nusr-halifet-70-575-png8

Hilafet Devleti Anayasası Android apps olarak

Genel Hükümler

Madde 15: Harama götüren vesile haramdır.

Madde-15: Harama götüreceği zannı galip olursa, harama götüren vesile haramdır. Harama götürmesinden korkuluyorsa haram olmaz.

 

Madde 15: Harama götüreceği zannı galip olursa, harama götüren vesile haramdır. Harama götürmesinden korkuluyorsa haram olmaz.

Bu maddenin delili; Allahuteala’nın şu kavlidir:

 ))وَلاتسُبُّوا الَّذِينَ  يَدْعُونَ  مِنْ  دُونِاللَّهِ  فَيَسُبُّوا  اللَّهَ((

“Allah'tan başkasına tapanlara sövmeyin. Sonra onlar da Allah'a söverler.” [el-Enam 108] Kafirlere sövmek, mübahlardandır. Allah, Kur’an’da onlara sövmüştür. Ancak bu sövmenin Allah’a sövmeye götüreceği zannı galip olursa haram olur. Çünkü Allah’a sövmek, caiz değildir haramdır ve haramın da ötesindedir. Buradan da

 ]الوسيلة  إلى  الحرام  حرام[

“Harama götüren vesile haramdır” şeri kaidesi istinbat edilmiştir. Ancak bu vesilenin haram olması için onun harama götüreceği zannı galip olması gerekir. Çünkü onların putlarına sövmenin haram olması, Allah Subhânehu’ya sövmeye götürecek olması sebebiyledir. Bu da

 ]فيَسُبُّوا[

kelimesindeki fâ-i sebebiyyenin kullanılması yüzündendir. Eğer herhangi bir şeri hükümdeki zannı galip gibi onların putlarına sövme sebebiyle Allah’a sövmenin hasıl olacağı zannı galip olmazsa “fâ” harfinin kullanılmasının sebebiyete dolayısıyla haramlılığa dair bir delaleti olmaz. Dolayısıyla kadının peçesiz (yüzü açık) olarak dışarıya çıkmasının fitneye götüreceğinden korkulması gibi sadece harama götüreceğinden korkulması gibi bu vesilenin harama götüreceği zannı galip olmazsa bu tür bir durumda haram olmaz. Çünkü götüreceğinden korkulması haramlılık için yeterli değildir. Bu maddenin delili işte budur.

 Şu kaide de bu kaide gibidir: Mübah olan bir şeyin kollarından bir kol bir zarara götürürse sadece bu kol haram kılınır ve o şey mübah olarak kalır. Çünkü Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’den rivayet edildiği üzere Hicr mevkiinden geçerken oraya konaklamış, insanlar onun kuyusundan su almışlar ve yola düştüklerinde Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], şöyle demiştir:

»لاَ تَشْرَبُوا مِنْ مَائِهَا شَيْئاً، وَلاَ تَتَوَضَّؤُوا مِنْهُ لِلْصَّلاَةِ، وَمَا كَانَ مِنْ عَجِينٍ عَجَنْتُمُوهُ فَاعْلِفُوهُ الإِبِلَ وَلاَ تَأْكُلُوا مِنْهُ شَيْئاً، وَلاَ يَخْرُجَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمُ اللَّيْلَةَ إِلاَّ وَمَعَهُ صَاحِبٌ لَهُ«

“Onun suyundan bir damla dahi içmeyin, salâh için ondan abdest almayın, onun suyu ile yoğurduğunuz bir hamur varsa deveye yedirin ondan hiçbir şey yemeyin, sizden biriniz yanında bir arkadaşı olmadan gece dışarı çıkmasın.” [İbn-u Hişam Sîret’te ve İbn-u Hibban es-Sikat’ta rivayet ettiler] Oysa suyu içmek mübahtır. Ancak Semud kuyusunun olduğu suyun kollarından olan bu kol zarara götürmesinden dolayı Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], onu haram kılmıştır. Ancak su, mübah olarak kalmaya devam etmiştir. Keza bir kişinin yanında bir arkadaşı olmadan gece dışarı çıkması mübahtır. Ancak bu ordudan birisinin bu gecede o mekanda dışarı çıkması zarara götüreceğinden dolayı Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bunu haram kılmıştır. Bunun dışında bir kişinin bir arkadaşı olmadan gece dışarı çıkması mübah olarak kalmaya devam etmiştir. İşte bu, mübahın bir kolu zarara götürdüğünde sadece bu kolun haram olacağının ve şeyin kendisinin mübah olarak kalmaya devam edeceğinin delilidir. 

 

 

 

المادة 15:  الوسيلة إلى الحرام محرمة

المادة 15:   الوسيلة إلى الحرام محرمة إذا غلب على الظن أنها توصل إلى الحرام، فإن كان يخشى أن توصل فلا تكون حراماً.

 ودليلها قوله تعالى: {وَلَا تَسُبُّوا الَّذِينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّه}ِ [الأنعام 108] فمسبّة الكفار من المباحات وقد سبهم الله في القرآن. إلا أن هذه المسبة إذا غلب على الظن أنها توصل إلى أن يسبّوا الله كانت حراماً؛ لأن سب الله لا يجوز، وهو حرام وفوق الحرام، ومن هنا استنبطت القاعدة الشرعية (الوسيلة إلى الحرام حرام) إلا أن هذه الوسيلة حتى تكون حراماً، فيجب أن يغلب على الظن أنها توصل إلى الحرام؛ لأن تحريم سب أصنامهم هو بسبب أنه يؤدي لسبِّ الله سبحانه، وذلك باستعمال فاء السبب {فَيَسُبُّوا} وإذا لم يغلب على الظن حصول سبِّ الله بسبب سب أصنامهم كغلبة الظن في أي حكم شرعي، فلا يكون لاستعمال (الفاء) دلالة على السببية وبالتالي على التحريم.، فإذا كان لا يغلب على الظن أن تلك الوسيلة توصل إلى الحرام، كأن كان فقط يُخشى منها أن توصل إلى الحرام، كخروج المرأة من غير نقاب (أي وجهها ظاهر) يُخشى منه أن يوصل إلى الفتنة، فإن الوسيلة في مثل هذه الحال لا تكون حراماً؛ لأن الخشية من التوصيل لا تكفي للتحريم. وهذا هو دليل هذه المادة.

