nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Ümmet Meclisi / Anayasa

Madde 108: Şurâ ve Meşveret.

Hilafet Devleti, Anayasa, Madde 108: Şurâ ve Meşveret, mutlak şekilde görüş almaktır. Teşriide, tarifte, gerçekleri ortaya çıkartma gibi fikrî hususlarda, fennî ve ilmi hususlarda bağlayıcı değildir. Halife, amelî konulardan birinde ve araştırma yahut ileri görüş gerektirmeyen amellerde istişare ettiğinde bağlayıcıdır.

 Şurâ, şâvera kelimesinin masdarı olup müsteşardan görüş talep etmektir. Denilmiştir ki onunla istişare ederek ondan meşveret talep etti.

  Zammeli şin ile eş-şurâ ve el-meşûra kelimeleri aynı manadadır. Sükunlu şin ile el-meşverat kelimesi de aynıdır. Lisan-u Arap’ta şöyle geçti: Denilir ki “Falan kişi dil olarak iyi bir meşûra ve meşveret sahibidir. El-ferâ şöyle dedi: Elmeşûra kelimesinin aslı meşverettir. Sonra hafifliğinden dolayı meşûra kelimesine nakledilmiştir. el-Leys şöyle dedi: El-meşvera kelimesi, el-işâre kelimesinden türemiş mefale babındandır. Denilmiştir ki: Meşûra kelimesi zammeli şin ile eş-şurâ ve el-meşûradır. el-meşvara da böyledir. “Onunla işte müşavere ettim ve onunla istişarede bulundum” ifadelerinin aynı manada olduğu söylenmiştir. Muhtâr-us Sahhâh’ta şöyle geçmiştir: El-meşvera, eş-şurâdır. Zammeli şin ile el-meşûra kelimesi de aynıdır. Deriz ki; “Onunla işte müşavere ettim ve onunla istişarede bulundum” aynı manadadır.

Şurânın meşruiyetinde asıl olan Allah [Saubhânehu ve Te’alâ]’nın kerim Nebisi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e, müminlerle istişarede bulunmasını emretmesidir. Zira ona şöyle demiştir:

(وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ)

“İş hususunda onlar ile müşâvere et!”[Âl-i İmân 159]Bu, talebi ifade eden bir emirdir. Bu emre eşlik eden nasslardaki karineler ise bu talebin mendup olduğunu ifade etmektedir. Bu nasslar ise şunlardır:

  1. Allah Subhânehu’nun,
  2. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], işlerde sahâbesi ile o kadar çok istişarede bulunmuştur ki bu da istişareye ne kadar hırs gösterdiğine, önem ve değer verdiğine delalet etmektedir. Böylece kendisinden sonraki Müslümanlara da şurâya hırs göstermelerini öğretmiştir. Nitekim et-Tirmizi, Ebî Hurayra’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir:
  3. Durumunu kendilerine arz ederken onlara yumuşak davranması, onları affetmesi ve bağışlanmaları için onlara dua etmesi noktasında Allah Subhânehu’nun şu kavli ile Resulü [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e müminlerle istişare etmesini emretmesidir:

 (وَأَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ)

 “Onların işleri, aralarında şurâ iledir.”[eş-Şurâ 38] kavli ile kendi aralarındaki işlerinin şurâ ile olmasından ötürü müminleri methetmekle şurâyı methetmesidir.

 «مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَكْثَرَ مَشُورَةً لأَصْحَابِهِ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وآله وسلم»

 “Ben Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’den daha çok ashabı ile istişare eden hiçbir kimse görmedim.

 )فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللَّهِ لِنْتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ(

 “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlarla istişare et.”[Âl-i İmrân 159]

 

  Hakeza şurânın hükmü hakkında asıl olan menduptur. Ancak yönetim, öğretim, sağlık, ticaret, sanayi, ziraat ve benzeri işlerin olduğu devletin dahilî işleri gibi araştırma ve dakik bakış gerektirmeyen pratik işlerde ve amelî hususlarda, halife Ümmet Meclisi ile istişarede bulunursa çoğunluğun görüşüne bağlı kalmalıdır. Bu işlerden ve hususlardan fiilen yapmış olduğu amellerinden dolayı halifenin muhasebe edilmesi anındaki durum da aynı şekildedir. Bu ise Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in, - kendisinin ve sahâbenin büyüklerinin Medine’de kalınması ve dışına çıkılmaması şeklindeki görüşüne rağmen- Uhud muarakesinde, orduların karşılaşması için Medine dışına çıkılması şeklindeki çoğunluğun görüşüne uymasından alınmıştır. Yine Aleyhi’s Salâtu ve’s Selam’ın Ebî Bekir ile Ömer [RadiyAllahu Anhumâ]’ya yönelik şu kavlinden alınmıştır

