kadâda halifenin muavini sayılmaz. Çünkü o, özel bir tayin ile yani sadece kadâ işlerine tayin edilmiştir. İster bazı davalara has olsun isterse kadâ işlerinin geneli olsun bu özel bir tayin olup kadâ ile sınırlıdır. Muavin ise her işte genel tayin ile tayin edilmiştir. Dolayısıyla halife, kâdı’l kudâ gibi sadece kadâda değil her işte ondan yardım alabilir.

 

Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in bir baş kâdı tayin ettiği sabit olmadığı gibi raşidi halifelerden birinin de bir baş kâdı tayin ettiği sabit olmamıştır. Ne raşidi halifeler ne de Emeviler döneminde bölgelerin kâdılarının şehir ve köylerdeki kadâ işlerini kendilerine niyabeten yürütecek kimseleri tayin ettiklerine delalet eden bir şey bulunmaktadır. Halifenin baş kâdı tayin etmesi ilk defa Harun Reşit zamanında olmuştur ve bu unvanı ilk alan kâdı Ebî Hanife’nin arkadaşı meşhur müçtehit Kâdı Ebû Yusuf elİndî’dir. Baş kâdının tayin edilmesi mubahlardandır. Dolayısıyla halifenin kâdıları tayin etme ve azletme salahiyeti verdiği bir kâdı tayin etmesi ve (baş kâdı) olarak isimlendirmesi caizdir. Ancak kâdı ve yönetici için şart koşulan şeyler onun için de şart koşulur. Çünkü o, kendisine kâdıları tayin etme ve kadâya bakma salahiyetinin verilmesi bakımından bir kâdı ve yöneticidir. Yani baş kâdının erkek, baliğ, hür, Müslüman, âkil, adil ve fıkıh ehlinden biri olması şart koşulur. Çünkü burada kifayet şartı, fıkıh ehlinden biri olması demektir. Çünkü onun işi, kâdılardan sorumlu olmasının yanı sıra kadâ yetkisine sahiptir. Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ise cehaletle hüküm verenin ateşte olduğunu belirterek onu zemmetmiştir. Zira şöyle buyurmuştur: … “İnsanlara cehaletle hükmeden kişi ateştedir.” [Sünen sahipleri ve el-Hakim tahric edip Bureyda kanalıyla sahihledi] Bundan dolayı kâdının fıkıh ehlinden biri olması şart koşulur. Baş kâdıya mezâlim kâdısını tayin ve azletme salahiyeti ve dolayısıyla mezâlim kadâsı salahiyeti verilmesi halinde müçtehit olmalıdır. Çünkü mezâlim kadâsı, 78. maddede açıklandığı üzere içtihatta bulunmayı gerektirir.

 

Maddede geçen mahkeme memurlarının tayinine gelince; bu kişiler birer ücretlidir ve onların tayininin caiz oluşunun delili ücretlinin ücretle tutulmasının caiz oluşunun delilidir.

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 116: Kadının yönetimdeki görevi

Madde 116: Kadının yönetim görevini üstlenmesi caiz değildir. Dolayısıyla halife, muavin, vali ve âmil olamaz. Yönetimden sayılan herhangi bir işi üstlenemez. Aynı şekilde kâdı’l kudâ (baş hakim), Mezâlim Mahkemesinde kâdı ve cihat emiri de olamaz. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 52; Devletin yönettiği beldeler, birimlere ayrılır.

in Valiler
Madde 52: Devletin yönettiği beldeler, birimlere ayrılır. Her bir birim “vilayet” olarak adlandırılır. Her vilayet de birimlere ayrılır, her bir birim “âmillik” olarak adlandırılır. Vilayete bakan kişi, “vali” veya “emir” olarak adlandırılır. Âmilliğe bakan kişi ise “âmil” veya “hâkim” olarak adlandırılır. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 102: Beyt-ul Mâl (Hâzine)

Madde 102: Beyt-ul Mâl, ilgili şer-i hükümlere göre biriktirme, koruma ve infak etme (harcama) yönlerinden gelirler ve giderler ile ilgilenen dairedir. Beyt-ul Mâl Dairesinin başkanına “Beyt-ul Mâl Hâzini” denir. Vilayetlerde bu daireye tabi idareler vardır. Her idarenin başkanına ise “Beyt-ul Mâl Sahibi” (Beyt-ul Mâl Amiri) denir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 93: Mahkemede vekil kılma hakkı

in Yargı
Madde 93: Her insanın, ister Müslüman ister gayrimüslim olsun, ister erkek ister kadın olsun, dilediği kimseyi davalarına ve müdafaalarına vekil kılma hakkı vardır. Bu hususta vekil ile müvekkil arasında bir fark yoktur. Vekilin ücret alması caizdir ve aralarındaki anlaşmaya göre vekil müvekkilden ücret alma hakkına sahiptir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 147: Ne zaman vergi tahsil edilir

Madde 147: Şeriatın ümmete yapmasını vacip kıldığı bütün işleri yerine getirmek için Beyt-ul Mâl’da mal yoksa bu vacip, ümmete intikal eder. Bu takdirde ümmete vergi koymak suretiyle işleri imkan dahilinde yoluna sokmak devletin hakkıdır. Şeriatın ümmete vacip kılmadığı; mahkemeler, daireler veya herhangi bir maslahatın gerçekleştirilmesi için konan resmî harçlar gibi şeylerden dolayı devletin… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 150: Devletin vergileri tahsilinin şartları

Madde 150: Beyt-ul Mâl’ın daimî gelirleri devlet harcamalarına yeterli gelmediği zaman, devlet Müslümanlardan vergiler tahsil edebilir. Vergileri tahsil etmede aşağıdaki yönleri takip etmelidir: a. Fakirler, miskinler, İbn-is Sebîl’ler (yolda kalanlar) ve cihat farzını yerine getirmek için Beyt-ul Mâl’a farz olan harcamaları karşılamak. b. Memurların nafakaları, ordunun erzakları ve yöneticilerin… Devamını oku
anayasa

Madde 110: Şurânın bağlayıcı olduğu meseleler.

Madde 110: Şurânın bağlayıcı olduğu meselelerde halife istişare ettiğinde, doğruluğuna veya yanlışlığına bakılmaksızın çoğunluğun görüşü alınır. Fakat bunlar dışında kalıp istişarenin bağlayıcı olmadığı konularda çoğunluğa veya azınlığa bakılmaksızın doğruluk aranır. Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!