ومثل هذه القاعدة قاعدة:الشيء المباح إذا أوصل فرد من أفراده إلى ضرر، حرم ذلك الفرد وحده وبقي الشيء مباحاً؛ وذلك لما روي عن النبي صلى الله عليه وآله وسلم أنه حين مر بالحِجْر، نزلها واستقى الناس من بئرها، فلما راحوا قال رسول الله صلى الله عليه وآله وسلم: «لاَ تَشْرَبُوا مِنْ مَائِهَا شَيْئاً، وَلاَ تَتَوَضَّؤُوا مِنْهُ لِلْصَّلاَةِ، وَمَا كَانَ مِنْ عَجِينٍ عَجَنْتُمُوهُ فَاعْلِفُوهُ الإِبِلَ وَلاَ تَأْكُلُوا مِنْهُ شَيْئاً، وَلاَ يَخْرُجَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمُ اللَّيْلَةَ إِلاَّ وَمَعَهُ صَاحِبٌ لَهُ» رواه ابن هشام في السيرة وابن حبان في الثقات. فشرب الماء مباح، ولكن ذلك الفرد من أفراد الماء وهو بئر ثمود قد حرمه الرسول صلى الله عليه وآله وسلم لأنه يوصل إلى أذى، ولكن ظل الماء مباحاً. وخروج الشخص في الليل دون أن يكون معه صاحب مباح، ولكن خروج أحد من ذلك الجيش في تلك الليلة في ذلك المكان قد حرمه الرسول صلى الله عليه وآله وسلم لأنه يوصل إلى أذى، وما عدا ذلك ظل خروج الشخص ليلاً بدون صاحب مباحاً. وهذا دليل على أن الفرد الواحد من المباح إذا أوصل إلى أذى صار ذلك الفرد وحده حراماً وظل الشيء نفسه مباحاً.

 

Anayasanın bazı maddeleri

Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 48: Tefvîz muavininin denetimi, işrafı geneldir.

Madde 48: Tefvîz muavini, idarî cihaz dairelerinden herhangi birine tahsis edilmez, bilakis onun denetimi, işrafı geneldir. Zira idarî işleri yapanlar, yöneticiler değil ücretlilerdir. Tefvîz muavini ise yöneticidir. Velâyeti genel olduğundan hiçbir işte ona özel görev verilmez. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 97: Maslahatları yönetme siyaseti

Madde 97: Maslahatlar, daireler ve idareler bölümlerinin idare etme siyaseti; nizamda basitlik, işlerin infazında çabukluk ve idarecilerde kifayet bulunması üzerine kuruludur. Devamını oku
anayasa

Madde 77: Kâdılar üç kısımdır:

in Yargı
Madde 77: Kâdılar üç kısımdır: Kâdı: Ceza ve muamelat bakımından, insanlar arasındaki husumetleri ayırır. Muhtesib: Cemaat hakkına zarar veren aykırı hareketlere bakar. Mezâlim Kâdısı: Devlet ile insanlar arasında vaki olan anlaşmazlıklara bakar. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 86: Kadı Muhtesibin naibleri

in Yargı
Madde 86: Muhtesibin kendine, muhtesiblik şartları taşıyan naipler seçme ve onları muhtelif yerlere gönderme hakkı vardır. Bu naipler, tayin edildikleri mahallerde ve bölgelerde kendilerine bırakılan davalarda hisbe görevini yapma salahiyetine sahiptirler. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 114: Erkekler ve Kadınların yükümlülükleri

Madde 114: Erkeklere verilen haklar kadınlara da verilir. Erkeklere yüklenen yükümlülük kadınlara da yüklenir. Ancak İslam’ın kadın ve erkeklere şer-i deliller ile tahsis ettiği haklar müstesnadır. Dolayısıyla kadının ticaret, ziraat ve sanayi işlerine katılma, muamelat ve akitlerde bulunma, her tür mülke sahip olma hakkı vardır. Kendi başına veya başkası ile ortak olarak malını çoğaltabilir.… Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 165: Beldelerimizde yabancı malların yatırımı ve işletilmesi

Madde 165: Beldelerimizde yabancı malların işletilmesi ve yatırım yapılması men edilir. Yine herhangi bir yabancıya ayrıcalık tanınması da men edilir. Devamını oku
Hilafet Devleti, Anayasa,

Madde 184: Dış siyasette siyasi manevralar.

Madde 184: Dış siyasette siyasi manevralar zaruridir. Siyasi manevralardaki kuvvet ise amellerin ilanında ve hedeflerin gizlenmesinde saklıdır. Devamını oku
HABER

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Tuzak...

Hilafetin İlan Edilmesi IŞİD'in İçine Düştüğü Bir Tuzaktır, Bu Onun Örgüt Olmasını Asla Değiştirmez H. 01 Ramazan 1435, M. 29 Haziran 2014 tarihinde IŞİD örgütünün resmi sözcüsü Ebu Muhammed Adnani,…

IŞİD Tarafından Hilafetin İlan Edilmesi

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere... es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh"Ey değerli kardeşlerim!