 «لَوِ اجْـتَمَعْـتُمَا فِي مَشُورَةٍ مَا خَالَفْـتُكُمَا

 Siz ikiniz bir meşverette birleşirseniz, ben size muhalefet etmem!”[Ahmed, Abdurrahman İbn-u Ganem el-Eşarî kanalıyla hasen isnat ile rivayet etmiştir]

 Fakat bunların dışında derin araştırma ve dakik bakış gerektiren fennî ve fikrî işler veya harp, görüş ve hile işleri hakkında istişare yapması gibi halife, meclis ile istişare yapmışsa bu hususlarda çoğunluğun görüşü onu bağlamaz ve karar sahibi olan odur. Bu da Bedir muarekesinin mevkisinin belirlenmesi hususunda Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in sahabenin görüşüne iltifat etmeyip dahası bu hususta onlarla istişare etmeyip Habbab İbn-u Munzir’in görüşünü kabul etmesinden alınmıştır. Yine Ebî Bekir’in hilafeti teslim almasının ilk günlerinde mürtetler ve zekatı vermek istemeyenlerle savaşılmaması şeklindeki sahabenin çoğunluğunun görüşünü reddetmesinden alınmıştır. Ümmet Meclisinin bu işlerden fiilen gerçekleştirdiği şeylerde halifeyi muhasebe ederken de durum aynı şekildedir. Zira bu hususta çoğunluğun görüşü bağlayıcı değildir.

  Teşride (yasamada) de insanların görüşleri alınmaz. Çünkü şeriat Allah tarafından konulur insanlar tarafından değil. Allah’ın şer-i kıldığı hususlarda istişare yapmak ise ancak mübahlarda olur. Çünkü mübahların dışındaki şeylerde muhayyerlik yoktur. Bilakis gerek vacip gerek mendup gerek mekruh gerekse haram olsun geldiği gibi alınması zorunludur. Dolayısıyla şurânın meydana geldiği ameller sadece mübah olan amellerdir.  

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 86: Kadı Muhtesibin naibleri

in Yargı
Madde 86: Muhtesibin kendine, muhtesiblik şartları taşıyan naipler seçme ve onları muhtelif yerlere gönderme hakkı vardır. Bu naipler, tayin edildikleri mahallerde ve bölgelerde kendilerine bırakılan davalarda hisbe görevini yapma salahiyetine sahiptirler. Devamını oku
anayasa

Madde 76: Halife: Baş Kâdıyı tayin eder.

in Yargı
Madde 76: Halife; erkek, baliğ, hür, Müslüman, âkil, adil ve fıkıh ehlinden bir kâdı’l kudâ (baş kâdı) tayin eder. Halife, ona mezâlim kâdısını tayin ve azletme salahiyetini verirse, kendisinin müçtehit olması gereklidir. Diğer kâdıları idari nizamlara göre tayin etme, cezalandırma ve azletme salahiyetine sahiptir. Diğer mahkeme memurları, mahkeme idare işlerinden mesul daire müdürüne bağlıdırlar. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 28: Müslümanlar tarafından nasbedilmedilir

in Halife
Madde 28: Müslümanlar tarafından nasbedilmedikçe hiç kimse halife olamaz. İslami akitlerden herhangi bir akit gibi şer-i yönden kendisine inikad olmadıkça hiç kimse hilafet salahiyetlerine de sahip olamaz. Devamını oku
anayasa

Madde 16: Yönetim nizamı, vahdet nizamıdır

Madde 16: Yönetim nizamı, vahdet nizamıdır, federal nizam değildir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 29: Halifeye inikad biati ve otorite

in Halife
Madde 29: Halifeye inikad biati ile biat veren ülkelerin veya beldelerin, kafir bir devlete değil, bilakis yalnızca Müslümanlara dayalı, kendilerine ait otoritelerinin bulunması şarttır. Yine o ülkedeki Müslümanların iç ve dış güvenliklerinin, küfür emanı değil, bilakis yalnızca İslami eman altında bulunması şarttır. Fakat aynı şartlar, sadece itaat biati veren ülkelerde aranmaz. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 41: Halifenin halini yalnizca Mezâlim Mahkemesi değiştirir.

in Halife
Madde 41: Halifenin halindeki değişikliğin, halifeyi hilafetten çıkarıp çıkarmadığına karar veren yalnızca Mezâlim Mahkemesidir. Yine, halifeyi azletme veya ihtar etme salahiyetine sahip olan da yalnızca Mezâlim Mahkemesidir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 159: Devletin Tarım Politikası.

Madde 159: Arazinin üretimini en üst seviyeye ulaştırmak üzere, arazinin işletilmesini gerçekleştirecek ziraat siyaseti gereğince devlet, ziraat işlerini ve ziraat mahsullerini denetler. Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!